29 Eylül 2020 Salı

Doğal makyaj nasıl uygulanır?






Canlı ve taptaze görünen bir yüz her zaman tarz!
Özellikle içinde bulunduğumuz yaz aylarında, yoğun ve ağır makyajlar hiç bize göre değil; tabii ki katılacağımız bir davet yoksa. Bu nedenle günlük makyajında daha doğal bir stil tercih etmelisin. Çok hafif bronz veya pembemsi görünüm sıcak yaz günleri için ideal! Ama yok gibi görünen, doğal makyajın bile bir tekniği var. Şimdi bunu öğrenmeye var mısın?
 
Cildine nemlendirici sürerek makyajına başlayabilirsin. Ardından, biraz pürüzlü ve kusurluysa primer uygulayabilirsin; böylece makyajın cildinle daha rahat şekilde bütünleşir ve kalıp gibi durmaz. Cildine biraz renk vermek ve daha kusursuz görünmesini sağlamak için, BB kremlerden yararlanabilirsin. Ayrıca güneş koruyuculu BB kremlerle, cildini UV ışınlarına karşı da korumuş olursun. Eğer sivilceler varsa ve hala belirginse, kapatıcını üzerine uygulayıp parmak uçlarınla hafif dokunuşlarla dağıtıp, tekrar BB krem uygulayabilirsin.
 
Şimdi de sıra biraz renklenmeye geldi. Doğal makyaj olsun diye soluk bir görünüm oluşmasına gerek yok. Bu nedenle, pembe tonlarda bir krem allığı elmacık kemiklerine sürüp, parmak uçlarınla yay. Krem allığı dudaklarına uygulayarak da hafif pembemsi görünen dudaklar elde edebilirsin.
 
Gözlerini belirginleştirmek için, dumanlı göz makyajı ya da renkli göz farı kullanmak yerine, yumuşak ve nude tonda mat bir far ve göz kalemi kullanabilirsin. Göz kapağına farı uyguladıktan sonra, üst kirpik diplerine siyah göz kalemi çek ve parmak uçlarınla dağıt. Göz farını, göz pınarlarına uygulayarak da bakışlarını vurgula.
 
Kaynak: Makyaj.com



a10d5165ef964282a604d99b28e8b17d

Mineral makyaj nedir?

Kozmetik dünyasının son trendlerinden mineral makyaja dair bilmeniz gerekenleri derledik.



Kozmetik dünyasının son trendlerinden mineral makyaja dair bilmeniz gerekenleri derledik.
Mineral makyaj nedir?
İçeriğinde zararlı kimyasal bulunmayan, tamamen minerallarden üretilen kozmetik malzemeler ile yapılan makyaja "mineral makyaj" denir.  Bu grupta yer alan eyeliner, far, allık, ruj, fondöten, pudra ve kapatıcılar doğadaki doğal tuzlar gerekli oranlarda karıştırılarak elde edilir. Toz ve likit alternatifleri bulunan ürünleri  
 
Mineral makyajın avantajları ve dezavantajları nelerdir?
Tek kat fondöten, pudra veya kapatıcı ciltteki renk farklılığını ortadan kaldırmaya yeter. Az sürüldüğü için yüzde ağırlık hissi yaratmaz ve gözenekleri fazla tıkamaz.
Mineral makyaj ürünleri varla yok arası makyaj sevenler için idealdir. Doğal görünüm sağlamak için tercih edilirler.
İçeriklerindeki mineraller sebebiyle yansıtma özellikleri vardır. Bu, ciltteki çizgi ve kırışıkları bir tür ışık oyunuyla gizlemelerini sağlar. Aynı zamanda güneşin zararlı etkilerinden de koruyucu etkiye sahiptirler.
Mineral makyaj, ciltten uzun süre silinmez.

 
Ancak bütün bunlar mineral makyajın cildinize hiçbir zarar vermeyeceği anlamına gelmiyor. Eğer her gün makyaj yaparsanız, cildinizi düzenli olarak temizlemezseniz, yüzünüzü iyi temizlemeden makyaj yaparsanız cildiniz zarar görür. Gözenekleriniz kapanır, sivilce ve akne sorunu yaşayabilirsiniz. Hava almayan cilt, fondöten, pudra ya da kapatıcı kullanmadığınızda solgun ve sağlıksız görünür.
 
Bunun için haftada 2, mümkünse 3 gün cildinize nemlendiriciden başka bir şey sürmeyin. Makyajınızı yatmadan önce mutlaka temizleyin. Siz uyurken gece cildiniz kendini yeniler.



cf2b14920d42453494da45104d89d71c

23 Eylül 2020 Çarşamba

Gargara ağız kokusunu giderir mi? Uzmanı açıkladı

Can sıkıcı bir hal alabilen ağız kokusu, kişiyi toplum içinde de utandırabiliyor. Genellikle ağız hijyeninin doğru olarak sağlanamamasından kaynaklanan ağız kokusunu gidermek içinse pek çok yola başvuruluyor. Gargaralar da ağız kokusunu gidermede çok sık başvurulan yollardan birisi. Ancak piyasada çok fazla çeşitte gargara var ve hepsinin uygulama süreleri, etkileri farklı. Peki, bu durumda gargara alırken neye göre karar vermemiz gerekiyor? Ağız kokusuna iyi gelen gargara hangisi? Ağız gargarası ne işe yarar?

ABONE OL


Yarımbaş, "Mekanik plak temizliğini desteklemek ve farklı etkilerinden faydalanmak için diş macunları da uygulamaya yardımcı olarak önerilir.


Diş macunlarının içine ilave edilen antibakteriyel maddeler, bakteri plağındaki patojen oluşumunu kontrol ederek periodontal hastalıkları ve diş çürüklerini engellemeyi hedefler.


Ancak bu amaç için antibakteriyel etkinin tek başına yeterli olmadığı, plağın mekanik olarak ağız ortamından uzaklaştırılmasının gerekli olduğu unutulmamalı.


Günde en az 2 kez düzenli olarak diş fırçalamak, ağız sağlığının vazgeçilmez aşamasıdır.


Diş ipi, arayüz fırçaları, superfloss, ağız gargaraları, ağız duşu ve dil fırçaları dental hijyenin temel basamaklarında yer alır" dedi.


Diş ipi ne zaman kullanılır?

Diş ipinin fırçalamadan sonra yapılması gerektiğine dikkat çeken Yarımbaş, şöyle devam etti:

"Arayüz fırçaları dişlerin aralarında geniş boşluklar ya da braketler, köprüler ve implantlar varlığında dişler arası bölgenin temizliğinde kullanılır.


Superfloss, köprü protezleri varlığında diş ipinin aralarından geçemediği için proteze dâhil olan dişlerin ara yüzeylerinin ve köprü gövdesinin altının temizlenmesinde kullanılır. Günde bir kez mutlaka uygulanmalı.


Gargara hakkında bilinmesi gerekenler

Gargaralar mekanik temizlik işlemlerine kimyasal olarak destek olurken ağız duşları diş aralarında kalan besin artıklarının çabucak çıkarılmasına yardım eder.

Değişik içerik ve şekilde piyasaya sunulan ağız gargaraları hekimler ve hastalar tarafından kolay uygulanabilmesinden dolayı koruyucu tedavinin önemli bir safhasını oluşturuyor. Ancak uygulama süreleri ve etkileri farklılık gösteriyor.


Antibakteriyel etkisi olan gargaralar; ağız florasında periodontal hastalık, diş çürüğü sebebi olan bakterilerin sayıca azaltılmasında, ağız kokusunu azaltmada, cerrahi operasyonların ağız mukozasında yol açtığı zararlı etkilerin azaltılmasında, yara iyileşmesinde yardımcı olurlar.


Günlük ağız gargaraları diş fırçasının ulaşamadığı bölgelerde bakteri aktivasyonunu bitirir, dezenfeksiyon sağlar ve kötü koku oluşmasını da engeller."


942cb25ca13d4420a55fc8c2b221a4f5

D vitamini almayı hangi yiyecekler hızlandırır?

Uzman Diyetisyen Gökçen Özüpek, yazın gelmesiyle bağışıklık sistemini güçlendirenD vitamini almak için en verimli dönemin de başlamış olduğuna dikkat çekti. Özüpek, D vitamini almayı hangi yiyeceklerin hızlandırdığını ve D vitamininin neden bu kadar önemli olduğunu açıkladı.

ABONE OL


"Sırası ile karaciğer ve böbrekte oluşan metabolik faaliyetler ile biyolojik açıdan aktif formu olan; kalsitriol molekülüne dönüşür. Bu sayede D vitamini vücudumuzda aktif rol alabilmekte, kemik-kas sağlığı ve bahsetmiş olduğum birçok kronik hastalığa karşı koruyucu görevini üstlenebilmektedir" ifadelerini kullandı."


D vitamini almayı hangi yiyecekler hızlandırır?

D vitamini almanın bir yolunun da besinlerden geçtiğini belirten Uzman Diyetisyen Özüpek "D vitamini balık karaciğer yağında yoğun olarak bulunur. 100 gr balık karaciğer yağında 10 bin IU (ünite) D vitamini bulunur. 100 gram balıktaki D vitamini, balık yağlı olduğu takdirde 300-1000 UI kadardır."

"Balık yağı dışındaki doğal yiyeceklerde D vitamini az miktarda bulunmaktadır. En zengin kaynak sayılan karaciğerin 100 gramında 100-400 IU, tereyağında 50-60 IU, sütün bir litresinde 3-10 IU, bir yumurta sarısında 20-100 IU kadar D vitamini bulunur."


"Sağlıklı yetişkin bireylerde (herhangi bir kronik hastalığı olmayan) güneş ışığının yanı sıra, yeterli ve dengeli beslenme sayesinde her gün 1 yumurta, 2 su bardağı tam süt ya da süt ürünleri, haftada 1-2 kez yağlı balık tüketilmesiyle D vitamini gereksinmesi karşılanır" dedi.


D vitamini oluşumu kişinin ten rengine ve yaşına göre değişir

D vitamini oluşumunun kişiye göre değiştiğini belirten Uzman Diyetisyen Gökçen Özüpek "Güneşlenme sırasında D vitamini oluşumu; ışınların dik veya eğik gelmesine, kişinin ten rengine ve yaşına göre değişir."

"Kış aylarında güneş ışınları eğik açı ile geldiği için D vitamini oluşumunun yetersiz olduğu bilinmektedir. Ülkemizde kış mevsimi dışında her gün 15-20 dakika kadar yüz, el, kol, ayak ve bacakların güneş ışığı ile temas ettirilmesi ile birlikte D vitamininin vücutta aktif forma dönüşmesindeki ilk adımı sağlamış oluruz."


"Esmer olan kişiler, açık tenli olanlara kıyasla daha uzun süre güneşle temas etmelidir. Ancak güneş ışınlarının dik açı ile geldiği saatlerde uzun süre güneşlenmenin cilt kanseri gelişme riskini artırdığı unutulmamalıdır" diye konuştu."


D vitamini neden önemlidir?

D vitamininin vücut için başlıca faydalarını belirten Uzman Diyetisyen Gökçen Özüpek şunları söyledi: "D vitamini kas ve kemik sağlığında çok önemli bir role sahiptir. Kalsiyum ve fosforun bağırsaklardan emilimine katkı sağlamaktadır. D vitamini eksikliğinde raşitizm (çocuklarda kemik yumuşaması), osteoporoz (kemik erimesi), osteomalasia (kemik yumuşaması) gibi kemik hastalıklarının oluştuğu bilinmektedir.

Kemik dışında beyin, kalp, mide, pankreas, deri, meme, T ve B lenfositleri (bağışıklık sisteminde temel öneme sahip birkaç farklı türde beyaz kan hücreleri) ve monositlerde (bakteri, virüs ve mantarlarla savaşan bir tür beyaz kan hücresi) vitamin D reseptörü (VDR) bulunmaktadır.


"D vitamini yetersizliğinde MS riskinin arttığını, D vitamini ile atakların azaldığını bildiren bilimsel çalışmalar bulunmaktadır. D vitamini pankreasta bulunan beta hücrelerini uyararak insülin salınımını artırır."


"D vitamini hücre farklılaşması ve çoğalmasındaki etkinliği sebebiyle kanser hücrelerinin çoğalmasını azaltıp apoptozisini (hücre ölümü) uyararak kanser gelişim riskini azaltır."


"Aynı şekilde kontrolsüz çoğalan hücrelerle belirlenen sedef hastalığının iyileştirilmesinde etkili olduğu bilinmektedir."


"Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemini' (kan basıncını ve sıvı dengesini düzenleyen hormonal bir sistem) inhibe eder. Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemi (RAAS) fazla miktarda çalıştığında; yüksek kan basıncına (hipertansiyon), böbrek hastalığına ve kalp yetmezliğine neden olmaktadır."


"D vitamininin RAAS sistemini inhibe etmesinin sonucunda hipertansiyon, böbrek hastalığı ve kalp yetmezliği önlenebilmektedir. Yapılan güncel çalışmalarda D vitamini yetersizliğinin obezite oluşumu için risk faktörü olduğu da vurgulanmaktadır."


d6f8245910e245ff99d7b39823186dfd

Gözde Kansu kimdir?

"Dekolte" Gözde Kansu olarak hafızalara kazınan oyuncu bu sezon Show TV'nin sevilen dizisi "İçerde"'de Çetin Tekindor'un eşi Yeşim'i canlandırıyor.

35 yaşında, Aslan burcu


Oyuncu Dükkanı isimli kast ajansına kayıtlıdır.


Tiyatro merakı daha çok küçükken ailesinin onun esnek oluşundan korkup doktora götürmesiyle başlamış. Önce daha anaokulunda iken ailesi doktoru dinleyip kendisini baleye yazdırmış, daha sonra ki okul yıllarında da Gözde Kansu sürekli Tiyatro ile ilgili ne varsa araştırmış, bakmış, takip etmiş.


Gözde Kansu imaj değiştirdi.


Gözde Kansu saçlarını sarı renk yaptı.


Bugüne kadar Ankara'nın Dikmeni, Medcezir, Al Yazmalım, Hanımın Çiftliği, Neşeli Hayat, Dudaktan Kalbe, Mürüvvetsiz Mürüvvet gibi bilindik dizilerde oynadı.


Aynı zamanda Issız Adam sinema filminde de rol aldı.


Gözde Kansu İçerde dizisinde oynamaya başladı.


Gözde Kansu 1980 İzmir doğumlu oyuncu.


Oyuncu Dükkanı isimli kast ajansına kayıtlıdır.


Aynı zamanda Issız Adam sinema filminde de rol aldı.














6a66539e383b47b1a945246fc6a1481f