30 Mayıs 2020 Cumartesi

Moda dünyasına genç yetenekler katılıyor

Türk moda dünyasına genç yetenekler kazandırarak sektör sürdürebilirliğine önemli katkı sağlayan KOZA Genç Moda Tasarımları Yarışması'nın bu sene 25.si düzenleniyor.



Türk moda dünyasına genç yetenekler kazandırarak sektör sürdürebilirliğine önemli katkı sağlayan KOZA Genç Moda Tasarımları Yarışması'nın bu sene 25.si düzenleniyor.
1992 yılından beri moda dünyasına genç yetenekler kazandırmak amacıyla düzenlenen KOZA Genç Moda Tasarımcıları Yarışması bu yıl da kariyerini moda tasarımı alanında sürdürmek isteyenleri sektör ile buluşturuyor. Bugüne kadar seçilen finalistlerden çoğu sektörde adını duyurmuş başarılı tasarımcılardan. Bahar Korçan, Özgür Masur, Zeynep Tosun, Hakan Yıldırım, Özlem Kaya, Gül Ağış gibi birçok önemli isim bu yarışmayı kazanarak başarılarını büyük kitlelere duyurdular.
 

 
İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Biriliği (İHKİB) tarafından Ekonomi Bakanlığı'nın destekleriyle gerçekleştirilen yarışmanın gala gecesi 16 Mayıs 2017'de gerçekleşecek.
Yarışmanın birincisine 20.000 TL para ödülü ve Ekonomi Bakanlığı'nın desteğiyle yurt dışında 1 yıllık eğitim hakkı, ikincisine 15.000 TL ve üçüncüsüne 10.000 TL para ödülünün yanı sıra kazananlara 1 yıllık İngilizce dil eğitimi imkânı tanınacak. Finale kalan tüm yarışmacılara ise Moda Tasarımcıları Derneği'ne 1 yıllık üyelik; İMA'da Moda Tasarımı ve Yönetimi Lisansüstü Diploma Programı'na ücretsiz katılım ve sektörle ilgili uluslararası bir moda fuarını ziyaret imkânı sunulacak.
 

 
Moda Tasarımcıları Derneği Başkanı Mehtap Elaidi, Moda Tasarımcıları Bahar Korçan, Belma Özdemir, Bora Aksu, Gamze Saraçoğlu, Gül Ağış, Niyazi Erdoğan, Özgür Masur, Özlem Kaya, Özlem Süer, Raf Stesmans, Zeynep Tosun, Marie Claire Türkiye Genel Yayın Yönetmeni Hande Tokmak, Doğuş Yayın Grubu Projeler Koordinatörü Özge Sarıkadılar, Moda ve Stil Danışmanı Ece Sükan, Moda Yazarı Barış Çakmakçı, İHKİB Yönetim Kurulu'ndan Cem Altan, Koton Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gülden Yılmaz, Gizia Gate Marka Yönetimi Yönetim Danışmanı Kerem Fildişi, Kreatif Direktör Murat Süter, İMA Direktörü Seda Lafçı, Mimar Sinan Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü Öğretim Üyesi Dilek Alpan, Yeditepe Üniversitesi Moda ve Tekstil Tasarımı Bölüm Başkanı Müşerref Zeytinoğlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölüm Başkanı Nesrin Önlü, Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Yeşim Bağrışen jüri olarak yarışmada yer alıyor.



cd512a5399cf4b29bce8fae23ac48aa6

Pembe kurdelenin kanseri önleyen gıdalarla dansı

Kanser hastalarının uzak durması gereken besinlerin başında şeker geliyor hal böyle olunca hastaların ilk sorusu "Artık hiç tatlı yiyemeyecek miyim? oluyor. Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Meme Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nuran Beşe ve Emirgan Grup Executive Şefi Berke Kurtbay kanser hastalarının bu ihtiyacını giderecek tatlı bir iş birliğine imza attı.



Kanser hastalarının uzak durması gereken besinlerin başında şeker geliyor hal böyle olunca hastaların ilk sorusu "Artık hiç tatlı yiyemeyecek miyim? oluyor. Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Meme Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nuran Beşe ve Emirgan Grup Executive Şefi Berke Kurtbay kanser hastalarının bu ihtiyacını giderecek tatlı bir iş birliğine imza attı.
Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu ve Doğu Karadeniz Meme Hastalıkları Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Eda Küçüktülü, proje hakkında bilgiler verdi.
 
Toplum olarak tatlı yemeyi çok seviyoruz. Durum böyle olunca hastalarımızın çoğunun ilk sorusu; "Tatlı yiyebilir miyim, biraz yesem hastalığım tekrarlar mı?" oluyor. Özellikle erken tanı almış meme kanserli genç hastalarımız, hastalıklarından tamamen kurtuldukları için hem diğer memesinde kanser oluşumunu hem de aynı taraftaki memesinde hastalığın tekrarlamasını engellemek için sağlıklı beslenmek zorunda oldukları konusunda bilgilendiriliyor. Bu bilgilendirme yapılınca da hep şu tepkiyle karşılaşıyoruz: "Artık hiç tatlı yiyemeyecek miyim?" ve bu durum, hastalık psikolojisinden ve hastalığın tekrarlama korkusundan kurtulmalarına engel oluyor.
 
Proje hangi amaçla planlandı?
Yukarıda bahsettiğim sebeplerden dolayı, hastalarımıza kanseri önleyici gıdalarla tatlı ihtiyaçlarını giderebileceklerini anlatmamız gerektiğini düşündük. Bu sayede kanser tanısı alıp tedavi olmuş ve kür elde ettiğimiz hastalara sağlıklı ve de mutlu bir yaşam sunmayı planladık. Aynı zamanda, artık 20-30 yaş arası meme kanseri tanısı alan hasta sayılarımız arttığı için bu yaş grubunun sağlıklı beslenme ve meme kanseri konusunda farkındalığını artırmak istedik.
 
"Meme kanserinden korunmak için sağlıklı beslenmek ve vücut yağ oranımızı düşürmek oldukça önemli!"
Bu sene ana temamızı bu şekilde belirledik ve meme kanserine yakalanma yaşı oldukça düştüğü için genç nüfusa hitap etmek istedik. Bu nedenle bir video çekimi yaptık. "Pembe kurdelenin kanseri önleyen gıdalarla dansı" sloganıyla Emirgan Grup Executive Şefi Berke Kurtbay ile çalıştık. Kendisi bize kansere karşı koruyucu özelliği olan pancar (Çünkü kansere karşı savaşta ciddi oranda antioksidan, C vitamini içerir ve kansere karşı savaşır), akçaağaç şurubu (Çünkü uygun oranda kullanıldığında insan sağlığı için faydalı olduğu bilinen pek çok maddeyi bir arada sunar ve kan şekerini düzenler) ve taze vanilya parçacıkları (Çünkü serbest radikallerin oluşturduğu olumsuz etkileri önler, kronik hastalıklardan ve kanserden korur) ile pembe kurdele şeklinde bir tatlı yaptı. Videoda, proje yöneticisi olarak şahsım, Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeleri ve Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Meme Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nuran Beşe ile birlikte Berke Kurtbay'ın tarifte kullandığı reçetelerin tıbbi faydalarını açıkladık. Genç yaş grubunun dikkatini çekmek için de şarkıları genç nüfus tarafından ezbere bilinen sanatçımız Buray'dan destek aldık. Gerçekten de, sevgili Buray, o kadar güzel tavsiyeler verdi ki, genç nüfusumuzu çok sıradan çokça söylenmiş sözlere boğmak yerine bu tavsiyelerin kulağa hoş gelen melodiler gibi duyulmasını sağladı.
 

 
Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği Meme Kanseri Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Nuran Beşe, şeker ve kanser ilişkisi hakkında bilgiler verdi.
 
Normal hücre ile kanser hücresinin metabolizmaları birbirinden farklıdır. Normal hücrenin yapısında bulunan enerji sağlayan yapıtaşı, kanser hücresinde enerji üretmek yerine bu hücrelerin çoğalması yönünde çalışır. Kanser hücresinin enerji ihtiyacının karşılanması için de ortamda en bilinen karbonhidratlardan biri olan basit bir şeker olan glikozun çok miktarda varlığı gerekir. Kanser hücresinin glikozu kullanması ile gerçeklesen metabolizma sonucunda oluşan laktik asit, tümör mikro çevresini etkileyerek yeni damarlanma ve metastaza neden olur. Bu teoriye göre ortamdaki fazla glikoz hücre çoğalmasına yardımcıdır. Bununla birlikte eğer ortamdaki glikoz çekilirse, kanser hücresi bu kez protein ve yağları da enerji kaynağı olarak kullanabilir. Sonuçta şeker kanser yapar ya da kanser varlığında asla şeker yenmemesi gerekir yaklaşımı çok doğru değildir ya da fazlaca keskin bir söylemdir. Öte yandan fazla kalori alımı hareketsiz yasam tarzı vücut yağ dokusunda artışa sebep olur. Ortaya çıkan serbest yağ asitleri enflamasyon, insülin salınımı ve insülin direnci oluşturur. Ortamdaki insülin de, tümör büyümesine etki edebilecek büyüme hormonlarının devamlı salınımına yol acar. Ayrıca yağ dokusunda östrojen üretilir ki fazla östrojen meme kanseri nedenlerinden biridir.
 
Bu nedenle kilo kontrolü özellikle meme kanseri riskini azaltmada çok önemli bir faktördür. Enerji kısıtlamasına giderken boş kaloriden ibaret basit şeker ve şekerli içecekler yerine besin değeri yüksek tam tahıl ve bakliyat gibi kompleks karbonhidratlara yönelmek daha doğrudur. Kompleks karbonhidratlar ani insülin salınımının da önüne geçer. Sebze ve meyve ise içerdiği lif ve antioksidanlar nedeni ile beslenmede mutlak yer almalıdır. Uzun sürede ve yüksek ısıda pişmiş etlerin yüksek oranda karsinojen içerdiği unutulmamalıdır. İyi pişmiş diye tabir edilen et tüketenlerde meme kanseri riskinin artığına dair klinik veri de mevcuttur.
 
Meme kanseri tanısı olan tüm hastalara yine sebze, meyve, sağlıklı yağlar ve tam tahıldan zengin, basit karbonhidrat ve işlenmiş gıdalardan kaçınıldığı Akdeniz tipi beslenme önerilmektedir. D vitamin seviyeleri kontrol edilmeli ve yetersizliğinde yerine konulmalıdır. Kırmızı et tüketimi kısıtlanmalıdır. Tedavi sırasında, hastalığın evresi ve aldığı tedaviye göre yetersiz beslenme ya da kaşeksi varsa o zaman farklı beslenme destekleri gerekebilir.
 




1fd92c69bf584f77a5e8384b7e1f1358

19 Mayıs 2020 Salı

Elma sirkesinin faydaları ve kullanım şekilleri

Neredeyse sınırsız bir kullanım alanı bulunan elma sirkesini evinizde daima bulundurmak isteyeceksiniz...



Neredeyse sınırsız bir kullanım alanı bulunan elma sirkesini evinizde daima bulundurmak isteyeceksiniz...
Elma suyunun fermente edilmesiyle elde edilen elma sirkesi yüzyıllardır hem lezzetli hem de çok faydalı bir ürün olarak kullanılıyor. Salatalara ve yemeklere lezzet katarken şifa niyetine birçok karışımın içerisine ilave ediliyor, aynı zamanda doğal ve etkili bir temizlik malzemesi olarak da işlev görüyor. Elma sirkesinin faydalarını bilimsel araştırmalar da doğruluyor.
 
1- Bağırsak sağlığına iyi gelir
Fermente bir ürün olmasından dolayı elma sirkesi, bağırsaklardaki iyi bakterilerin gelişmesini desteklediği için sindirim sisteminin sağlıklı olmasına yardımcı olur. Özellikle organik elma sirkesinde bulunan 'sirke anası' denilen katılaşmış yapı, birçok faydalı bakteriyi barındırır. Her gün bir yemek kaşığı elma sirkesi tüketmek, bağırsak mikrobiyomunu iyileştirmek için harika bir destektir.
 
2- Kan şekerini dengeler
Yüksek karbonhidrat içerikli gıdalar tükettiğimizde kan şekerimiz aniden yükselip alçalarak dengesiz bir seyir izler ve bu da metabolizmamıza zarar verir. Yemeklere elma sirkesi ilave etmek veya öğünlerden sonra bir tatlı kaşığı elma sirkesi içmek, kan şekerini dengelemeye yardımcı olur.
 
3- Kilo vermeye yardımcı olur
 
4- Anti bakteriyel bir temizleyicidir
Yapılan araştırmalar elma sirkesinin antibakteriyel özellikleri olduğunu doğruluyor. Bir bardak suya ilave edeceğiniz yarım bardak elma sirkesi ile mutfak ve banyo temizliği yapabilir, bu karışımı yüzey temizleyici olarak kullanabilirsiniz. Özellikle cam yüzeylerde parlatıcı olarak da kullanılabilen elma sirkesi, bulaşık makinesinde de hem temizleyici hem de parlatıcı olarak kullanılabilir, cam temizliğinde de kullanılabilir.
 

 
5- Sebzeleri ve meyveleri temizler
Yediğimiz sebze ve meyvelerin üzerinde bir miktar pestisit (kimyasal tarım ilacı) bulunma riski ile her zaman karşı karşıya olduğumuz bilinen bir gerçek. Özellikle salmonella bakterisine karşı korunmak için sebze-meyvelerinizi yıkadığınız suyun içine bir miktar elma sirkesi ilave edebilirsiniz.
 
6- Saç bakımında kullanılır
Kafa derimizin ve saçlarımızın doğal pH oranı 5,5 civarındadır. Kullandığımız sabun ve şampuanlar, hatta şebeke suyu bile bu doğal pH dengesini bozacak şekilde etki edebilmektedir. Elma sirkesinin asidik yapısı, saçlarımızın doğal pH dengesini korumak için yardımcı olur. Bir bardak suyun içine bir yemek kaşığı elma sirkesi koyarak her duştan sonra saçınızı bu su ile duruladığınızda saçlarınızın doğal pH dengesini korumuş olursunuz. Aynı zamanda elma sirkesinin antifungal özellikleri kepek oluşumunu önlemeye de yardımcı olacaktır.
 
7- Etkili bir yüz toniğidir
Asidik yapısı ve antienflamatuar özellikleri elma sirkesinin iyi bir cilt bakımı ürünü olarak da kullanılmasını sağlar. Sivilce ve akne oluşumunu önlerken cildinizin doğal nem dengesini korumasına yardımcı olan elma sirkesini bir bardak suya yarım bardak olacak şekilde karıştırabilir ve yüzünüzü yıkadıktan sonra bir pamuk yardımı ile tonik şeklinde cildinize uygulayabilirsiniz.
 
8- Ağız ve diş sağlığını destekler
Haftada birkaç kez dişlerinizi elma sirkesi ile fırçalamak, antibakteriyel özelliği ile ağız içerisinde bakteri oluşumunu önlerken dişlerin beyazlatılmasına da yardımcı olacaktır.
 
9- Evcil hayvanları pirelerden korur
Elma sirkesi pireleri yok etmese de, önleyebilir. Evcil hayvanınızı haftada birkaç defa elma sirkeli su ile ıslattığınız bir bez ile silmeniz, hem tüylerinin parlamasına hem de pireleri uzaklaştırmaya yardımcı olacaktır. Spreyli bir şişede bulunduracağınız sirkeli suyu evcil hayvanınızın tüylerine püskürterek de kullanabilirsiniz.
 
Elma sirkesi nasıl kullanılmalı?
Birçok kullanım alanı bulunduğu için elma sirkesini pratik bir şekilde kullanmak için bu yöntemleri deneyebilirsiniz:
 
Tüketeceğiniz elma sirkesinin organik ve iyi kalite elma sirkesi olmasına özen gösterin. Cam şişede saklayacağınız elma sirkenizi buzdolabında bulundurun ve her gün bir yemek kaşığı elma sirkesi ilave ettiğiniz bir bardak suyu içmeyi alışkanlık haline getirin.

 
Salatalarda ve uygun yemeklerde de fırsat buldukça elma sirkesi kullanın.

 
Temizlik malzemelerinizin yanında elma sirkesi bulundurmak, ev temizliğinde elma sirkesi kullanma alışkanlığınızı destekleyecektir. Mümkünse bir cam şişede veya kavanozda bulunduracağınız elma sirkesini doğrudan hazırladığınız temizlik suyuna karıştırın.

 
Yüzey temizleyici olarak kullanmak için en kolay yöntem, spreyli bir şişede elma sirkesi-su karışımı bulundurmak olacaktır. Elma sirkesi genellikle koku bırakmaz ancak yine de sirkenin kokusundan hoşlanmıyorsanız, sürekli kullanacağınız bu karışımın içerisine bir iki damla lavanta uçucu yağı, portakal yağı gibi kokusunu sevdiğiniz bir aromatik yağ ilave edebilirsiniz.

 
 
 
Referanslar



6ac1b05858a5466aba254b95fb7cbc0e

Hingel

Tadı damağınızda kalacak bir lezzet.



Tadı damağınızda kalacak bir lezzet.
Malzemeler


Hamuru için:
1 adet yumurta
2 su bardağı ılık su
1 tatlı kaşığı tuz
5 su bardağı un

Kıymalı iç harcı için:
1 adet orta boy kuru soğan
300 gram kıyma
1 çay kaşığı tuz
1/2 çay kaşığı karabiber
1/4 demet maydanoz (arzuya göre)

Üzeri için:
2 yemek kaşığı tereyağı
2 su bardağı yoğurt
2 diş sarımsak

 
Yapılışı
 
Kıymalı iç harç için; kuru soğanı küçük parçalar halinde yemeklik doğrayın. Ayıklayıp bol suda yıkadığınız maydanoz yapraklarını incecik kıyın.Kıyma, kuru soğan, tuz, karabiber ve kıyılmış maydanozu harmanlayın.Unu derin bir karıştırma kabına alın. Kenar kısımlarda kalan unun üzerine tuz serpiştirin. Orta kısmını havuz gibi açıp yumurtayı kırın. Ilık suyu azar azar ekleyip tüm malzemeyi toparlanana kadar yoğurmaya başlayın.
Hazırladığınız sert yapılı hamuru dört eşit bezeye ayırın. Unlanmış mutfak tezgahı üzerinde bir merdane yardımıyla açın. Yuvarlak bir kalıp ya da bardak ağzı yardımıyla şekil verin. Hamur bezeleri bitene kadar aynı işlemi tekrarlayın.Hamurların orta kısımlarına hazırladığınız iç harçtan bir tatlı kaşığı kadar koyun. Kenar kısımlarını içe doğru alıp sağlı sollu birbiri üzerine bindirerek uzunlamasına kapatın. Aynı işlemi tüm mantılara uygulayın.

Hazırladığınız mantıları derin bir tencerede bulunan kaynar suya parti parti bırakın. Yumuşayıp kaynar su yüzeyine çıkana kadar haşlayın.Haşlanmış mantıları bir süzgeç yardımıyla servis tabağına alıp arzuya göre kızdırılmış tereyağ, sarımsaklı yoğurt ya da domates sos eşliğinde ılık olarak servis edin.



55fa53dbb97042e89a246fa5b0f56b48

18 Mayıs 2020 Pazartesi

Gaz yapan yiyecekler

Posa ve şeker yönünden zengin yiyecekler, bağırsaklarda sindirim sırasında çıkan gaz miktarını artırır. Bu yiyecekleri tanımak ve nasıl tüketileceğini bilmek gaz sorununu azaltabilir.



Posa ve şeker yönünden zengin yiyecekler, bağırsaklarda sindirim sırasında çıkan gaz miktarını artırır. Bu yiyecekleri tanımak ve nasıl tüketileceğini bilmek gaz sorununu azaltabilir.
Yediklerimiz neden gaz yapar?
Gaz, yiyeceklerin sindirimi sonucunda oluşan doğal bir durumdur ve farkında olarak veya olmayarak günde ortalama 10 kez vücuttan atılır. Gazın günlük hayatı etkileyecek dereceye gelmesinin sebebi, midede yiyeceklerin iyi sindirilmeden bağırsaklara gitmesidir. Bu durumda bağırsaklar fazla mesai yapar ve gaz üretimi artar. Besinlerin midede iyi sindirilmemesinin sebebi genellikle iyi çiğnenmemeleridir. Bunun dışında lifli ya da diğer adıyla posalı gıdalar ile şekerli yiyeceklerin tüketimine bağlı olarak gaz artabilir. Bağırsaklarda sindirimi kolaylaştıran lifli gıdalar, kontrolsüz tüketildiklerinde gaz yapar.
 
Gaz yapan yiyecekler nasıl yenmeli?
Gaz sorununu azaltmak için gaz yapan yiyecekleri tüketmemek yanlıştır. Doğru çözüm yolu, gaz yapan yiyecekleri bir arada veya aynı gün tüketmemek olabilir.
 

 
Gaz yapan yiyecekler hangileridir?
Aşağıdaki listede şeker veya yüksek besin lifi nedeniyle gaz yaptığı bilinen bazı gıdaları bulabilirsiniz. Ancak bu liste gaza neden olan gıdaların tam listesi değildir. Yaş aralığınıza, vitamin, mineral ihtiyacınıza ve sağlık koşullarınıza en uygun beslenme programı için bir uzmana danışabilirsiniz.
 
Fasulye
Nohut
Mercimek
Soğan
Patates
Lahana
Enginar
Bezelye
Karnabahar
Kereviz
Brüksel lahanası
Kuşkonmaz
Brokoli
Havuç
Salatalık
Turp
Yeşil biber
Muz
Elma
Armut
Portakal
Kuru erik
Kuru üzüm
Kayısı
Şeftali
Süt
Süt ürünleri
Dondurma
Peynir
Buğday
Yulaf kepeği
Gazlı içecekler ve meyve suları

 
Kısa kısa gaz yapan yiyecekler hakkında merak ettikleriniz...
 
Kestane gaz yapar mı?
Kestanenin kabızlık yaptığı biliniyor. Kestane tüketme yoğunluğuna bağlı olarak yetişkin ve bebeklerde çeşitli sindirim sorunlarına neden olabilir. Tükettiğiniz miktara dikkat etmenizde fayda var. Kestanenin mide ve bağırsaklarınıza ilişkin olumsuz bir etkisini gördüyseniz tükettikten sonra  çay, ıhlamur, papatya çayı gibi besinler tüketebilirsiniz.
 
Kereviz gaz yapar mı?
Lif yani posalı ve yüksek miktarda şeker içeren besinler gaz sorunu yaşamanıza neden olabilir. Kereviz ise lifli bir besindir bu nedenle tüketim sıklığına bağlı olarak gaz problemi yaşamanıza sebep olabilir. Kerevizi tüketirken yediğiniz miktara dikkat ederseniz ve çok çiğnerseniz ciddi bir problemle karşılaşmayabilirsiniz.
 
Bezelye gaz yapar mı?
Bakla, kurufasulye, bezelye gibi baklagiller gaz yapar. Vücudumuz bu besinleri sindirirken bağırsakta çeşitli gazlar açığa çıkıyor bu da şişkinliğe neden oluyor. İşte bu nedenle dikkatli tüketmeniz gereken besinlerden biri de bezelye...
 
Turp gaz yapar mı?
Bazen çiğ tüketilen sebzeler gaz problemlerine neden olabiliyor. Bu nedenle turp da gaz artıran besinler arasında bulunuyor. Bu nedenle turp yerken yavaş yavaş yemeye ve uzun uzun çiğnemeye özen gösterin.
 

 




1d5746d6d1b043619289abdac8601116

Guacamole nasıl yapılır?

İpek Bozkurt'tan guacamole tarifi...



İpek Bozkurt'tan guacamole tarifi...
Guacamole için malzemeler (4 kişilik):
2 olgun avokado
1/2 çay kaşığı tuz
1 limon veya lime suyu
1 küçük kırmızı soğan
2 adet acı Serrano biberi
1 sırık domatesi
1 tutam taze kişniş
Karabiber

 

 
Guacamole yapılışı:
Avokado bir bıçakla uzunlamasına ortadan bölünür ve dikkatlice ortasından çekirdeği çıkarılır. Bir kaşıkla avokadonun içi oyulur ve meyvesi bir kabın içinde lime suyu ve tuz eklenerek çatal yardımıyla ezilir. Çekirdekleri çıkarılmış domates küp küp doğranır, soğan yemeklik kesilir, kişniş kıyılır ve acı biber ince halkalar halinde dilimlenir. Avokado püresi ve doğranmış bütün malzemeler karıştırılır, üzerine taze çekilmiş karabiber ekilir ve servis edilir.



da5c9655aecb438f84f22f500a6676c1

12 Mayıs 2020 Salı

Parlak ve renkli yaz

İşte 2014 ilkbahar-yazının öne çıkan güzellik trendleri.



İşte 2014 ilkbahar-yazının öne çıkan güzellik trendleri.
Güzellik trendleri modadan, moda da sanattan etkileniyor madem, o halde dolaylı olarak saçımızın rengine, kaşımızın şekline de sanat akımları karar veriyor diyebiliriz. Her sezon trendleri önümüze seren P,G'nin trend raporuna bakınca sanatın izlerini de görüyoruz. Raporda "Voodoo Child" adı verilen trende göre, "yaratıcı ve takıntılı" olarak tarif edilen kadın, galerilerde keşfettiği kültür ve sanattan ilham alıyor. Çoğu zaman grafik baskılı ya da tek renkli blok şekilli kıyafetler giyiyor, paslı metalik tonlar ya da altın ve bronz vurgularla makyaj yapıyor. Saçlarına gelince, çok uzak diyarlardan ya da kabilelerden ilham alan güçlü şekilleri tercih ediyor.
 
Hem parlak hem tok
"Privée" trendinin kadını ise son derece zarif. Fütürizmden etkilenen ama modanın kontrolünü eline almış bir kadın bu. Saç kesimi mimari olarak adlandırılabilecek, akıcı ancak belirgin bir şekle sahip. Güçlü kozmetik tonlardan korkmuyor, hem parlak hem de tok, canlı pembe ve orman meyveleri tonlarını seviyor. "Urban Orchard" trendi doğadan ilham alıyor; özellikle de meyve bahçelerinden... Çiçekli baskıları modern, sentetik kumaşlarla; dalgalı yumuşak saçlar baskın renklerle dengeleniyor. Makyajda ise taze ve kolay uygulanan bir makyaj göze çarpıyor. Yanaklarda şeftali ve kayısı tonları, dudaklarda modern, şerbetli gelincik çiçekleri...
 
Turuncu dudaklarına
 Her yiğidin yoğurt yiyişi farlıdır, her markanın trendleri yorumlayışı da öyle. Makyaj markalarının ortak noktası, daha sağlıklı ve canlı bir cilt görünümü yaratma isteği... Make Up For Ever'a göre 2014 ilkbahar ve yazında özellikle parlak turuncu rujlar ön planda olacak. Markanın makyaj direktörü Erkan Uluç, bu kadar renkli görünüm sevmeyenler için kışın alıştığımız oksit kırmızılar ve böğürtlen renklerinin daha silik tonlarının ilkbahar ve yazda alternatif olabileceğini söylüyor. "Gözlerde iddialı maviler ön planda. Mavinin her tonu far ve eyeliner olarak karşımızda. Tüm göz şekillerine kolaylıkla bu tonlar uygulanabilir." Modası neredeyse hiç geçmeyen kedi gözler bu yıl da devam ediyor. Bir farkla... O farkı ve nasıl uygulanacağını Uluç anlatsın: "Bu sene siyah far ve eyeliner yerine beyaz eyeliner ve farlar kullanıyoruz. Bu trendi denemek için tenin bronz olduğu ilkbahar ve yaz ayları tercih edilmeli... Beyaz eyeliner'ı vurgulamak için doğal toprak tonlarıyla gözlerinize belli belirsiz gölgelendirme yapabilirsiniz." Ayrıca parlak metalik kaşları da bol bol göreceğimiz bir yaz olacak.
5 yağ ile uzun süreli bakım
Biotherm Dudak Balm'ı, Avustralya fındığı, kayısı, kişniş, jojoba, passiflora gibi 5 farklı bitkisel yağdan oluşuyor. Yoğun ve uzun süreli nemlendirme etkisi sunan ürün, dudak üzerindeki ölü hücreleri de nazikçe yok etmeye yardımcı oluyor.
 
Lekelere veda
Yaşlanma karşıtı cilt bakımı serisi Nivea Vital, şimdi Leke Giderici Krem ile kadınların en yaygın sorunlarından birine daha çözüm bulmayı hedefliyor. Krem, içerdiği doğal soya özü ve luminicol ile kırışıkları azaltmanın yanı sıra yaşa bağlı cilt lekelerini de gidermeye yardımcı oluyor.
 
Markiz çanta
Tasarımcı Raf Simons'un Dior için hazırladığı, sınırlı sayıda üretilen bu Trianon Paleti, fıstık yeşili, ışıltılı çikolata tonları ve toz pembe göz farları, siyah eyeliner ve ışıltılı allığı barındırıyor. Çanta şeklindeki palet, tasarımcının aksesuvarlarında göze çarpan, ince ve kıvrımlı hatlara sahip.
 
Aysun Öz



cb524ff93e4d45f5b5c2f71ff13135a0

Dünyadaki çocuklar okulda ne yiyor?

Bizde okul kantinlerinde satılan yiyecekler konusunda yeni düzenlemeler yapılırken dünya kentlerinde bakın neler satılıyor?

Amerika

Kızarmış tavuk parçaları, yanında mutlaka ketçap-mayonez, patates püresi, sotelenmiş sebzeler, meyve salataları ve çikolatalı bisküviler bulunuyor. Okulların yüzde 30'unda fast food yiyeceklerin alınabileceği otomatlar yer alıyor.


Güney Kore

Balık çorbası ve pirinç pilavı, farklı turşu çeşitleri, sotelenmiş lahana, karnabahar ve biberden oluşan sebze yemekleri, tatlı ekşi soslu tavuk, tatlı yoğurt ve yeşilliklerle buluşan tofulu salata.


Japonya

Balık veya kızarmış tavuk, yanında pirinç; tahıllı, bol sebzeli, yoğun bir çorba ile soslu salatalar. Öğünlerde süt verilmesine dikkat ediliyor.


Brezilya

Bol çeşitli sebze yemeği, mutlaka baklagil, genellikle siyah fasulye, pilav, yeşillik ve domates ağırlıklı salata, tahıllı ekmek ve domuz eti.


Fransa

Taze hazırlanmış sebzelerden oluşan bir mönü sunuyorlar. Tavuk ya da et biftek zorunlu. Karbonhidrat ağırlıklı beslenme desteklenmiyor. Süt veya peynirin mönüde bulunmasına önem veriliyor. Somon lazanya ve pizza günleri düzenleniyor.


İspanya

Gazpacho adlı, çiğ sebzelerle yapılan içerisinde sirke ve bayat ekmek bulunan soğuk çorba, kahverengi pirinç pilavı, sotelenmiş sebzeler, karides parçaları, tahıllı ekmek ve C vitamini ağırlıklı meyveler.


Kanada

8 çeşitten oluşan zengin bir mönü: Sebze yemeği, et veya tavuk, krep veya dilimli ekmek, salata, pilav veya soslu makarna, tahıllı çorba, meyve ve tatlı.


Singapur

Sebze köklerinden yapılan çorbalar, makarna, tavuk güveç, balık dilimleri servis ediliyor.


Ukrayna

Borscht adını verdikleri pancarlı, ekşi kremalı ve bol dereotlu çorba, patates püresi, kızarmış sosis, beyaz lahana ile hazırlanmış salata, yanında ngözleme ve mutlaka süt bulunuyor.


İtalya

Genelde sebzeli ve peynirli makarna, yanında balık, taze yeşilliklerle hazırlanmış salata, tahıllı ekmek, tatlı ve taze meyveler.


Hindistan

Pirinç pilavı, mercimek, bezelye ya da fasulye gibi bakliyat çorbaları, sebze kızartmaları, lor peynir, ayran ve kesari adı verilen kendi mutfaklarına özgü safranlı ve irmikli bir tatlı.


İngiltere

Panelenmiş ve kızartılmış balık, bezelyeli pirinç pilavı, brüksel lahanası ve diğer sebze soteleri, beyaz lahana salatası, koçan mısır, kutu içecek, dilimli meyveler, yoğurt.


Küba

Bezelye ağırlıklı tahıllı ve bakliyatlı çorbalar, pirinç pilavı, tavuk köftesi ve portakal suyu.


Tayland

Aynı tabakta altta pirinç pilavı, üzerinde kızarmış balık parçaları; onların üzerineyse sotelenmiş karışık sebze yemeği... Yanında yağda yumurta...


Yunanistan

Restoran kalitesinde yaprak dolması, fırında tavuk, sebzeli şehriye pilavı, yeşillik ve domates salatası, taze portakal ve mandalinalar, Yunan yoğurdu üzerinde nar veya üzüm.


Çek Cumhuriyeti

Boll tahıllı, bakliyatlı ve bol kalorili terbiyeli çorbalar. Yanında kızarmış tavuk. Pirinç pilavı ve şerbetli tatlılar. Yemeklerin yanında meyve suyu; sonunda sıcak demli çay.


Türkiye

Genellikle çorba, kuru fasulye, pilav ve meyve. Kantinler: Yemek saatlerinde soslu ve genelde salçalı makarna. Yanında kızarmış hazır tavuk.


f01c4c95c2a84138ac30fe2f469d625e

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Kanser hastalarına ve yakınlarına psikolojik destek nasıl olmalıdır?

Her iki kanser hastasından birinin psikiyatrik desteğe ihtiyacı olduğunu biliyor muydunuz? Peki kanser tedavisinde psikolojinin önemi nedir? Konunun uzmanları yanıtladı.



Her iki kanser hastasından birinin psikiyatrik desteğe ihtiyacı olduğunu biliyor muydunuz? Peki kanser tedavisinde psikolojinin önemi nedir? Konunun uzmanları yanıtladı.
Medicana Çamlıca Hastanesi Psikiyatri Bölümü'nden Uzm. Dr. Hülya Yanbay, kanser tedavisinde tanıdan başlayarak her evrede görülen psikolojik reaksiyonlar farklılık gösterdiğini belirtti.
 
Uzm. Dr. Hülya Yanbay, kanser olan kişiye hastalığını söyleme, hastaların geçtiği psikolojik süreç, hastalarda görülen psikayrit hastalıklar ve çocuk hastalarda yaşanan durumlar hakkında açıklamalar yaptı. Psiko-onkolojik hizmetin ne olduğunu açıklayan Dr. Hülya Yanbay "Kanserli hastanın, ailenin ve tedavi ekibinin üzerinde psikolojik etkileriyle ilgilenir, psikolojik ve davranışsal faktörlerin kanser risk ve gidişindeki etkilerini araştırır. Kanser multidisipliner bir ekip çalışması ile tedavi edilir yani cerrahi-kemoterapi-radyoterapi veya diğer medikal tedavilerle eşgüdümlü olarak psikiyatrik yaklaşım gerekir. Amaç, tanı ve tedavi sürecinde, hastalığı ile birlikte yaşayabilen ve hastalık sonrasında yaşamını keyifle sürdüren bireyler olmasıdır" dedi.
 
"Psikoloji, kanser tedavisini etkiler"
Psikolojik stresör faktörler beyin kimyasında değişikliklere neden olur, böylece bağışıklık sistemi ve hormonel sistem etkilenmiş olur diyen Dr. Yanbay "Hastalığın kendisinin getirdiği psikolojik yükler vardır, buna tedavi yöntemlerinin neden olduğu psikiyatrik komplikasyonlar eklenebilir. Bunlar kişinin uyumunu, yaşam kalitesini, kişiler arası ilişkilerini bozar, ayrıca hastalığın gidişini ve tedaviye yanıtı da olumsuz etkiler. Kanser ciddi ve kronik bir hastalıktır, ancak hastaların üzerinde bunun ötesinde anlamları vardır. Kanserle tanışmak kişinin yaşamında bir deprem etkisi yapar, kriz yaşanır. Ölümü çağrıştırır ve varoluşsal kaygıları tetikler. Korku, umutsuzluk, suçluluk, çaresizlik, terk edilme kaygıları oluşabilir. Yaşam memnuniyeti azalır ve özgüven kaybı olabilir" şeklinde konuştu.
 
Kanser olan kişiye hastalığı nasıl söylenir?
Hastaya kanser olduğunu söyleme yolunu anlatan Dr. Yanbay, "Kanser tanısı bazı kültürlerde örneğin bizim gibi doğulu kültürde hastalara söylenmemesi, gizlenmesi yaklaşımı var, batılı toplumlar da ise bireyselleşme ön planda olduğundan tanıyı net olarak bilme ihtiyacı ön plandadır. Ancak bilinmelidir ki kendisi hakkında gerçeği tam olarak bilmek kişinin en doğal hakkıdır, yasal ve tıbbi düzenlemeler de söylenmesi yönündedir. Tanı kişiyi tanıyan, takip eden doktoru tarafından söylenmeli. Tetkik sonuçlarının beklendiği tanının doktoru tarafından da net olarak bilinmediği dönemde hastaya açık ve anlaşılır bilgi verilmeli. Olasılıklar anlatılmalı. Ayaküstü, aceleyle, uygun olmayan ortamda konuşulmamalı. Doktor bu işe vakit ayırmalı. Doktor empatik yaklaşmalı ve hastanın kişilik özellikleri göz önünde bulundurulmalı. Haberin iyi olmadığı önce belirtilmeli ve sonrasında net olarak tanı söylenmeli. Daha fazla bilgi almak isteyip istemediği sorulmalı, hastaya umutsuzluk oluşturmadan durumu anlatmak gerekir. Tanı söylendiğinde tedavi seçenekleri de birlikte söylenmeli, tanı söylendiğinde hastalardaki ilk şok etkisiyle söylenenlerin önemli kısmı unutulur, yazılı bilgi de verilmeli'' ifadelerini kullandı.
 
Kanser tanısı alan kişinin geçtiği psikolojik süreçler nelerdir?
Kanserde kişinin geçirdiği psikolojik süreç genel olarak 5 aşamada tanımlandığını ifade eden Dr. Yanbay "Bu aşamalar aynı zamanda yas reaksiyonuna da uyar. Aşamalar; inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenmedir. Aslında bu aşamalar kişiden kişiye farklılıklar gösterebilir. Önce bir şok etkisi olur, kişi inanmaz. Bu dönemde gerçeği reddetme aslında benliği koruma amaçlı bir reaksiyondur. Kişi yaşadığı panik, çaresizlik duygusuyla başka türlü baş etme yollarını bulamaz, kendini korumaya alır. Ardından öfke gelir, 'niye ben, neyi yanlış yaptım' diyebilir. Kendisine, çevresine, tedavi ekibine öfkeli olabilir ve suçlayıcı olabilir. Pazarlık döneminde örneğin Allah ile pazarlık yapabilir; 'madem bu hastalığı bana verdin bari acı çektirme' gibi. Ardından çökkünlük dönemi ve nihayet yeni dönemi kabulleniş gelir. Tanıdan başlayarak her evrede görülen psikolojik reaksiyonlar farklılık gösterir, bunların bir kısmı normaldir. Hatta kişinin uyumunu sağlarlar, bu tepkiler anlayışla karşılanmalıdır. Fakat uyumu bozucu tepkiler genellikle psikiyatrik değerlendirme ve tedavi gerektirir" diye konuştu.
Dr. Yanbay, kişinin hastalığına vereceği reaksiyonu etkileyen faktörleri şu şekilde sıraladı: "Kişinin önceden geçirdiği psikiyatrik hastalıklar, kişilik özellikleri, problem çözme kapasitesi, sosyal destek varlığı, hastalığın kişi için ne anlama geldiği, yaş, cinsiyet, dini inançlar ve kanserin tipi, yerleşimi."
 
Kanserli hastalarda sık görülen psikiyatri hastalıklar nelerdir?
Kanserli hastalarda yüksek oranda eşlik eden psikiyatrik hastalıklara değinen Dr. Yanbay "Yaklaşık olarak hastaların yarısı duygusal güçlükler yaşamaktadırlar. Eşlik eden psikiyatrik hastalıklar; uyum bozuklukları, depresif sendromlar, anksiyete bozuklukları, organik beyin sendromları (deliryum, demans ve diğer organik psikiyatrik sendromlar, kemoterapötik ajanların nöropsikiyatrik yan etkileri), kişilik-tutum değişiklikleri ve ağrılı sendromlara eşlik eden psikiyatrik sendromlardır" dedi.
 
"Çocukluk çağı kanseri aileyi en fazla etkileyen kanserlerdir"
Bilgi almak hem hastalıkla ilgili olarak tedavi sürecinin iyi yönetilmesini sağlar hem de çocuğun ve ailenin kaygısını azaltır diyen Dr. Yanbay, "Psikolojik destek almak için çok büyük sıkıntılar beklenmemeli, danışmanlık her aşamada yararlıdır. Çocuğa hastalığı ile ilgili bilgi verilmeli ancak yaşına, bilişsel ve psikolojik düzeyine uygun olmalıdır. Uzmana danışmak gerekebilir. Ancak bilgiyi aktaran çocuğun tanıdığı, güvendiği birisi-ebeveyni olmalıdır, bir yabancı olmamalıdır. Çocuğun soruları uygun şekilde cevaplanmalı, geçiştirilmemeli, göz teması çok önemli, içten davranılmalıdır. Bilmiyorum demekten çekinilmemelidir. Benzer hastalığı olan ailelerin deneyimleri sürecin daha kolay anlaşılmasını sağlayabilir. Akraba ve arkadaşlardan yardım istenebilir" şeklinde konuştu.
 
Tanının diğer kardeşlere nasıl söylenmesi konusunda konuşan Dr. Yanbay, sözlerini şöyle tamamladı: "Gerekiyorsa bir uzmana danışılmalı. Hastalığın elverdiği ölçüde günlük hayat eskiden olduğu gibi sürdürülmeye çalışılmalıdır. Örneğin; doğum günleri kutlanmalı ve ailenin birlikte yapmayı alışkanlık haline getirdiği faaliyetler devam etmelidir. Hasta çocuğun kardeşi kendisini terk edilmiş, dışlanmış hissetmemeli. Kronik hastalığı olan çocuk ailede elbette daha fazla ilgi çeker ve bu durum kıskançlığa neden olabilir, sonrasında da suçluluk duygusuna yol açabilir. Duyguların gösterilmesine izin verilmelidir. Sağlıklı kardeş iyi olduğu için de suçluluk hissedebilir, onlara kendilerinin değerli olduğu hissettirilecek şekilde bakım ve ilgi gösterilmelidir. Sağlıklı kardeşte davranış problemleri ortaya çıkabilir. Üzülmesin diye bilgi verilmeyen kardeş kendisini dışlanmış hissedebilir. Bazen çocuklar kardeşinin ya da ana babalarının hastalıklarıyla ilgili olarak kendisini suçlayabilirler. Uygun şekilde sürece katılmalı, kardeşinde duygu dışa vurumu sağlanabilmelidir. Ana baba bu sürecin kendileri için de zorluğunu kabul edebilmeli, fiziksel ve zihinsel olarak yorulabilirler, verdikleri küçük molalar için suçluluk hissetmemelilerdir. Çocuğun oyun oynaması desteklenmeli, çocuklar duygularını oyunla ifade ederler, oyun aracılığıyla hastalıkla ilgili endişelerini gündeme taşımaları sağlanabilir. Oyun terapisi bu noktada çok önemlidir."
 

  
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seda Bayraktar, kanserin fiziksel olduğu kadar psikolojiyi de olumsuz etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi.
Akdeniz Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seda Bayraktar, kanserle başa çıkmada psikolojik mücadele yollarını anlatan Doç. Dr. Seda Bayraktar "Hastalıklar karşısında her hastanın tepkisi farklı olabilir. Hastalıkla ilk karşılaşıldığında, korku, umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk, terk edilme gibi duyguların yaşanması çok normaldir. Ancak, kanser teşhisi almak her şeyin bittiği anlamına gelmiyor. Hastalığın seyrini etkileyen pek çok faktör var. Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi de morali yüksek tutmak. Birçok hastalıkta olduğu gibi kanserle başa çıkmada da olumlu düşünce vücudumuzun savunma sistemini destekleyerek hastalıkları yenmede büyük rol oynamaktadır" dedi.
Kanser hastalığını yenmede, olumlu başa çıkma yollarını anlatan Doç. Dr. Bayraktar "Bu hastalığı yenebilmek için her şeyden önce onu yenebileceğimizi en baştan kabul etmemiz gerekiyor. Bunun dışında hastalar doktorlarının izin verdiği kadarıyla ve sağlığı elverdiği ölçüde günlük hayatına devam etmeli. Hastalar kişisel rollerinden kopmadan anne ise anneliğe, öğrenci ise okuluna devam ederek hayatla bağını koparmamalı. Ayrıca bu süreçte sosyal destek ve umudun yitirilmemesi her zaman esastır" şeklinde konuştu. Doç. Dr. Seda Bayraktar, yapılan pek çok araştırmada da kanser hastalarında sosyal desteğin öneminin ortaya konduğunu, hastaların kendilerine sosyal açıdan destek olacak kişilerin yardımıyla bu süreci daha kolay atlatabildiğini ifade etti. Kanserle mücadele etmede kişinin geçmiş yaşamından örnekler alınabileceğini belirten Bayraktar, "Kişiler bu hastalıkla baş etmede zorluk yaşıyorlarsa, daha önceden baş ettikleri zorlu bir olayı düşünsünler. Geçmişte yaşadığı bu zorlu olaya karşı verdiği mücadele, kanser hastalığı ile de mücadelesinde yol gösterici olabilir" diye konuştu.
 

 
Medicana International İstanbul Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Murat Gürbüz, psikososyal desteğin neredeyse tüm kanser hastaları için çok önemli olduğunu söyledi ve kanser hastalarına önerilerde bulundu.
 
Yrd. Doç. Dr. Murat Gürbüz, kanser tedavisi gören hasta ve hasta yakınlarının psikolojik yol haritasına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, kanserin modern tıptan daha eski bir hastalık olduğunu, yaygınlığının giderek arttığını aktardı. Kanserin tanı ve tedavisinde çok yol alındığını, artık birçok kanser türünün tamamen tedavi edilebildiğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Gürbüz bu hastalığın, 'hafızalarda hep korku verici, ağır bedensel kayıplara ve fiziksel acılara neden olan, ölümcül bir hastalık' olarak yer etmeye devam ettiğini bildirdi.
 
Yrd. Doç. Dr. Gürbüz, halihazırda kanser tedavisi denildiğinde sadece fiziksek değil psikolojik ve psikiyatrik desteğin sağlandığı ruhsal mücadelenin de tedavinin bir parçası olduğunu kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kanserde psikiyatrik hastalıkların yaygınlığı yüzde 50 civarında. Bunların çoğu kanserin kendisine ya da tedavilerine bağlı gelişiyor. Yani her iki kanser hastasından birinin aslında bir psikiyatrik desteğe ihtiyacı var. Halk arasında son dönemlerde sıkça rastlanılan depresyon, üzüntü ve kanser ilişkisinde yanlış inanışlar da var. Örneğin depresyon, üzüntü ve yoğun stres yaşamanın ya da bazı kişilik özelliklerinin kansere daha yatkın olduğu yönünde ancak yapılan bilimsel çalışmalarda bu gözlemlerin bilimsel bir dayanağı olmadığı tespit edilmiş. Kişilik özellikleri, bireyin başa çıkma becerisi, benlik gücü, kişinin kanser tanısı aldığı dönemdeki gelişimsel düzeyi ve o gelişimsel düzeyde kanser tanısı almanın o birey için anlamı algılanan sosyal destek ve sosyoekonomik düzey kansere uyum sağlamada rol oynayan bireysel faktörleri oluşturuyor. Mesela 20'li yaşlarda meme kanseri tanısı alma, 60 yaşından sonra meme kanseri tanısı almadan farklı anlamlar taşıyabilir."
 
Yrd. Doç. Dr. Gürbüz, kanser hastasının tanısının, kanserin yerleşim yeri ve evresinin, hastalık belirtilerinin özelliğinin ve şiddetinin, hastalığın gidişinin, uygulanan tedavi ve yan etkilerin, hastalığın hastada yeti yitimine neden olup olmamasının kansere uyum yapmada hastalıkla ilişkili olduğunu bildirdi. Yrd. Doç. Dr. Gürbüz, psikososyal desteğin neredeyse tüm kanser hastaları için çok önemli olduğunu belirterek "Bu konuda hem Türkiye Psikiyatri Derneği, hem de Psiko-Onkoloji Derneği gibi önemli kurumların çalışmaları tüm ruh sağlığı profesyonellerine kılavuzluk ediyor. Hasta ve yakınlarını bilgilendirme, destekleme ve yönlendirme kanserle mücadelenin ruhsal ayağında çok önemli" ifadelerini kullandı.
 
Kanser tedavisi gören kişi kendisine nasıl davranmalı?
 
Yrd. Doç. Dr. Murat Gürbüz, kanser tedavisi gören kişinin kendisine nasıl davranması gerektiğine ilişkin şu bilgileri verdi: "Kendimi umursama hakkım var, bu bencillik değildir, hastama daha iyi bakabilmem için kendime iyi davranmam lazım. Diğer insanlardan yardım isteme hakkım var çünkü gücümün sınırlı olduğunu biliyorum. Hastamla ilgili olan kısım dışında kendi yaşamımın diğer bölümlerini de sürdürme hakkım var, bazı şeyleri sadece kendim için yapma hakkına sahibim. Kızgın olmaya, depresif olmaya, kızgınlığımı, zorlandığımı, duygularımı açıklamaya hakkım var.
Hastamın ya da çevremdekilerin bana kendimi suçlu ya da kızgın hissettirme girişimlerini reddetme hakkım var. Hastam için yaptıklarımla ilgili geribildirim istemeye, affedilmeye, kabullenilmeye, sevilmeye, bağlanmaya, önemsenmeye hakkım var. Yapabildiklerimle gurur duymaya, hastamın ihtiyaçlarını karşılayabildiğimde, kendimi alkışlamaya hakkım var. Hastamın benim tam gün yardımıma ihtiyaç duymadığı zamanlarda beni ayakta tutabilecek bir yaşama ve bireyselliğimi korumaya hakkım var."
 

 



6dc9507efda34c67b10433dd2ee199f3

Yenidoğan sarılığı çeşitleri

Yenidoğan sarılığı, zamanında doğan her 10 bebekten 6'sında, prematüre doğumlarda ise 10 bebekten 8'inde rastlanan bir durum. Bebeklerde sarılık, nedenlerine bağlı olarak 4 farklı şekilde ortaya çıkabiliyor.



Yenidoğan sarılığı, zamanında doğan her 10 bebekten 6'sında, prematüre doğumlarda ise 10 bebekten 8'inde rastlanan bir durum. Bebeklerde sarılık, nedenlerine bağlı olarak 4 farklı şekilde ortaya çıkabiliyor.
Sarılığın farklı çeşitleri
 
Fizyolojik sarılık: Bebeklerin pek çoğunda ilk hafta içinde görülen ve genellikle kendiliğinden geçen sarılık fizyolojik sarılıktır. Yenidoğan bebeklerde kırmızı kan hücrelerinin sayısı daha fazla ve yaşam süreleri daha kısadır. Karaciğer fonksiyonları yeterince olgunlaşmamıştır. Bağırsaklarına atılan bilirubinin tekrar kana geçişi daha fazladır. Bu nedenlerden dolayı yeni doğan bebeklerin büyük kısmında yaşamın ilk haftasında kanda bilirubin seviyesi artar ve fizyolojik sarılık görülür. Herhangi bir tedaviye gerek olmadan kendiliğinden geçer. Fizyolojik sarılık bazı durumlarda daha şiddetli geçebilir. Kırmızı kan hücre sayısının normalden fazla olması (polisitemi), zor doğumlara bağlı bebeğin kafa derisi altına kan toplanması (sefal hematom), ilk kakasını (mekonyum) geç yapması, bebeğin doğum sırasında kan yutmuş olması, yetersiz beslenmeye bağlı sıvı kaybı ve prematüre doğum fizyolojik sarılığın şiddetini artırabilir.
 
 
 
Anne sütü sarılığı: Sadece anne sütü ile beslenen bebeklerde sarılık genellikle iki şekilde ortaya çıkar. Erken anne sütü sarılığı hayatın ilk üç gününde az emzirilen ve normalden fazla ağırlık kaybeden bebeklerde görülebilir. (Bebekler ilk 5 gün genellikle vücut ağırlıklarının yüzde 10'u kadar ağırlık kaybeder.) Erken anne sütü sarılığı genellikle emzirme teknikleriyle ilgili sorun yaşayan annelerin bebeklerinde görülür. Uygun emzirme politikaları, bebeğin erken ve sık emzirilmesi, bebeğe su, şekerli su vb. gıdalar verilmemesi, erken anne sütü sarılığını önleyebilir. Geç anne sütü sarılığı ise 5'inci günden sonra başlayıp 3 ay kadar devam edebilir. Geç anne sütü sarılığının nedeni tam olarak aydınlatılabilmiş değildir. Patolojik sarılık yapan nedenlerin araştırılmasından sonra iyi beslenen ve yeterli kilo alan bebeklerin tedavi gerekmeden izlenmeleri yeterlidir.
 
 
Uzamış sarılık: Sarılık zamanında doğan bebeklerde 14 gün, erken doğan bebeklerde 3 haftadan daha uzun süre devam ederse bu uzamış sarılık olarak adlandırılır. Uzamış sarılığı olan bebekler kan hastalığı, metabolik veya hormonal hastalıklar, enfeksiyon hastalığı, karaciğer hastalığı veya genetik nedenler açısından araştırılmalıdır. Bu sarılık genellikle 10-12 hafta içinde kendiliğinden geçer.



793756430e364d9888c057dee64841c9

Penceresiz bir odayı dekore etmenin 7 yolu

Evinizdeki penceresiz odanızı birkaç küçük dokunuşla daha ferah bir görünüme kavuşturabilirsiniz.



Evinizdeki penceresiz odanızı birkaç küçük dokunuşla daha ferah bir görünüme kavuşturabilirsiniz.
Penceresi olmayan odalarınızı birkaç küçük hileyle daha ferah bir ortama dönüştürebilirsiniz. İhtiyacınız olan yalnızca biraz ayna, açık renkli aksesuarlar ve gösterişten uzak mobilyalar... Odanızın daha aydınlık görünmesini istiyorsanız, bu dekorasyon önerilerini takip edin.
 

 
Aydınlanmayı eşit dağıtın
Penceresiz odalarda ışığı eşit dağıttığınıza emin olmalısınız. Bunun en iyi yolu tavan boyunca eşit aralıklarla spot lambalar kullanmak olabilir. Tüm ışık odaya eşit dağıldığında mekanınız daha aydınlık görünecektir.
 

 
Sahte pencere yapın
Duvarlardan birini büyük ölçüde kaplayacak bir ayna bulun ve iki tarafına da perdeler asın. Aynalar, ışığı yansıttığı için odanın aydınlığını maksimize ederken dikkati de bu noktaya doğru çeker.

 
Doğru ampulleri seçin
Penceresiz odanızda mutlaka gün ışığına en yakın ampulleri kullanmalısınız. Bu ampuller, oturma ve yatak odalarında kullanılan yumuşak sarı ampullerin aksine parlak ve açık ışık yayarlar.
 

 
Aynalardan faydalanın
Aynalar ışığı yansıtarak mekanlara derinlik katar. Yansıyan ışık miktarını maksimize etmek için oda boyunca birkaç tane ayna asın. Hatta geleneksel kalıpların dışına çıkıp aynalı mobilyalar da kullanabilirsiniz.

 
Metalik ve yansıyan yüzeyler
Aynalar gibi metalik yüzeyler de ışığı yansıtır ve ortama biraz daha ışıltı ekler. Pencere olmayan odanızda metalik çerçeveler, vazolar ya da şamdanları bir arada dekore edebilirsiniz. Yoğun ışık yansıtan krsital avizeleri de güneş ışığı almayan odanızda kullanabilirsiniz.
 

 
Basit çizgiler
Pencere olmayan odanızın dekorasyonunda kabarık kanepeler, ağır oymalı ahşap malzemeler ve gereksiz süslemelerden kaçınmalısınız. Kalabalık ve kasvetli bir görüntü olmaması için her zaman kullanışlı ve sade mobilyaları tercih edin. Ferahlık duygusu odanın penceresiz olmasından kaynaklanan boğucu havayı dengeleyecektir.
 

 
Açık renkler
Çok fazla kontrast renk kullandığınızda odanız kasvetli ve karışık görünür. Bu yüzden penceresiz odanızda açık renkler kullanarak dekorasyonunuzda ferah ve aydınlık bir duygu oluşturmalısınız.



1a6576eab4f64a39851af91b709426b0

Hawai tarifi

Misafirleriniz için özel bir tarif...



Misafirleriniz için özel bir tarif...
Malzemeler:
4 cl. dry cin
4 cl. portakal suyu
1 çay kaşığı Cointreau Likörü

Yapılışı:
Malzemeleri shaker'da bol buz ile kuvvetlice çalkalayın. Portakal dilimi ile süsleyerek, orta boy long drink bardağı ile servis yapın.

Not: İçine buz koymayın.



808e3e9b1c8e46e7b41df9b6604a4172

9 Mayıs 2020 Cumartesi

5 dakikada stresinizi azaltan teknikler

5 dakikada sinir sisteminizi rahatlatmak veya enerji seviyenizi yükseltmek ister misiniz? Size vereceğimiz teknikleri mutlaka deneyin. Bu kendiniz için harcadığınız en iyi 5 dakika olacaktır.

Kontrollü nefes tekniği

Karnınıza doğru derin bir nefes alın. Birkaç saniye nefesinizi tutun. Yavaş yavaş 5'e kadar sayarak nefes verin. 4 kere tekrar edin. Kontrollü nefesin stresi azalttığı, bağışıklık sistemini güçlendirdiği ve dikkati arttırdığı biliniyor. Uzak doğuda yüzyıllardır uygulanan ve pranayama olarak bilinen kontrollü nefes tekniklerinin faydaları, bilimsel araştırmalara da konu olmaya başladı.

Ahenkli nefes tekniği

Eğer sadece bir nefes egzersizi öğrenecek vaktiniz varsa bunu deneyin! Bir dakika içinde 5 nefes almaya dayalı bu metodun son derece kolay ve sakinleştirici olduğunu göreceksiniz.-Dik oturun veya uzanın. Ellerinizi karnınızın üzerine koyun. Ağzınızı kapalı tutun. Bu teknikte nefesinizi burnunuzdan alıp vermeniz gerekiyor.-Yavaş yavaş 5'e kadar sayarak karnınıza doğru nefes alın. Ellerinizin altında karnınızın şiştiğini hissedeceksiniz.

-Nefesinizi tutup 2'ye kadar sayın.-6'ya kadar sayarak nefes verin. Nefesin karnınızdan boşalmaya başladığını hissedin.?Bu egzersize günde 5 dakika ayırarak başlayıp, zamanla 20 dakikaya kadar çıkabilirsiniz.


HA nefes tekniği

Enerjinizin düştüğünü hissettiğinizde bu tekniği kullanabilirsiniz.-Ayağa kalkın.Diseklerinizi bükün. Kollarınızın dirseklerden üstü vücudunuza yapışık dursun. Dirseklerden altını ise 90 derece açıyla elleriniz dümdüz tavana bakar şekilde kaldırın.-Nefes alırken, dirseklerinizi geriye doğru çekin, göğsünüzün hafifçe öne çıktığını hissedin.

-Nefesinizi hızlı bir şekilde Ha sesi çıkartarak verirken, aynı anda ellerinizi aşağı doğru çevirin ve dirseklerinizi başlangıç pozisyonuna geri getirin. Dirsekleriniz fazla öne ve ileri gitmesin, vücüdunuzla aynı hizada, başlangıç pozisyonunda durdurun.-Seri şekilde 10-15 kere tekrarlayın.


8341409be8964750827b0e2778317655

Yanlış ped kullanımı enfeksiyona yol açıyor!

Kontinans Derneği Ürodinami Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Özyurt idrar tutmanın idrar torbasının kas yapısını bozduğunun altını çizdi.

Kadınlar arasında yaşlılık belirtisi olarak görülen ancak pek çok tedavisi bulunan idrar kaçırma problemi kadınların en büyük sağlık sorunları arasında yer alıyor. Bu sorunu konuşmak ve insanları bilinçlendirmek için şehir şehir gezen Hayatı Kaçırmayanlar Kulübü, İstanbul, Ankara ve Bursa'dan sonra İzmir'de de yoğun bir ilgiyle karşılandı. Canped ve Kontinans Derneği'nin birlikte gerçekleştirdiği farkındalık projesi Karşıyaka Belediyesi'nin ev sahipliğinde Çarşı Kültür Merkezi'nde düzenlenirken, Nergis Kumbasar'ın sunumunu üstlendiği etkinlikte Kontinans Derneği Başkanı Prof. Dr. Tufan Tarcan ile Kontinans Derneği Ürodinami Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Ceyhun Özyurt konuşmacı olarak yer aldı. Tufan Tarcan idrar kaçırma probleminde mesane pedlerinin önemini vurgularken, Ceyhun Özyurt ise idrar tutmanın idrar torbasının kas yapısını bozduğunun altını çizdi.

Başka hastalıkların habercisi olabilir

İnsanların çevresinde gördüğü idrar kaçırma problemiyle kendilerinin yaşadığı idrar kaçırma arasında farklılıklar olabileceğine ve herkes için tedavinin aynı olmayacağına özellikle dikkat çeken Tarcan, "Zamanında teşhis koyulmadığında başınızı ağrıtacak ciddi problemler yaşanabilir. MS hastalarının yüzde 15'i idrar kaçırma problemiyle ilk olarak üroloji bölümüne geliyor. Hastayı ilk gören hekim tanıyı koymakta geç kalırsa MS hastalığında ilerleme yaşanır. Diğer önemli bir grup ise şeker hastalığı bulunanlar. Şeker hastalarının da büyük bir bölümü sık idrara çıktığı için üroloji bölümüne başvuruyor. Altında yatan neden iyi araştırılmazsa ve hasta hekime başvurmakta geç kalırsa eğer diğer organlarımızda geriye döndürülemez hasarlar ortaya çıkabiliyor." açıklamasında bulundu.

"İdrarı tutmanın en büyük zararı idrar torbasının kas yapısının kasılma yeteneğinin gerilemesi." diye ifade eden Ceyhun Özyurt, "Normalde bir mesane 500 CC kadar idrarı rahatlıkla biriktirebilir. Çok tutmaya bağlı olarak 1000'in üzerine çıkmaya başladığında ise idrar yapısının kas yapısı giderek zayıflamaya başlar. Bu zayıflamayla beraber yeterli kasılma göstermediği için idrarını yaptığı zaman önemli miktarda idrar içeride kalır. Bir müddet sonra idrar kapasitesi zorlandığı için idrar kaçırma yaşanır. O yüzden idrarımızı tutmak tavsiye ettiğimiz bir davranış biçimi değil." açıklamasında bulundu. İdrar kaçırma üzerine gerçekleşen ameliyat süresinin 15 dakika ile 30 dakika arasında tamamlandığını ifade eden Özyurt, "Bu tip ameliyatlarda spinal yani belden aşağısını uyuşturduğumuz bir anestezi yapıyoruz. Zor bir ameliyat olmasa da kilo önem arz ediyor." dedi.

Kadınlarda erkeklere göre daha sık idrar kaçırma problemi görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Tufan Tarcan ise şöyle konuştu: "Kadınların doğuştan idrar tutan yapıları erkeklere göre daha zayıf. Çocuk doğurmaya programlanmış bir yapısı var. Erkeklerde ise idrar kaçırmanın sebeplerinin başında nörolojik hastalıklar geliyor. Yaş ilerledikçe Parkinson, inme, şeker hastalığı erkeklerde idrar kaçırmaya sebep oluyor. Prostat kanseri ameliyatlarının yan etkisi olarak da erkeklerde idrar kaçırma yaşanabiliyor. Erkekler kadınlara göre daha rahat bir şekilde doktora gelebiliyorlar. Kadınlar ise idrar kaçırmayı yaşlanmanın etkilerine bağlayarak doktora gitmeyi düşünmüyorlar. Hatta kadınlar lavaboya gitmemek için bile su içme miktarını azaltıyor. Bu davranış devam edince idrar yolu enfeksiyonunun artması kolaylaşmaktadır. Yakın zamanda idrar kaçırma problemi nedeniyle ameliyat ettiğim ve operasyon sonrası tamamen idrar kaçırması geçen bir hastam, önceden ne kadar idrar kaçırdığının yeni farkına vardığını belirtti. Hastam üzerinde inanılmaz baskı ve stres yarattığını, bu iş ortadan kalkınca ise ne kadar tesiri olduğunu hissettiğini söyledi."

Beslenme bozukluğu idrar kaçırmaya sebep olabilir

Orta yaşın üzerindeki kadınlarda idrar yolu iltihabının (sistit) idrar kaçırmanın en önemli nedenlerinden biri olduğunu ifade eden Ceyhun Özyurt, "İdrar kaçırmanın altında düzeltilebilir bir neden var mı önce onun araştırılması ve ona uygun tedavi uygulanması gerekiyor." dedi. Beslenme bozukluğu ile beraber vücudun dengesinin değişmesi, bazı organların çalışmasını da olumsuz etkileyen bir faktör olduğunu açıklayan Prof. Dr. Ceyhun Özyurt, "Düzenli beslenme her organ için önemli. İdrar kaçırma problemi yaşamamak için beslenmenize de özen göstermeniz lazım." diye konuştu.

İdrar kaçırma problemi yaşayan hanımların mesane pedlerini hasta beziyle karıştırmamasının çok önemli bir nokta olduğunun altını çizen Tufan Tarcan, "Yanlış kullanılan her türlü koruma aracı mekanizmaya zarar veriyor. Belirli bir yaşın üzerinde idrar yolu enfeksiyonlarının tekrarlamasının en önemli sebebi bu. Çok net olarak idrar kaçırmaya yönelik tasarlanmış mesane pedlerinin kullanılması lazım." diye konuştu.

Prof. Dr. Tufan Tarcan sözlerini şöyle tamamladı: "İdrar aslında içinde mikrop barındırmayan sıvı. Uygun olmayan bir ped kullandığınız zaman idrarla temas eden ciltte kimyasal bir tahriş oluyor. Böylelikle vajinal bölgeye bizim kendi vücudumuzda yaşayan mikropların yerleşmesini sağlıyor. O mikroplar da idrar yoluna geçerek idrar yolu enfeksiyonuna sebep oluyor. Mikropların dışarıdan alınıyor düşüncesi var insanlarda. O yüzden de dışarıda idrarlarını tutarak tuvalete girmek istemiyorlar. İdrar yolu enfeksiyonu sebebi dışarıdan aldığımız mikroplarla değil, bağırsaklarda yaşayan ve yaşaması gereken kendi mikroplarımız. Onlar orada yaşamazsa sindirim sistemimiz iflas eder ve ölürüz. Yanlış ped kullanımı, idrar tutma, az su içme gibi davranışlar enfeksiyonlara yol açar. Çocukluk çağında başlayan bir durum bu dışarıda tuvalete gitmeme durumu. Çok hasta görüyoruz antibiyotik içiyor ve tekrar rahatsızlandığında 'Neden oluyor?' diye soruyor. Mesaneyi doğru kullanma ve doğru davranmayla ancak enfeksiyonların tekrarlanması önlenebilir."

Sizin İçin SeçtiklerimizGame Of Glam76 yaşına basan Filiz Akın'ın O Doğal Güzelliğinden Bir Eser KalmamışGame Of GlamGenerali SigortaKasko'da 12 taksit ve %70'e varan hasarsızlık indirimi fırsatı!Generali SigortaReadBakeryPatatesin İçine Gül Sapı Yerleştirdi, Bir Hafta Sonra Baktığında Gözlerine İnanamadı! Muhteşem!ReadBakeryTaboola'danTaboola'dan 63b99254322b4441a809a717267e7190

Prostat kanseri nedir, prostat kanseri belirtileri nelerdir?

Araştırmalar Dünyada her 14 dakikada bir prostat kanserine bağlı kayıpların yaşandığını belirtirken uzmanlar erken tanıya dikkat çekiyor. Öyle ki, ailede prostat kanseri hikayesi bulunanların 40 yaşından sonra yaptıracakları ürolojik muayeneler erken tanıda büyük önem taşıyor ve hayat kurtarıyor.

Prostatla ilgili bilgi aktaran Üroloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Sinan Akşit," Prostat esas olarak erkekteki üreme sisteminin bir parçadır ve idrar kesesinin hemen çıkışında yer almaktadır. Prostat salgıları erkek üreme hücresi olan spermin kadın üreme yollarında canlı kalmasını sağlar. Prostat tüm erkek çocuklarda vardır, sonradan oluşmaz,3-4 santim boyutunda ve yaklaşık 15-20 gram ağırlığındadır. Zaman içerisinde yaşla beraber de büyümeye devam eder. Prostat yaşla doğru orantılı büyüyecektir ancak büyüme ile beraber getirdiği şikayetler orantılı değildir.

Bazen ufak prostat büyümeleri ciddi problemler meydana getirebilir bazen de çok büyük prostatlar hiç bir probleme yol açmayabilir. Hangisinin iyi huylu, hangisinin kötü huylu büyüme olduğunu anlamak için rutin kontrollerle ve yapılacak basit tarama tetkikleri ileöğrenmek mümkün" dedi.

Prostat büyümesi belirtileri nelerdir?

Prostat büyümesinin belirtilerine değinen Dr. Sinan Akşit,"Normalden daha sık idrar yapma ihtiyacı,gece bu ihtiyaç için sık uyanma, ani idrar yapma ihtiyacı, istemsiz idrar kaçırma, düşük akımlı kesik kesik ve çatal işeme, idrar yaparken uzun süre bekleme ve ıkınma gereksinimi, idrar yaptıktan sonra mesanenin tam boşalamadığı hissi prostat büyümesinin ve buna bağlı şikayetlerinin bir kısmıdır.

BPH (İyi huylu Prostat Büyümesi) ürolojide en sık tanı konulan hastalıktır. BPH şikayetleri zaman içerisinde değişkenlik gösterebilir. Uzun yıllar çok az düzeyde belirtiler şeklinde devam edebilir, hatta kendi kendine düzelebilir de. Daha sık idrar yapma ihtiyacı hissedilmesi veya mesaneyi tam boşaltmadazorlanmaya başlama gibi şikayetler hafif belirtilerdir bu yüzden bu gibi durumlarda biz doktorlar tedavi önermeyebiliyoruz. Ancak genellikle zamanla prostatın yaptığı şikayetlerde ilerleme gözlenir. Bu aşamadan sonra da kişiye özel tedaviler planlanır" şeklinde konuştu.

Prostat için 50 yaşından itibaren rutin kontroller şart

Prostatta rutin muayenelerin önemine değinen Akşit,"Her erkeğin şikayeti olsun ya da olmasın 50 yaşından itibaren rutin takipleri yapılmak zorundadır. Özellikle bazı kan tetkiklerini ve fizik muayenelerini yapmak, hastada genetik faktörleri de ortaya koyarak prostattaki büyümenin iyi huylu mu yoksa kansere doğru mu olup olmadığını belirlemede son derece önem taşımaktadır. Özellikle ailesinde prostat kanseri olan bir kişide görülme riski diğer erkeklerden iki kat daha fazladır. Dolayısı ile bu kişilerin takiplerinin daha sıkı yapılması gerekir. Ailede genetik olarak prostat kanseri riski taşıyanlarda (babasında, kardeşinde) muayenelerin en geç 40 yaşından sonra başlaması önerilmektedir. Kan tetkiki olarak da en fazla total ve serbest PSA dediğimiz değer incelenmektedir.

PSA (Prostat Spesifik Antigen) değerindeki yükseklikler, yaşa bağlı uygun olmayan yüksek total PSA değerleri, prostatın boyutuna bağlı total PSA değerinin uygun olmaması, aynı şekilde serbest ve total PSA oranının uygunsuzluğu gibi ölçümler hastanın kanser riskini araştırma açısından bize yardımcı olur. Şu da çok önemli bir konu. Her PSA yüksekliği prostat kanseri demek değildir. Bu anlamda biz hastaya şunu öneriyoruz. Özellikle altta yatan başka problem yoksa PSA'nın yükselmesinin sıkı takibini istiyoruz. Eğer kritik değerler yaşına uygun olan değerlerin üstünde seyrediyorsa ve prostat muayenesinde (rektal tuşe) şüphe duyulan bir oluşum, sertlik saptanıyorsa; o zaman hastayı biyopsiye yönlendirerek tanıyı koymayı hedefliyoruz. Çıkan biyopsi sonucu ile de uygun olan tedavi ve takip programı belirlenir" ifadelerini kullandı.

Prostat kanseri tedavi edilebilir mi?

Prostat kanseri ile ilgili son yapılan çalışmalara ve tedavi şekillerine de değinen Akşit," Her 5-6 erkekten birinin hayatı boyunca prostat kanseri ile karşılaşma riski bulunmaktadır. Ayrıca Dünyada her 3 dakikada bir kişiye prostat kanseri tanısı konulurken, 14 dakikada bir de prostat kanserine bağlı yaşam kayıpları gerçekleşmektedir. Öte yandan tedavilerden bahsetmek gerekirse doktora başvuran hastaya takip için medikal tedavi uygulanır. Ancak bu prostatı hiçbir zaman ortadan kaldıracak tedavi değildir sadece kullanıldığı an itibari ile geçerli olan prostatın şikâyetlerini ortadan kaldırır onu rahatlatır ama yine de bu esnada takiplerin devam ettirilmesi gerekir.

3 ay, 6 ay, 1 sene, 2 sene hasta medikal tedaviyi kullanmasına rağmen şikayetlerinde artış meydana geliyorsa bu sefer cerrahi girişimler gündeme gelir. Ameliyatlar açık ya da kapalı (TUR) yöntemlerle uygulanabilir. Ameliyatı yapan cerrahın deneyimine ve hastanın durumuna göre tedavi yöntemi belirlenir.

BPH'nın özellikle kapalı yöntem (TUR) cerrahi tedavisinde son yıllarda çok sayıda teknolojik gelişme kaydedilmiştir. Lazer ve plasmakinetik enerji son gelişmelerdir. Özellikle kalp hastalığı nedeniyle kan sulandırıcı ilaçlar kullanması gerekenlerde bu yöntemler güvenlidir ve tercih edilmektedir. Bunun haricinde genel hastalıkları nedeniyle cerrahi riski bulunan hastalarda TUMT ( Transüretral mikrodalga tedavisi)+ Prostatitk stentler diğer tedavi seçenekleridir.

BPH nedeniyle takipli ve PSA'sı düzgün seyreden bir hastanın zaman içerisinde bu değerleri yükselmeye başladıysa, şikayetlerine sadece idrarda ya da menide kanama eklenmiş ise, cinsel fonksiyon bozuklukları hatta yaygın kemik ağrıları oluşmaya başladıysa o zaman bu hastayı daha ayrıntılı tetkik etmek gerekir. Çeşitli ultrasonik incelemeler ve biyopsi ile tanıyı netleştirmek gerekir. Son zamanlarda biyopsi aşamasında Füzyon Biyopsi dediğimiz yöntemle, biyopsiyi MR ve Ultrasonu aynı anda yaparak şüpheli olan tek noktadan biyopsi alabilme şansını yakalıyoruz. Bu bize prostat biyopsisinde alelade almış olduğumuz prostatın birkaç yerinden biyopsiler yerine sadece şüpheli odaktan biyopsi alarak kanserin tanısını koyabilme şansını netleştiriyor.

Prostat kanseri tanısı konması durumunda da hastaların umutsuzluğa kapılmasına gerek yok, bunu özellikle belirtmek istiyorum. Artık tedaviler çok gelişti ve mühim olan erken teşhis. Erken teşhisle prostat kanseri yüzde 99 gibi büyük oranda tedavi edilebiliyor. Erken evre şudur: Prostat kanserinin prostat dokusu içerisinde hapsolmuş olduğu dönemdir. Burada ameliyatla; Radikal Prostat Cerrahisi ile prostat dokusu, erkek seminal bezleri uygun durumlarda peniste sertleşmeye yardımcı olan sinir dokuları korunarak komple çıkarılmaktadır. Bu cerrahi açık; Laparoskopik veya Robotik olarak yapılabilmektedir.

Aynı dönem erken evre kanser vakalarında Radyoterapi ikincil efektif tedavi yöntemidir. İlerlemiş metastaz yapmış prostat kanseri tedavilerinde medikal hormon ablasyon ve kemoterapi diğer etkin tedavi yöntemleridir. Tüm hastaların radikal ameliyat veya radyoterapi-hormonoterapi ve kemoterapi sonrası rutin PSA tetkiki ile takibi esas olmaktadır" dedi.

5f5c46ed4d264afc939cef9b4252acdc

Kokulu kırtasiye ürünleri astımı tetikliyor

Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği Başkanı Prof.Dr. Bülent Şekerel, yeni eğitim öğretim yılı öncesinde okul alışverişine çıkacak velileri, özellikle kokulu kırtasiye ürünlerinden uzak durmaları konusunda uyardı

Kırtasiye ürünlerinin çeşitli boyalar ve çözücüler içerebildiğini ifade eden Türkiye Ulusal Alerji ve İmmünoloji Derneği Başkanı Prof.Dr. Bülent Şekerel, toksik ürünlerden uzak durulmasının önemine işaret etti. Bütün kırtasiye maddelerinin üzerinde çeşitli organik çözücüler bulunduğunu, bunların solvent, alkol veya su bazlı olabileceğini dile getiren Şekerel, keçeli kalemlerde alkol bazlı, tutkal ya da boyalarda su bazlı olanların tercih edilmesi gerektiğini söyledi.


Kokuluysa uzak tutun!

Prof.Dr. Şekerel, yoğun koku veren kırtasiye ürünlerinin sağlığa zararlı olduğu uyarısında bulanarak şöyle konuştu: "Kokulu ürünler, gerek astımlıların nefes darlıklarını tetikler gerekse de solunum sistemi üzerine olumsuz etkileri bulunur. Bu ürünlerde hangi boyaların kullanıldığına bakmak gerekiyor.

Kalemlerde de bazı ağır metaller kurşun, nikel, kobalt, arsenik, krom gibi maddeler sağlığa zararlı olabilir. Çünkü bunlar cilde temas ettiklerinde ciltten emilerek dolaşıma katılıp vücutta uzun süre yüksek miktarlarda bulunmasına neden olabilirler ki bu da bizim fizyolojik mekanizmayı olumsuz etkileyebilir."


Öğretmenlerin sınıflarındaki alerjik hastalıklar hakkında bilgi sahibi olmasının önemini vurgulayan Şekerel, şunları kaydetti: "Sınıfta astımlı olan ya da çeşitli ilaç veya besin alerjisi olan çocuk var ise öğretmen bunu bilmeli, çocuklar arasında ilaç veya besin transferine engel olmalı.


Çeşitli kokuların astımlılarda nefes darlığına sebep olması durumunda ailenin okula bırakmış olduğu kurtarıcı ilacı kullanılmalı. Öğretmenin de bu konuda belli bir eğitim almış olması gerekir."


0cf0be67f2ba44998b0d4ac508d28bec

8 Mayıs 2020 Cuma

ercan amca


Merhaba ben fulya 17 yaşındayım ve lise 2 ye gidiyorum.biraz kendimden bahsedeyim başta 1.70 boyunda esmer yeşil gözlü dolgun kalça ve göğüslere sahip bir kızım.hikayem bu yaz meydana geldi.bir sabah saat 9 gibi uyandım annemler evde yoktu babam annemle ablamı şehre götürmüştü akşam saat 8 gibi gelirken getirecekti.yazlığımız bir sitenin içinde en ön sırada deniz yani. Sabah kalkınca canım hiçbir şey yemek istemedi bari kalabalıklaşmadan denize gireyim dedim. Üzerime siyah bikinimi giydim aynada kendime baktım gerçekten çok güzel duruyordu üzerimde. Göğüslerim dışarı taşacak gibiydi.neyse gittim kumsala ve deniz girdim.komşumuz olan Ercan amcayı gördüm denizde oda erken kalkmış yüzüyordu. Ercan amca babamın en yakın arkadaşlarından biridir her akşam neredeyse beraber yemek yeriz. beni gördü ve hemen yanıma geldi günaydın fulya nasılsın dedi. Zaten çok samimiydik onunla bende iyiyim Ercan amca sen nasılsın dedim Annenler öyle sabah nereye gidiyordu dedi bende işleri varmış dedim.demek artık yalnız kalıyorsun he dedi. Sende bizi iyice ufaklık yaptın be Ercan amca dedim baksana büyüdüm. Evet gerçekten büyümüşsün çok güzel bir kız oldun dedi.bende teşekkür ederim ama sende yaşlı sayılmassın dedim. Bu lafıma çok sevindi uzun zamandır senin gibi harika bir kızdan böyle bir iltifat almamıştım dedi. Gerçektende çok güzel vücudu vardı beni her zaman tahrik etmiştir zaten. Beraber yüzelimmi dedi bende tabi dedim. Açıldık biraz zaten deniz sakindi kimsecikler yoktu bu saatte derinlere geldik ve ben biraz yoruldum.Ercan amca yoruldum sana tutunabilirmiyim dedim. Elbette canım dedi ama bunu çok imalı söylemişti çok hoşuma gitti Hadi dibe dalalım dedi bende tamam dedim. Nefesimi tuttum ve daldık çok derine dalmıştım o benim kadar dalmamıştı çıkarken ona tutundum ama bilerek şortunun üzerinden tam penisinin porno hikayeler olduğu yeri tuttum. Penisi çok büyüktü ve sertleşmişti. Bir erkeği tahrik etmek çok hoşuma gitmişti.kocaman penisini 1-2 saniye daha tuttum ve sonra yüzeye çıktım. Suratı değişmişti oda zevk almıştı.oda artık hafif hafif yüzerken benim mayomun üzerinden kalçalarımı elliyordu. Bir keresinde tam ellerken bende kendimi geriye attım ve resmen avuçladı beni.çok tahrik olmuştum ve bir oh çektim.oda ne oldu fulya dedi.bende yok bişey Ercan amcacım dedim.böyle oynaşmalarla 45dk kadar yüzdük.çıkarken onu çay içmeye çağırdım.oda kabul etti. Bize gittik.ben ona çay hazırlarken o kurulanıyordu.çayları hazırladım ve içtik.evimiz 3 katlıydı.Ercan abi ben terasta güneşlenicem sende gelmezmisin dedim tabi gelirim yavrum dedi ve terasa çıktık.2 tane şezlongumuz var terasta. Ben birine yüzüstü yattım. Bikinimin üstünün ipini çözdüm. Çaktırmadan Ercan amcaya bakıyordum. Oda ayaktaydı ve beni öyle görünce penisi yine sertleşmişti.şortunun üzerinden çok belli oluyordu.sende yatsana Ercan amca dedim. Bana yaşlıymışım gibi davranma Ercan de dedi. Bende olur tabi dedim. Seni kremlememi istermisin dedi. Bende evet dedim.kremi eline döktü ve sırtımı kremlemeye başladı.yavaş yavaş hareket ediyordu.çok tahrik olmuştum. yavaş yavaş kalçalarıma indi.bende bikinimin altını kalçalarımın arasına sıkıştırdım.sanki kremlemekten çok okşuyordu. Nefes alışlarımız hızlanmıştı. bir bacağını da şezlongun öbürü tarafına attı ve kremlemeye devam etti. Acayip tahrik oldum ama ilk hamlenin ondan gelmeyeceği belliydi. Dayanamadım ve şezlongun üzerinde emekler vaziyette durmaya başladım. Penisi kalçalarıma yapışmıştı bir oh çekti ellerini öne attı ve göğüslerimi okşamaya başladı. Bende kendimi ileri geri yapıyordum. Penisi kalçalarımın arasında gidip geliyordu.süperdi. yetişkin hikayeler Ama daha içime girmeden kalçalarımın üzerine boşaldı.. Geri çekildi ve bikinimim altını çıkardı.süper bir amın var dedi.daha yeni tıraş etmiştim.ve yalamaya başladı.süper bir duyguydu.daha bakireydim ama bir anlamı kalmamıştı benim için.amımı yalıyordu ve acayip haz alıyordum. İnlemeye başladım.sıra sende dedi ve beni sırtüstü yatırdı şezlonga.yeni boşalmış penisini ağzıma verdi.yalamaya başladım.5dk içinde kocaman oldu. İlk defa gerçek bir penis görmüştüm.uzunluğunu sordum 20cm dedi ve gerçekten kalındı. İlk seferde bunu alabileceğimden emin değildim. Bacaklarımı açtı ve omzuna aldı.bakiremisin dedi evet ama önemi yok dedim.tamam o zaman dedi.ve başını sürtmeye başladı amıma.süperdi.yavaş yavaş ittirdi ama girmiyordu gerçekten büyüktü ve bu benim ilk denememdi. Güneş kremini aldı ve sikine iyice sürdü.yine denedi ve kafasını soktu penisinin.çok zevk aldım.yavaş yavaş ilerlemeye başladı.içimi yoğun bir haz kaplıyordu.ancak milim milim ilerleyebiliyordu.buda beni acayip zevke getiriyordu. Yavaş yavaş git gel yapmaya başladı bir yandanda göğüslerimi okşuyordu. Fulyacım aşkım süpersin diyordu. Ben konuşmak istiyordum ama konuşamıyordum.içimi yoğun bir duygu kapladı birden hayatımın ilk gerçek orgazmını yaşıyordum.süper bir duyguydu.sonra beni şezlongdan kaldırdı ve kendi oturdu benide kucağına aldı ve yine içime girdi.o 20cm içime girdikçe Ercan da benim göğüslerimi yalıyordu.5dk sonra içimden çıktı ve sikini ağzıma verdi.yalamaya başladım ve ağzıma boşaldı dışarı taşıyordu ağzımdan bir kısmını yuttum.fulyacım sen harika bir kızsın dedi.artık hep birlikte olalım tamammı dedi bende olur dedim.beraber banyo yaptık ordada 1 kere sikti beni. Sonra evine gitti. Bende yattım. Kalktığımda annemler gelmişti.babamda sex hikayeleri mangalı hazırlıyordu fulya kızım kalktın mı Ercan abinler gelecek yemeğe dedi.tamam babacığım dedim.gittim ve siyah bir elbise giydim üzerime tek parçaydı ve oldukça kısaydı.babamlar zaten bana pek karışmaz.sonra Ercan abi ve karısı geldi.tam karşıma oturdu arada göz göze geliyorduk.yine tahrik olmuştum onu istiyordum.babam zil zurna sarhoş olmuştu annemler muhabbete dalmıştı Ercan fazla içmemişti.babama baba ben arkadaşlarımın yanına disko ya gidicem beni götürsene arabayla dedim.Ercan abi atladı istersen ben götüreyim baban kafayı bulmuş dedi babam gülmeye başladı doğru dedi sen götürüver.çok sevinmiştim ercanın arabasına bindik ve gitmeye başladık. Bir tarla yoluna saptı ve tenha bir yere park etti arabayı. Bugün harikaydın canım dedi.bende sende öyleydin aşkım dedim.öpüşmeye başladık.arabadan dışarı çıktık sonra.öpüşmeye devam ettik.elbisenin üzerinden kalçalarımı avuçladı.bugün seni götünden sikemedim şimdi sikicem dedi.bende ne istersen yap sen benim kocamsın dedim. bu laf çok hoşuna gitti.karım hiç bana götten vermiyor intikamımı senden alıcam dedi.eğildim ve sikini yalamaya başladım.gene kocaman oldu.beni arabanın üzerine domalttı. Elbisemi yukarı sıyırdı.ve siyah tangamı gördü.aşkım çok harikasın dedi.onuda çıkardı ve cebine koydu. Senden hatıra kalsın dedi.göt deliğimi yalamaya başladı.yavaş yavaşta parmaklarını sokturdu.yeterince büyüyünce sikini getirdi.başını ittirdi ama götüm amımdan daha da dardı.aşkım şimdi biraz acıyacak ama inan çok fazla zevk alacaksın dedi.bende kafamı salladım.ve birden ittirdi ben bir çığlık attım sanki içim yırtılmıştı çığlık atıyordum eliyle ağzımı kapadı.30sn kadar sonra acı kalmamıştı acayip zevk alıyordum.inlemeye başladım.fulyacım karıcım diye inlemeye başladı oda. Sonra götümün içine boşaldı.eğildi ve amımı yalamaya başladı.siki sertleşince arabanın üzerine yatırdı beni ve bir postada amımdan sikti.gece eve gittiğimde perişan haldeydim.ablam nerdeydin discoda göremedim seni dedi. Ben sadece güldüm.

b43dcfb2ce6d4c80a4c1cb891f3d69b1

ercan amca


Merhaba ben fulya 17 yaşındayım ve lise 2 ye gidiyorum.biraz kendimden bahsedeyim başta 1.70 boyunda esmer yeşil gözlü dolgun kalça ve göğüslere sahip bir kızım.hikayem bu yaz meydana geldi.bir sabah saat 9 gibi uyandım annemler evde yoktu babam annemle ablamı şehre götürmüştü akşam saat 8 gibi gelirken getirecekti.yazlığımız bir sitenin içinde en ön sırada deniz yani. Sabah kalkınca canım hiçbir şey yemek istemedi bari kalabalıklaşmadan denize gireyim dedim. Üzerime siyah bikinimi giydim aynada kendime baktım gerçekten çok güzel duruyordu üzerimde. Göğüslerim dışarı taşacak gibiydi.neyse gittim kumsala ve deniz girdim.komşumuz olan Ercan amcayı gördüm denizde oda erken kalkmış yüzüyordu. Ercan amca babamın en yakın arkadaşlarından biridir her akşam neredeyse beraber yemek yeriz. beni gördü ve hemen yanıma geldi günaydın fulya nasılsın dedi. Zaten çok samimiydik onunla bende iyiyim Ercan amca sen nasılsın dedim Annenler öyle sabah nereye gidiyordu dedi bende işleri varmış dedim.demek artık yalnız kalıyorsun he dedi. Sende bizi iyice ufaklık yaptın be Ercan amca dedim baksana büyüdüm. Evet gerçekten büyümüşsün çok güzel bir kız oldun dedi.bende teşekkür ederim ama sende yaşlı sayılmassın dedim. Bu lafıma çok sevindi uzun zamandır senin gibi harika bir kızdan böyle bir iltifat almamıştım dedi. Gerçektende çok güzel vücudu vardı beni her zaman tahrik etmiştir zaten. Beraber yüzelimmi dedi bende tabi dedim. Açıldık biraz zaten deniz sakindi kimsecikler yoktu bu saatte derinlere geldik ve ben biraz yoruldum.Ercan amca yoruldum sana tutunabilirmiyim dedim. Elbette canım dedi ama bunu çok imalı söylemişti çok hoşuma gitti Hadi dibe dalalım dedi bende tamam dedim. Nefesimi tuttum ve daldık çok derine dalmıştım o benim kadar dalmamıştı çıkarken ona tutundum ama bilerek şortunun üzerinden tam penisinin porno hikayeler olduğu yeri tuttum. Penisi çok büyüktü ve sertleşmişti. Bir erkeği tahrik etmek çok hoşuma gitmişti.kocaman penisini 1-2 saniye daha tuttum ve sonra yüzeye çıktım. Suratı değişmişti oda zevk almıştı.oda artık hafif hafif yüzerken benim mayomun üzerinden kalçalarımı elliyordu. Bir keresinde tam ellerken bende kendimi geriye attım ve resmen avuçladı beni.çok tahrik olmuştum ve bir oh çektim.oda ne oldu fulya dedi.bende yok bişey Ercan amcacım dedim.böyle oynaşmalarla 45dk kadar yüzdük.çıkarken onu çay içmeye çağırdım.oda kabul etti. Bize gittik.ben ona çay hazırlarken o kurulanıyordu.çayları hazırladım ve içtik.evimiz 3 katlıydı.Ercan abi ben terasta güneşlenicem sende gelmezmisin dedim tabi gelirim yavrum dedi ve terasa çıktık.2 tane şezlongumuz var terasta. Ben birine yüzüstü yattım. Bikinimin üstünün ipini çözdüm. Çaktırmadan Ercan amcaya bakıyordum. Oda ayaktaydı ve beni öyle görünce penisi yine sertleşmişti.şortunun üzerinden çok belli oluyordu.sende yatsana Ercan amca dedim. Bana yaşlıymışım gibi davranma Ercan de dedi. Bende olur tabi dedim. Seni kremlememi istermisin dedi. Bende evet dedim.kremi eline döktü ve sırtımı kremlemeye başladı.yavaş yavaş hareket ediyordu.çok tahrik olmuştum. yavaş yavaş kalçalarıma indi.bende bikinimin altını kalçalarımın arasına sıkıştırdım.sanki kremlemekten çok okşuyordu. Nefes alışlarımız hızlanmıştı. bir bacağını da şezlongun öbürü tarafına attı ve kremlemeye devam etti. Acayip tahrik oldum ama ilk hamlenin ondan gelmeyeceği belliydi. Dayanamadım ve şezlongun üzerinde emekler vaziyette durmaya başladım. Penisi kalçalarıma yapışmıştı bir oh çekti ellerini öne attı ve göğüslerimi okşamaya başladı. Bende kendimi ileri geri yapıyordum. Penisi kalçalarımın arasında gidip geliyordu.süperdi. yetişkin hikayeler Ama daha içime girmeden kalçalarımın üzerine boşaldı.. Geri çekildi ve bikinimim altını çıkardı.süper bir amın var dedi.daha yeni tıraş etmiştim.ve yalamaya başladı.süper bir duyguydu.daha bakireydim ama bir anlamı kalmamıştı benim için.amımı yalıyordu ve acayip haz alıyordum. İnlemeye başladım.sıra sende dedi ve beni sırtüstü yatırdı şezlonga.yeni boşalmış penisini ağzıma verdi.yalamaya başladım.5dk içinde kocaman oldu. İlk defa gerçek bir penis görmüştüm.uzunluğunu sordum 20cm dedi ve gerçekten kalındı. İlk seferde bunu alabileceğimden emin değildim. Bacaklarımı açtı ve omzuna aldı.bakiremisin dedi evet ama önemi yok dedim.tamam o zaman dedi.ve başını sürtmeye başladı amıma.süperdi.yavaş yavaş ittirdi ama girmiyordu gerçekten büyüktü ve bu benim ilk denememdi. Güneş kremini aldı ve sikine iyice sürdü.yine denedi ve kafasını soktu penisinin.çok zevk aldım.yavaş yavaş ilerlemeye başladı.içimi yoğun bir haz kaplıyordu.ancak milim milim ilerleyebiliyordu.buda beni acayip zevke getiriyordu. Yavaş yavaş git gel yapmaya başladı bir yandanda göğüslerimi okşuyordu. Fulyacım aşkım süpersin diyordu. Ben konuşmak istiyordum ama konuşamıyordum.içimi yoğun bir duygu kapladı birden hayatımın ilk gerçek orgazmını yaşıyordum.süper bir duyguydu.sonra beni şezlongdan kaldırdı ve kendi oturdu benide kucağına aldı ve yine içime girdi.o 20cm içime girdikçe Ercan da benim göğüslerimi yalıyordu.5dk sonra içimden çıktı ve sikini ağzıma verdi.yalamaya başladım ve ağzıma boşaldı dışarı taşıyordu ağzımdan bir kısmını yuttum.fulyacım sen harika bir kızsın dedi.artık hep birlikte olalım tamammı dedi bende olur dedim.beraber banyo yaptık ordada 1 kere sikti beni. Sonra evine gitti. Bende yattım. Kalktığımda annemler gelmişti.babamda sex hikayeleri mangalı hazırlıyordu fulya kızım kalktın mı Ercan abinler gelecek yemeğe dedi.tamam babacığım dedim.gittim ve siyah bir elbise giydim üzerime tek parçaydı ve oldukça kısaydı.babamlar zaten bana pek karışmaz.sonra Ercan abi ve karısı geldi.tam karşıma oturdu arada göz göze geliyorduk.yine tahrik olmuştum onu istiyordum.babam zil zurna sarhoş olmuştu annemler muhabbete dalmıştı Ercan fazla içmemişti.babama baba ben arkadaşlarımın yanına disko ya gidicem beni götürsene arabayla dedim.Ercan abi atladı istersen ben götüreyim baban kafayı bulmuş dedi babam gülmeye başladı doğru dedi sen götürüver.çok sevinmiştim ercanın arabasına bindik ve gitmeye başladık. Bir tarla yoluna saptı ve tenha bir yere park etti arabayı. Bugün harikaydın canım dedi.bende sende öyleydin aşkım dedim.öpüşmeye başladık.arabadan dışarı çıktık sonra.öpüşmeye devam ettik.elbisenin üzerinden kalçalarımı avuçladı.bugün seni götünden sikemedim şimdi sikicem dedi.bende ne istersen yap sen benim kocamsın dedim. bu laf çok hoşuna gitti.karım hiç bana götten vermiyor intikamımı senden alıcam dedi.eğildim ve sikini yalamaya başladım.gene kocaman oldu.beni arabanın üzerine domalttı. Elbisemi yukarı sıyırdı.ve siyah tangamı gördü.aşkım çok harikasın dedi.onuda çıkardı ve cebine koydu. Senden hatıra kalsın dedi.göt deliğimi yalamaya başladı.yavaş yavaşta parmaklarını sokturdu.yeterince büyüyünce sikini getirdi.başını ittirdi ama götüm amımdan daha da dardı.aşkım şimdi biraz acıyacak ama inan çok fazla zevk alacaksın dedi.bende kafamı salladım.ve birden ittirdi ben bir çığlık attım sanki içim yırtılmıştı çığlık atıyordum eliyle ağzımı kapadı.30sn kadar sonra acı kalmamıştı acayip zevk alıyordum.inlemeye başladım.fulyacım karıcım diye inlemeye başladı oda. Sonra götümün içine boşaldı.eğildi ve amımı yalamaya başladı.siki sertleşince arabanın üzerine yatırdı beni ve bir postada amımdan sikti.gece eve gittiğimde perişan haldeydim.ablam nerdeydin discoda göremedim seni dedi. Ben sadece güldüm.

879f5bb60a674bd7bf540c33046504d4

gözde abla`nın muhteşem ayakları


7fb1648d1ebe4195b9c52415e6dde5aa

gözde abla`nın muhteşem ayakları


fbe98a3a27bd44bdbfd9ee0dae1c40cd