24 Temmuz 2020 Cuma

İlişkinize zarar verecek alışkanlıklar

Eğer ilişkinizin gelişerek ilerlemesini ve büyümesini istiyorsanız, bu alışkanlıkları bir kenara bırakmanızın zamanı gelmiş demektir. İşte ilişkilere zarar veren alışkanlıklar:

ABONE OL


Negatif olmak

Çevrenizde olan olaylara sürekli negatif taraftan bakmak, hiçbir şekilde memnun olmamak sevgilinizi ve ilişkinizi yorabilir.

Aşırı iyi sevgili, eş olmak

Partneriniz için mükemmel olmaya çalışmak eninde sonunda sizi de onu da yoracaktır. Yaşanan tartışmaları sürekli olarak alttan almanız, duygularınızı içinize atmanız daha sonrası için ilişkinize zarar verebilir. Bundan dolayı duygularınızı açıkça dile getirmekten korkmamalısınız.

Sadece onun fikirlerine güvenmek

Uzun süre yalnız bir hayatı olan kişiler, ilişkileri olduğunda tek taraflı düşünebiliyorlar. Bunun nedeni ilişki ve yaşam hakkında biriyle birlikte yaşamaya alışkın olmadıklarından. İlişkiyi dengede tutmanın püf noktası ise, her iki partnerin de birbirlerini dinlemesidir.

Sürekli olarak yalan aramak

Partnerinizden sürekli olarak şüphelenmenşz ve yalanını yaklamaya çalışmanız ilişkinize büyük zararlar verebilir.

Her şeyi kontrol etme isteği

Partnerinizin de bir birey olduğunu unutmamalısınız. Partneriniz ile ilgili her şeyi kontrol etmeniz, ona baskı altında olduğunu hissettirecektir ve bir süre sonra bu durum onu bunaltacaktır.

Geçmişte yapılan yanlışları tekrar gündeme getirmek

Geçmişte yaşanan tatsızlıkları sürekli olarak gündeme getirmek sadece yeni tartışmalara yol açacaktır.

Fazla harcama yapmak

Örneğin ortak bir planınız için biriktirdiğiniz parayı, kişisel bir şey almak için harcamanız ilişkinize zarar verebilir. Sorunsuz bir ilişkiniz olsun istiyorsanız, paylaşımcı ve düşünceli olmalısınız.

Bir şeyler direkt söylemek yerine ima etmek

Partneriniz, siz açıkça söylemeden hissettiklerinizi veya düşündüklerinizi fark edemeyebilir. Anlamasını beklemek sizi de yıpratabilir. Bundan dolayı duygu ve düşüncelerinizi direkt olarak partnerinizle paylaşmanız, ilişkinizi daha da kuvvetlendirecektir.

6f7c544b73834610a84077b213f13d5c

İşte bilimsel olarak cevabı: Stres kanser yapar mı?

Corona virüs (COVID-19) salgını nedeni ile birçok kişi geleceğe ait ciddi kaygılar duyuyor. Gerek hastalığa yakalanma korkusu gerekse normal yaşama ne zaman dönülebileceğinin belirsiz olması, işini kaybetme stresi ve ekonomik kaygılar herkesi etkiliyor. "Son günlerde bize en çok sorulan soru, stresin kansere yol açıp açmayacağı" diyen Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr.Öğr. Üyesi Tayfun Hancılar, açıkladı

Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte bilimsel olarak stresin kansere yol açtığını kanıtlayan hiçbir çalışma yoktur.

Hangi tür stres zararlıdır?

İki tür stres vardır:

Akut stres: Trafikte yaşanan günlük sorunlar, iş yerinde arkadaşınızla ya da evde eşinizle olan tartışmalar, işle ilgili süreli sorunlar vs. şeklindedir. Bu tarz stres, günlük hayatta hepimizin yaşadığı sorunlardan kaynaklanır. Hızlı kalp atış hızı, tansiyonda yükselme, hızlı nefes alma, kas gerginliği, artan terleme gibi belirtilere yol açar, geçicidir ve herhangi bir hastalığa yol açmaz.

Kronik stres: Uzun süre devam eden stres türüdür. Yaşadığı evde eş ya da ebeveynlerle olan ve tekrarlanan sorunlar, sevmediğiniz bir işte çalışmak, sık sık ekonomik güçlükler yaşamak vs... Bu tarz stres kalp hastalıkları, uyku bozuklukları, hipertansiyon ve en önemlisi vücudun stres anında salgıladığı kortizolün bağışıklık sistemi üzerindeki olumsuz etkileri (lenfositlerin baskılanması) gibi sorunlara yol açabilir.

Araştırmalar stres ve kanser arasında bir bağ saptayamadı

Uzun süreli stresin, bağışıklık sistemini etkilemesi nedeni ile kansere yol açabileceği ileri sürülen bir düşüncedir. Meslek hayatımda gördüğüm çok sayıda kanser hastası, hastalıklarını strese bağlamaktadırlar. Ancak yapılan araştırmalar stresin kanserle ilgisini saptayamamışlardır.

En mutlu ülkeler de kansere yakalanıyor

Bana çok ilginç gelen bir istatistik, size de bu konuda fikir verecektir. Her yıl "Dünyanın en mutlu ülkeleri" ve "Dünyada en çok kanser görülen ülkeleri'' sıralaması yayınlanır. Dünyada en çok kanser vakası görülen ilk 5 ülke; Avustralya, Yeni Zelanda, İrlanda, Macaristan ve ABD'dir. Ancak bu ülkeler, mutluluk sıralamasında da ön sıralardadır. Avustralya: 11., Yeni Zelanda: 8., İrlanda: 16., Macaristan: 62., ve ABD: 19. sıradadır. İlginçtir ki dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı Norveç ve Danimarka kanser hastalıkları sıralamasında 8 ve 9. sırada yer alırlar

Görüldüğü gibi, stres oranı düşük ülkelerin insanlarında kanser oranı yüksek. Bunun sebebi elbette kanserin gerçek nedenlerinin sigara, alkol, yağ oranı yüksek beslenme, obezite gibi faktörler olmasıdır.

Bilimsel araştırmalar ne diyor?

Bu konuda araştırmalar yapılmıştır ancak çoğunlukla stres ve kanser arasında ilişki saptayamamışlardır. 2013 yılında 116 bin kişi incelenmiş, aralarında saptanan 5 bin 700 kanser vakası incelendiğinde stres ve kanser arasında bir bağlantı saptanamamıştır. İngiltere'de 116 bin kadın arasında görülen bin 783 meme kanseri vakası incelendiğinde, genç yaşta ebeveynlerini kaybetmiş kadınlarda dahil olmak üzere stres ve meme kanseri arasında bağlantı saptanamamıştır.

Stresin zararları nelerdir?

Peki ,stres çok mu masum? Elbette hayır! Stres esnasında vücut; epinefrin ve norepinefrin gibi stres hormonları salgılar ve bu da kan basıncında artma, kalp atışlarında hızlanma ve kan şekerinde yükselme gibi olumsuz etkilere yol açar. Görüldüğü gibi stres kansere yol açmasa da özellikle kalp sağlığı açısından olumsuz sonuçlara yol açar.

Stres kanser hastalarını olumsuz etkiler mi?

Evet. Stresin kanser yaptığına dair elimizde veri yok ama kanser hastalığına yakalanmış kişilerde sonuç farklı. Eğer kişi kanser hastalığına yakalandıktan sonra stresten kurtulamazsa ve depresyona girerse maalesef hastalık kötü seyrediyor. Çünkü beyin savaşmazsa vücut teslim oluyor. Bu tip kanser hastaları spor yapmıyor, beslenmelerine özen göstermiyor ve tedavi uyumları kötü oluyor. Tam tersine kanserin yol açtığı stres ve depresyonu yenebilen, morali yüksek, yaşama bağlanan kanser hastaları tedaviye daha uyumlu, immün sistemleri daha güçlü, spor yapan iyi beslenen kişiler olarak daha uzun süre hastalıksız yaşayabiliyorlar.

O zaman "Coronada negatif ama kanserde pozitif'" olalım. "Stres kanser yapar mı acaba?" diye de boşa stres yapmayalım.

096f39d2bb4844459e7a8325a94305fe

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Geceleri çorap ile uyumanız için 5 geçerli sebep

Tarihi Mısırlılar, Yunanlılar ve Romalılara dayanan çorap hakkında bilmediğiniz şeyler olabilir! Genel olarak ayaklarımızı ısıtmak ve ayakkabımızı rahatça kullanmak için giydiğimiz çoraplar ile uyumak aslında hem fiziksel hem de ruhsal rahatlama yaratıyor. Peki, gece çorap ile uyursak ne olur? İşte gece yatağa girmeden önce çorap giymek için 5 geçerli sebep... Bu faydaları okuduğunuzda çok şaşıracaksınız! PEMBENAR ÖZEL

ABONE OL


Aslında ayakları ısıtmak, kan damarlarını genişleterek beyne 'yatma vakti' mesajını verebiliyor. Yapılan bazı araştırmalar el ve ayak damarlarının genişlemesinin uykuya dalma süresini de kısalttığını ortaya koymuştu.


2-Raynaud hastalığını önleyebilir

Raynaud hastalığı, stres ve soğuk gibi nedenlere bağlı olarak kanın damarlarda düzgün bir şekilde dolaşamamasına yol açar. Damarlarda düzgün dolaşamayan kan da belirli bir noktaya hücum ederek uyuşukluğa, ani ağrıya ve kramp benzeri semptomlara yol açar.

Çorap giymek, vücut sıcaklığınızı düzenleyerek ve ayaklarınızı koruyarak Raynaud fenomeni hastalığının ataklarını önleyebilir.


3-Kan dolaşımını düzenler

Çorap ile uyumak kanınızın daha iyi dolaşmasına yardımcı olduğu için sağlıklı uyku şansınız yükselir. Bu da size uyku saatinde daha verimli uyuma şansı sunar.

İyi alınmış bir uyku gün boyunca sizi güçlendirir ve kendinizi daha sağlıklı, mutlu ve enerjik hissetmenizi sağlar.


4-Sıcak basmalarını önler

Sıcak basmaları aslında vücuttaki hormonal dengesizliklerden kaynaklanır. Geceleri çorap ile uyumak özellikle menopoza dönemindeki kadınlarda sıcak basmalarını önlemeye yardımcı olabilir.

Çünkü vücut ısısı, dolaşımın artmasıyla birlikte azalır.


5-Çatlamış ayaklar için birebirdir

Kuru ayaklarınız veya çatlamış topuklarınız varsa çorap giymek onları nemlendirmenize yardımcı olabilir. Yatmadan önce ayaklarınıza yağ veya nemlendirici losyon sürün ve gerisini çoraplarınıza bırakın. Bu yöntemi ellerinizde de uygulayabilirsiniz.

Ayaklarınızı ve ellerinizi çoraplarla kaplı tutarsanız çatlak ve kuru cildi iyileştirmek için gerekli olan tüm nemi de hapsedersiniz.


ae167d8c1ca44479a5dc64f301ec881a

HPV virüsüne dikkat!

İnsan siğil virüsü (HPV) infeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir hastalıktır ve muhtemelen cinsel yolla bulaşan hastalıkların en sık nedenidir. Kadın Hastalıkları Ve Doğum Uzmanı Jinekolojik Onkoloji Profesör Doktor Korhan Kahraman Konu Hakkında Bilgiler Verdi.

Dünya genelin de HPV infeksiyon oranı (prevalansı) geniş değişkenlik göstermekle birlikte dünya genelindeki prevalans oranı %10 olarak bildirilmektedir. HPV içeren cilt, vücut içi boşluklar, vücut sıvıları ile her türlü temas infeksiyonun bulaşımına neden olabilir. İnfekte bireyle cinsel teması olanların yaklaşık 2/3'si ilk üç aylık dönemde HPV ile infekte olmaktadır.

Yaşam boyu seksüel partner sayısındaki fazlalık HPV infeksiyonu için en yüksek risk faktörüdür. Erkek partnerin seksüel partner sayısının fazla oluşu ve seksüel yaşam biçimi de kadınlardaki HPV infeksiyonu için bağımsız bir risk faktörü olarak tanımlanmıştır. Yapılan çalışmalarda kadının erkek partnerinin seksüel partner sayısındaki artış ile serviks kanseri arasında yine pozitif bir birliktelik olduğu gösterilmiştir. HPV infeksiyonuna en sık 25 yaş altındaki seksüel aktif kadınlarda rastlanmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan geniş serili bir araştırmada, cinsel ilişkisi olan 14-19 ve 20-24 yaş grubundaki kızlarda HPV enfeksiyonun görülme sıklığı sırası ile %39 ve %49 olarak tespit edilmiştir. Bir başka çalışmada 25 yaşın altındaki kızlarda HPV infeksiyon sıklığı %36 iken bu oran 45 yaş ve üstünde %2,8 olduğu bildirilmiştir. Genç kadınlarda HPV sıklığı yüksek olmasına rağmen bu yaş grubunda görülen HPV infeksiyonlarının çoğu belirli bir zaman sonra spontan olarak geriler ve nadiren yüksek dereceli rahim ağzı lezyonlarına neden olur.

HPV tipleri ve HPV aşıları

Son 10 yılda rahim ağzı kanserine karşı korunmada, koruyucu HPV aşıları, yaygın kullanım alanı bulmaya başlamıştır. Bu aşıların kullanımında amaç, öncelikli olarak karsinojen HPV tiplerinin neden olduğu rahim ağzı infeksiyonunu engelleyerek HPV ile ilişkili kanser öncülü patolojilerin ve nihai olarak rahim ağzı kanserinin gelişimini engellemektir. Günümüzde hali hazırda yaygın olarak kullanımda bulunan iki farklı HPV aşısı vardır.

Bunlardan biri rahim ağzı kanserine neden olan iki en sık HPV tipini (Tip 16 ve 18) içeren ikili aşı ve ikincisi bu iki tip HPV (16 ve 18) yanında rahim ağzı kanseri ile ilişkili olmayan ancak genital bölgede siğile en sık neden olan iki farklı HPV tipini de (Tip 6 ve 11) kapsayan dörtlü aşıdır. Ayrıca yakın bir zamanda ABD'de ruhsatlanarak piyasaya girmiş olan dokuzlu aşının da 2017 yılı başlarında ülkemizde kullanıma girmesi beklenmektedir.

Tüm dünyada, HPV aşılarının kullanımı için ulusal ve uluslararası birçok sağlık kuruluşu tarafından, aralarında sadece bazı kısmi farklılıklar olan protokoller belirlenmiştir. Bunların ortak noktası, aşılama hedef grup olarak çocukluk ve ergenlik döneminde bulunan ve cinse olarak aktif olmayan kızların hedeflenmiş olmasıdır. Bu dönemin hedeflenmiş olmasının nedeni koruyucu aşıların HPV ve HPV ile ilişkili hastalıklar üzerinde tedavi edici bir etkisini olmaması, bu nedenle de HPV ile karşılaşmanın olmadığı ve aynı zamanda aşının en etkin koruyuluğa ulaştığı dönemde aşı kürünün tamamlanarak, koruyucu etkinliğin sağlanmak istenmesidir.

Son dönemde güncellenen önerilerde artık erkek çocuklarının aşılanması gündeme gelmeye başlamıştır. Genel olarak uygulama protokolü, ülkemiz içinde resmi olmamakla beraber geçerli olarak; şu anda piyasada olan iki aşının da öncelikli olarak hedef yaş grubu 11-12 yaş kız çocukları (bazı ülkelerde aynı yaş erkek çocuklarına da) olarak belirlenmiştir. Diğer yandan, aşıların 9-26 yaş aralığındaki kızlara herhangi bir dönemde liberal olarak yapılabileceği bildirilirken, 26 yaşın üzerinde de, rutin öneri haricinde, talebe bağlı olarak (opsiyonel), koruyucu etkinin beklenen en yüksek etkinliğin altında kalacağı bilinerek uygulanabileceği bildirilmektedir. Her iki aşı da 3 doz halinde son doz 6. ayda olacak şekilde uygulanmaktadır.

38f8fee15d024ee1a1e4622a2e0742da

Ünlü oyuncuların şimdiki halleri

Bir dönemin küçük ünlü oyuncuları şimdilerde çok büyüdü. İşte o ünlülerin şimdiki halleri...

Babam ve Oğlum filmini izlediyseniz bu fotoğrafı görür görmez içinizin bir garip olacağı kesin!

 


İşte Babam ve Oğlum'da Deniz karakterini oynayan Ege Tanman'ın son hali


Aliye dizisinin Arda'sı Ayberk Koçar


Sevimliliği ile dikkatleri üzerine çeken Ayberk Koçar'ın son hali şaşırtıyor


İşte Ayberk Koçar'ın son hali


Ariana Richards


Ariana Richards


Bir dönem Küçük İbo olarak anılan küçük şarkıcıyı hatırladınız mı?


İşte Küçük İbo'nun şimdiki hali


İbrahim Küçük...


Küçük İbo ile aynı dönemlerde çıkan Küçük Onur


Sanat dünyasından uzaklaşan Küçük Onur'un şimdiki hali


Bradley Pierce


Bradley Pierce


Çocuklar Duymasın dizisinde Havuç karakterini canlandıran Furkan Kızılay'ın son halini bilmeyen var mı?


Oyunculuk hayatına devam eden Furkan Kızılay'ın son hali


Sihirli Annem dizisini hatırladınız mı?


Peki Cem karakterini oynayan Buğra Özmüldür'ü?


İşte Buğra Özmüldür'ün şimdiki hali


Cole Sprouse


Cole Sprouse


Biraz daha geçmişe gitmeye ne dersiniz? Mesela Üvey Baba'ya...


Üvey Baba adlı dizide Lamia karakterini canlandıran Burçin Abdullah son haliyle seyircileri baya bir şaşırttı.


Burçin Abdullah


Sihirli Annem dizisinde Ceren karakterini canlandıran Gizem Güven

 


Gizem Güven


Game Of Thrones izleyicilerinin bu değişimin farkında olduğunu sanıyoruz... Isaac Hempstead Wright


Isaac Hempstead Wright


Kirsten Dunst


Kirsten Dunst


Çocuklar Duymasın dizisindeki Duygu'yu hatırlamayan yoktur sanıyoruz.


İşte Duygu karakterini canlandıran Ayşecan Tatari'nin son hali...


Ayşecan Tatari


Evde Tek Başına film serisi ile tanıdığımız Macaulay Culkin'in son hali de sevenlerini epey şaşırtıyor.


Macaulay Culkin


Aşk - Memnu dizisindeki Bülent karakteriyle tanıdığımız Batuhan Karacakaya ise "Bir hayli büyümüş" dedirtiyor.


İşte Batuhan Karacakaya'nın son hali


Batuhan Karacakaya


Sihirli Annem'deki Çilek rolü ile hafızalara kazınan Zeynep Özkaya'nın bu hallerini hatırlıyorsunuzdur. Peki son halini gördünüz mü?


İşte Zeynep Özkaya'nın bugünkü hali...


Daha da eskilere gidelim dedik.


'Güllüşah' adıyla tanıdığımız Hülya Koçyiğit'in kızı Gülşah Alkoçlar'ın şimdiki hali...


Gülşah Alkoçlar


Star Wars'taki Anakin Skywalker'i canlandıran Jake Lloyd'u hatırlıyor musunuz?


İşte Jake Lloyd'un son hali...


Ivana Baquero


Ivana Baquero


İki Aile dizisinde rol alan Ece Çeşmioğlu


Ece Çeşmioğlu


'Ömercik' ismi ile pek çok filmde oynayan Ömer Dönmez


Ömer Dönmez


Haley Joel Osment


Haley Joel Osment


 

Bücür Cadı dizisini izlemeyen var mı? Peki Bücür Cadı'nın son halini merak ediyor musunuz?

 


İşte Bücür Cadı olarak bilinen Merve Erdoğan


Merve Erdoğan


Sihirli Anneme tekrar bir göz atalım istedik. Diziye sonradan dahil olan Toprak karakterini hatırladınız mı?


Toprak'ı canlandıran Jennifer Boyner de bir hayli büyümüş.


Jennifer Boyner


Jennifer Boyner


Joseph Mazzello


Joseph Mazzello


Yeşilçam'a tekrar bir dönelim dedik. İşte Yeşilçam filmlerinin olmazsa olmazı Sezercik


'Sezercik Aslan Parçası' filmi ile gönülleri fetheden Sezer İnanoğlu'nun son hali


'Yumurcak' isimli film serisi ile tanınan bu küçük çocuğun kim olduğunu bilmeyen kaldı mı?


O isim İlker İnanoğlu


Stuart Little filmindeki Jonathan Lipnicki


Jonathan Lipnicki


Cennet Mahallesi dizisinden Seyit Karabulut , Belemir Temizsoy


Seyit Karabulut , Belemir Temizsoy


'Ayşecik' ile tanınan Zeynep Değirmencioğlu


 

Zeynep Değirmencioğlu

 


Cansu Demirci, Selena dizisinde Selin karakterini canlandırdı


Cansu Demirci'nin son hali


Dakota Fanning


Dakota Fanning


 

En Son Babalar Duyar adlı dizisinden Jale Azaklı'yı hatırlıyor musunuz?

 


O da büyüdü ve hatta evlendi işte Jale Azaklı'nın son hali...


Exorcist (Şeytan) filminde içine şeytan giren küçük kız Linda Blair


Linda Blair


Jake Cherry


Jake Cherry


a2adbf8481264556b9cd028fcd1989e9