25 Nisan 2020 Cumartesi

İçliköfte

"Bugün ne pişirsem?" diyenlere, nefis içliköfte tarifi...



"Bugün ne pişirsem?" diyenlere, nefis içliköfte tarifi...
Malzemeler (15 kişilik)
1 ölçü cücük (Ergani'de çok ince bulgura verilen isim)
2 ölçü sümündürük (Yarmanın ufağına verilen isim)
1 kg keçi kıyma, orta yağlı
2 kg kuru soğan
1 bağ reyhan
1 çimdik maydanoz, kurutulmuş
Tereyağı
Tuz
Az miktarda su

 
Hazırlanışı
Cücük ve sümündürük bir süre ıslatılır. Şişince tuz ve az suyla iyice yoğrulur. Köfte açılır. Kıyma ve tereyağı kavrulur. Soğan, reyhan ve kuru maydanoz eklenir. Soğan pişene dek kavrulur. Harç köfteye doldurulur. Köfteye mandalina, elma yuvarlaklığında şekil verilir, ağzı kapatılır. Haşlanıp süzdürülür. Yağda kızartılır.



34c560789cc04d4e99e8746137ffcc0d

Omuz sıkışması nedir?

Omuz sıkışması hakkında bilmeniz gerekenleri Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şenay Sıldır anlattı.



Omuz sıkışması hakkında bilmeniz gerekenleri Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şenay Sıldır anlattı.
Kolunuzu başınızın üzerine kaldırdığınız anda çok şiddetli bir ağrı hissediyor, fermuarınızı çekerken, düğmelerinizi iliklerken bile zorlanıyorsanız omuz sıkışması sendromu ile karşı karşıya kalmış olabilirsiniz. Avrasya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Şenay Sıldır, donuk omuz sendromu ile ilgili bilinmesi gerekenleri anlatıyor.
 
İmpingement Sendromu olarak da adlandırılan omuz sıkışması sendromu, kolları kaldırmaya yarayan kasların; tendonların ve omuzu oluşturan kemik yapılarının arasında sıkışması sonucunda ortaya çıkar. Genel olarak omzunu çok sık ya da kötü kullanan kişilerde meydana gelir. Sıklıkla ev işi yapan kadınlarda, voleybol, basketbol, yüzme, cirit atma, gülle atma gibi spor dallarıyla ilgilenen sporcularda görülür. Önlem alınmadığı takdirde tendonların tamamı kopabilir ve omuz hareket kabiliyetini kaybedebilir.
 
Omuz sıkışması sendromu neden olur?
 
Donuk omuz sendromu,
Fibromiyalji,
Travmatik zedelenmeler,
Sinir yaralanmaları,
Kireçlenme,
İltihabi romatizmalar,
Gut hastalığı,
Metabolik hastalıklar,
Hormonal rahatsızlıklar,
Kas hastalıkları,
Kalp hastalıkları,
Kuvvet gerektirecek işlerde sürekli kolunu yukarı doğru kaldırmak zorunda olmak.

 
Ev işi yapan kadınlarda daha sık rastlanıyor
Genel olarak tek taraflı olmakla birlikte iki tarafta da ortaya çıkabilen omuz sıkışması sendromunun ortaya çıkmasında en belirleyici neden tekrarlanan hareketlerdir. Omuzu 90 derece yukarıda tutup sürekli aynı hareketi tekrarlama durumunda sıkışmalar meydana gelebiliyor. Bu konuda yapılan araştırmalar evde iş yapan kadınların çok daha sık bu sorunla karşı karşıya kalmasına yol açıyor. Özellikle de temizlik için yapılan cam silmek, halı çırpmak, yüksek bir noktadan ağır bir eşya almak, perde asmak gibi aktiviteler uzun vadede kaslarda ciddi tahribatlara sebep olabiliyor. Diyabetik hastalarda daha sık görülür.
 
Omuz sendromu sıkışmasının belirtileri nelerdir?
 
Kolu kaldırma ile oluşan ani ağrı ve acı,
Omuz kaslarının güçsüz hissedilmesi,
Omuz hareketleri esnasında omuzdan sesler gelmesi,
Kolu başın üzerinde kaldırırken zorlanma,
Gece ağrıları,
Güçsüzlük ve hareket kabiliyetinde kısıtlanma.

 
Omuz sendromu sıkışması tedavisi nasıldır?
 
Hastalığın seyrine göre tedavi şekli değişir. 3 haftalık ilaç tedavisi sonunda ağrıların azalması ile kaslar güçlendirilir. 3 ayın sonunda iyileşme olmazsa cerrahi tedavi uygulanır. Bu dönemde hastaya ağrı kesiciler, lokal sıcak-soğuk uygulamaları, omuz eklemi içi steroid enjeksiyon uygulamaları ve fizik tedavi uygulanabilir. Ağrıların artık dayanılmayacak hale geldiği durumlarda ise bu tip uygulamalar hastalığın seyrini değiştirmeye yetmeyebilir. Bu durumda hastaya cerrahi müdahale yapılır. Eğer tedavi edilmez ise çok daha ciddi bir problem olan donuk omuz sendromuna dönüşebilir.
 
Omuz sendromu sıkışmasından korunmak mümkün mü?
Günlük hayat içinde farkında olmadan yaptığımız bazı davranışlar, omuz sıkışması sendromuna neden olabiliyor. Bu noktada günlük rutin içinde sergilediğimiz bazı davranışlara dikkat edersek, önlem almak için etkili adımlar atmış oluruz. Bu önlemler:
 
Uzun süre aynı pozisyonda bilgisayar başında durulmamalı,
Ağırlığı 2 kilogramı geçen çantalar kullanılmamalı, eğer kullanılıyorsa 15- 20 dakika arayla çantanın yeri değiştirilmeli,
Çok yüksek yerlere uzanmaktan kaçınılmalı,
Ev işlerinde özellikle cam silme, perde takma gibi aktivitelerde yüksekliği azaltmak için merdiven kullanılmalı.

 




89b2eafec45344249dbdbe221c59aa7b

23 Nisan 2020 Perşembe

Arılar ile ilgili ilginç bilgiler...

Bal Gurmesi Ahmet Bağran Aksoy, arıların hiç bilmediğimiz gizemli dünyası hakkında ilginç bilgiler verdi.

Bal peteği bir mühendislik harikasıdır. Petekte bulunan gözlerin duvarların kalınlığı, bir milimetrenin 10'da 1'inden daha azdır ama buna rağmen kendi ağırlığının yüzlerce katı ağırlıktaki bal yükünü taşıyabilir.


Yapılan araştırmalara göre; bir arı, hayatı boyunca bir çay kaşığı balın 1/12'sini üretir.


New York Devlet Üniversitesi biyologlarının, arılar üzerinde yaptıkları incelemelere göre yüzlerce arı kovanın girişinde, iç ve dış kısmında durup kanatlarını çırparak, kirli havanın dışarıya çıkmasını, kanat çırpmayı bırakınca da temiz havanın içeri girmesini sağlar.


Bal arısının midesinin, bir toplu iğne başı büyüklüğündedir ve bir yüksük dolusu bal toplamak için arının, midesini 60 defa doldurup boşaltması gerekir.


Arıların yarım kilo bal yapabilmesi için yaklaşık 2 milyon çiçeği ziyaret etmeleri ve 88 bin km yol katetmeleri gerekir.


Bal arıları kovandaki bir adet peteği doldurabilmek için yaklaşık 100 milyon kadar çiçeğin nektarını emerler. Bu süre zarfında ise yaklaşık olarak 90 ile 100.000 km kadar kanat çırpmış olurlar.


Toplayıcı arılar iki kilo bal üretebilmek için toplam olarak Dünya ve Ay arasındaki mesafeye eşit bir yol kat ediyorlar.


Bir arı yanınıza yaklaştığında duyduğunuz ses, dakikada 11.400 kez çırptıkları kanatlarının sesidir. Araştırmalar sonucu arıların kanatlarının kopması halinde bile vızıltı çıkarabildiği gözlemlenmiştir. Bunun sebebi arıların çıkardıkları vızıltıların göğüslerinden geliyor olmasıdır.


Bal arılarının iki bitişik gözleri başlarının yanında; üç tekil gözleri ise başlarının üzerinde. Bunun yanında iki çift kanatları, bir nektar keseleri ve bir de mideleri vardır.


Birinci Dünya Savaşı sırasında bal, askerlerin yaralarını iyileştirmek için kullanılıyordu. Çünkü bal, iyileştirici bir etkiye sahiptir ve de asla bozulmaz. Bu, günümüzde hala uygulanan etkili yöntemlerden biridir.


Sadece dişi arılar iğnelerini batırır çünkü sadece dişi arıların iğneleri vardır. Fakat arılar iğnelerini geçirdikleri zaman ölürler.


Her arının beyninde yaklaşık olarak bir milyon sinir hücresi (nöron) bulunmaktadır. Bir arı topluluğu ise 100 milyar nörona sahip insanın yarısı kadar sinir hücresine sahiptir.


Bal arıları, polenleri toplanmış çiçeğe diğer arıların bir daha uğramaması için polen aldıkları çiçeğin üzerini elektriksel bir alanla kaplarlar. Vücutlarındaki elektro alıcılar sayesinde bu izleri görüp algılayan diğer arılar ise bu çiçeklere uğramıyor, zaman ve enerjiden kazanmış oluyorlar.


Her kovanda kraliçe arının salgıladığı kimyasal bir madde vardır ve bu madde kovandaki bütün arılar tarafından tanınır. Kovandaki bütün arılar bu maddeyi kraliçeden alarak kraliçe ile aynı kokuya sahip olur. Bu madde sayesinde de aynı kolonideki bütün bireyler birbirlerini kolaylıkla tanır ve kovana giren herhangi bir yabancı arı bu yöntem sayesinde kovandan dışarı atılır.


2c9026783d2c47d2b4f16184d60f13d5

Bulaşıcı olmayan hastalıklar

Hayatın ilk 2 yılındaki beslenme içeriği, erişkin dönemde bulaşıcı olmayan hastalıklara etki eder mi?



Hayatın ilk 2 yılındaki beslenme içeriği, erişkin dönemde bulaşıcı olmayan hastalıklara etki eder mi?
Her yıl dünyada 38 milyon kişinin ölümüne neden olan şeker hastalığı, kalp damar hastalığı ve şişmanlık (obezite) gibi bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların geleneksel olarak, hayatımızın yetişkin dönemlerinde ortaya çıkış sebebinin genetik kodlarımızda var olduğu yönünde yaygın inanış vardır. Yeni kanıtlar, hayatın erken dönemindeki çevresel faktörler ve beslenme içeriğinin bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların oluşma riskine etki ettiğini göstermektedir. Bu nedenle ki, yaşamın ilk yıllarındaki gelişim ve beslenme kalitesi hayatın geri kalanında sağlıklı olmanın temelini de oluşturmaktadır. Buna ek olarak sigara, fiziksel inaktivite ve sağlıksız beslenmenin de bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların oluşma riskine katkısı olmaktadır. 2 yaş öncesi beslenme içeriklerinin (proteinden kısıtlı, fazla beslenme veya mikrobesinlerin alımı gibi) genetik kodlarımızdaki DNA'larımızda metilasyon ve demetilasyon dengesine etki ederek epigenomlarımızda değişikliklere neden olduğu artık bilinmektedir. Hayatın erken dönemindeki beslenme DNA metilasyonunda kalıcı değişiklere neden olması ile bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların ilerleyen yaşlarda ortaya çıkış riskine de etki etmektedir. Hayatın erken dönemindeki beslenmenin ilerleyen dönemlerde ortaya çıkacak obezite, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, kalp ve damar hastalıkları ile ilişkisi ise zaten bilinmektedir.
 
Bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların artmasının beşeri, sosyal ve ekonomik alanlarda insani kalkınma üzerinde ciddi ölçüde olumsuz etkisi olduğu bilinmekte; bu hastalıkların, üretkenliği azaltıp ve yoksulluğu artırmakta rol oynadığı gerçeğini görmek gerekmektedir. Bulaşıcı olmayan kronik hastalıkların bütün bu olumsuzluklarıyla mücadele edilmesi şart olduğundan annenin gebelik süresince ve bebeğin 2 yaşından önceki beslenme içeriklerinin sağlıklı olmasıyla işe başlamak en doğrusudur. Çocuklara 2 yaşına kadar mutlaka anne sütü verilmeli, 6. aydan itibaren anne sütü ile beraber ek gıdaya geçerken asıl öğünün hâlâ süt öğünü olduğunu akılda tutulmalı ve anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda hekime danışılmadan farklı beslenme yöntemlerine başvurulmamasına özen gösterilmelidir.
 
 
Yazı: Prof. Dr. Ersin Akpınar
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
 



1e45773312b64a40b7cf50e2e43c9adf

16 Nisan 2020 Perşembe

Doğal ve bakımlı bir cilt için BB Cream serisi

Makyajın vazgeçilmez parçası kapatıcılar.



Makyajın vazgeçilmez parçası kapatıcılar.
Çalışan kadınlar olarak ne yazıkki makyaj yapmamız şart oluyor, ancak cildimize iyi bakmakta şart. İşte bu yüzden makyajın en önemli tamamlayıcısı olan kapatıcı konusunda hassasım.
Ve Farmasi markasının yeni çıkardı BB Cream serisini görünce aradığımı bulduğuma emin oldum. Çünkü gözenekleri tıkamıyor ve görüntü gayet doğal.
BB Serisi; BB Krem, BB Göz Kremi, BB All in One Pudra ve BB Ruj'dan oluşuyor.
Yazı: Nuran Başyurt



98fb6318f9944a939c4ea2658b5c7e53

Peynirli sufle tarifi

Peynir sevenlerin vazgeçemeyeceği bir lezzet...



Peynir sevenlerin vazgeçemeyeceği bir lezzet...
Malzemeler
50 gr. tereyağı
50 gr. un
300 gr. süt
3 yumurta
Tuz
Parmesan peyniri
100 gr. gruyer peynirini (veya Kars gravyeri, emmentaler ve asiago gibi peynirler)

Yapılışı
Tereyağı ve unu yapışmaz yüzeyli bir tencerede karıştırın. Isıtılmış sütü karışımın içine azar azar ekleyin. Karışımı sürekli ve hızlı bir şekilde karıştırdıktan sona 2 dakika daha pişirip ocaktan alın. İçine 3 yumurta sarısı ve bir tutam tuz ekleyin. 3 dakika sürekli karıştırdıktan sonra soğumaya bırakın. Rendelenmiş 3 çorba kaşığı dolusu parmesan peyniri, iri rendelenmiş 100 gr. gruyer peynirini çırpılmış 3 yumurta akını da içine ilave edip karıştırın. Karışımı yağlanmış ve unlanmış sufle kaplarına paylaştırın. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında 15-18 dakika pişirin.
 
 



1bcc73579ab7480186b494ec1f57c031