19 Şubat 2020 Çarşamba

Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkiliyor!

Sık görülmesine rağmen az bilinen hastalıkların arasında sayılıyor. Türkiye'de en az 2 milyon kadını etkileyen bu hastalık, kadınların yaşam kalitesini de düşürüyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ercan Baştu hastalık hakkında önemli bilgiler verdi.

Anne olmayı engelleyebiliyor

Şiddetli adet, karın ve kasık ağrıları gibi etkenlerle hayat kalitesini oldukça düşüren çikolata kisti hastalığı, kötü seyretmesi durumunda anne olmayı bile engelliyor. Çikolata kisti hastalığı, rahmin içini dolduran doku tabakasına ait hücrelerin yumurtalıklar, bağırsaklar, mesane gibi rahim dışında başka bir organda yerleşip büyümesiyle ortaya çıkıyor.Adet döneminde ve cinsel ilişki sırasında şiddetli ağrıya yol açan, hiç hamile kalmamış kadınların yaklaşık yüzde 30'unda, anne olmuş kadınların ise yüzde 5'inde görülen bu hastalığa en sık, hiç hamile kalmamış 25-45 yaş arası kadınlarda rastlanıyor.

Yüksek risk grubunda iseniz

Çeşitli faktörlerle daha yüksek risk grubunda olan kadınların hastalığın en ufak sinyalini bile dikkate alması ve düzenli kontrollerinde mutlaka doktorları ile paylaşmaları gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Ercan Baştu, bu risk gruplarını şöyle aktarıyor:

•  Hiç doğum yapmamış olmak•  Erken yaşta adet görmeye başlamış olmak•

Düşük beden-kitle indeksi•  Alkol tüketimi•  Endometriozis hastası bir veya daha fazla yakın akrabaya sahip olmak (anne, kızkardeş, teyze, hala gibi) •  Adet kanının vücuttan normal yollarla atılımını engelleyen herhangi bir durumu yaşıyor olmak.

Bu belirtileri atlamayın!

Başka hastalıklarla karıştırıldığı için tanı konulmasının genellikle geciktiği çikolata kisti hastalığı, belirtilerinin nitelikleri ve şiddeti, hastalığın yerleşmiş olduğu bölge ve yayılma durumuna göre farklılık gösteriyor. Adet ağrısının normal karşılanması gibi nedenlerle de teşhisin gecikebildiğine dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Ercan Baştu, ağrıların mutlaka bir nedeni bulunduğunu belirterek aşağıdaki belirtilerden biri bile varsa zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmanız gerektiği uyarısında bulunuyor. • Ağrılı ve/veya yoğun adetler• Kasık ve karın ağrıları • Cinsel ilişki sırasında ağrı• Hamile kalmada güçlük ve kısırlık• Bağırsak problemleri

Karın ağrısına dikkat!

Karın ağrıları pek çok hastalığın belirtisi olabiliyor. Özellikle genç kızların adet ağrısını normal karşılaması, ya da toplumda "hepsi senin kafanda aslında" gibi yönlendirmelere sıkça rastlanması nedeniyle ağrılı adetler ya da uzun süren karın ağrılarına gereken önem verilmiyor.Son 6 ay içerisinde devamlı ya da sık sık karın ağrısı hissedilmesinin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Ercan Baştu, ağrının cinsel ilişki ya da adet dönemi dışında olmasının çikolata kisti hastalığı düşündürdüğünü, ağrılı dışkılama ya da idrara çıkarken ağrı yaşamanın da hastalığın belirtileri arasında önemli yeri olduğunu belirtiyor.

Ne yapabilirsiniz?

Çikolata kisti hastalığı sadece belirtiler üzerinden ya da muayene ile teşhis edilebilmekle beraber yaşanan tüm şikayetlerin not edilerek uzman doktorla mutlaka paylaşılması teşhiste çok yardımcı oluyor. Hayat kalitesini bozan bulguların ortadan kaldırılmasının ancak doktor-hasta iletişiminin verimli bir şekilde sağlanması ile mümkün olduğunu dile getiren Doç. Dr. Baştu, kişinin yaşadığı tüm belirtileri ve aklındaki tüm soruları mutlaka not ederek doktoruna iletmesini öneriyor.

Nedeni henüz bilinmiyor

Çikolata kisti hastalığının ortaya çıkış nedeni hala net olarak bilinmemekle birlikte bu konuda birçok görüş mevcut. En yaygın görüş adet kanının bu dönem sırasında rahimden geçerek kadının tüplerine ve buradan karın ve kasık içine sızması. Bu dokunun sonradan karın ve kasık boşluğunun içine doğru büyüyerek yerleştiği düşünülüyor. Bu duruma 'geriye doğru adet görme' deniliyor.

d3ac9eb65ebf4d0ba96032472c7094cc

Cinsel ilişkiden önce sakın bunu yapmayın

Seksten önce yapılması gerekenler, seksten sonra yapılması gerekenler diye birçok efsanevi sözler duyuyoruz. Doğru diye yapılan yanlışları açıklıyoruz.

Kadınlara seksle ilgili sıklıkla verilen bazı önerilerin aslında yanlış ve zararlı olduğu ortaya çıktı. Verilen bazı tavsiyeler birbiriyle çelişkili olabiliyor hatta bazıları tamamen uydurmaca. Şimdi size faydalı ipuçları vereceğiz.

Kadınlara idrar yolu enfeksiyon riskini azaltmak için cinsel ilişkiden önce mesanenin boşlatılması gerektiği söylenir. Ancak uzmanlara göre bu kesinlikle yapılmamalı, aksine cinsel ilişkiden sonra mesane boşaltılırsa idrar yolu enfeksiyonu kapılmaz.

Neden seks sonrası idrar yapmalıyız?

Seks sırasında vajinadaki bakteriler üretra içine zorla sokulabilir. İdrar yapmak bakterileri atabilir bu yüzden cinsel ilişkiden sonra mesaneyi boşaltmak sağlıklıdır.
İdrar yolu enfeksiyonu nasıl önlenir?

Uzmanlara göre, hamile kalmak için diyafram kullanmak, diyaframın mesaneye baskı yaparak tamamen boşaltılmasını önleyebileceğinden, idrar yolu enfeksiyonunu arttırabilir.
Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonunuz varsa ve bir diyafram kullanıyorsanız, başka bir hamile kalma yöntemine geçmeyi düşünmelisiniz.

Prezervatif kullanımı, sperm öldürücü yağlar da idrar yolu enfeksiyonuna neden olabilir. sık sık idrar yolu enfeksiyonu geçiriyorsanız yağ içermeyen ilaç kullanmayı deneyin.

İdrar yolu enfeksiyonu kapmamak için dikkat edilmesi gerekenler

Dehidrasyonu önlemek için bol miktarda su için ve idrar yollarınızdaki bakterilerden kurtulun.İdrar yapma ihtiyacını hissettiğinizde tuvalete gidin.Vajinal bölgeyi önden arkaya doğru silin.Her gün vajinanızı yıkayın ve seks yapmadan önce temizliğine özen gösterin.Mesaneyi seks yaptıktan sonra boşaltın.

Sizin İçin SeçtiklerimizVikings: Free Online GameBu oyun can sıkıntısını sonsuza kadar bitiriyor!Vikings: Free Online GameDesert Order (Strateji Oyunu)Bir uçak seç ve bu Oyunu 2 Dakika oynaDesert Order (Strateji Oyunu)ABD Göç HizmetleriYeni hayatınızı Amerika'da başlatın!ABD Göç HizmetleriTaboola'danTaboola'dan 6cad0a9994d84fc6a51a4e3b7d4e2451

7 Şubat 2020 Cuma

İftar menüsünde 15. gün

Ramazan ayının en güzel yanı kalabalık ve lezzetli iftar sofralarıdır. İşte size o sofralarınız için tarif önerilerimiz.



Ramazan ayının en güzel yanı kalabalık ve lezzetli iftar sofralarıdır. İşte size o sofralarınız için tarif önerilerimiz.
Tarifleri görmek için fotoğrafların üzerine tıklayın!
 
İç ısıtan, damak şenlendiren şahane bir tarif...
 
 
Et soteye kim hayır diyebilir ki? 
 
 
 Et sotenin yanına oldukça doyurucu bir salata...
 

 
Yemekten hemen sonra değil ancak yarım saat sonra demli bir çayla...
 
  
 



1a9aadf6dcd94602a2f98d2adb1c5ed3

Kahvaltı yapmanın önemi nedir?

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlıklarının öğrenme, dikkat ve konsantrasyon üzerinde çok önemli etkisi olduğunu söyledi.



Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, sağlıklı ve doğru beslenme alışkanlıklarının öğrenme, dikkat ve konsantrasyon üzerinde çok önemli etkisi olduğunu söyledi.
Okul dönemindeki çocuklar için kahvaltı en önemli öğün. Sabah kahvaltısı yapan çocuklarda dikkat ve konsantrasyonun arttığını belirten uzmanlar, "Kahvaltıda "junk food" olarak adlandırılan hazır gıdalar yerine yumurta, süt, peynir, ekmek tüketen çocuklar daha başarılı oluyor" diyerek kahvaltının önemini vurguluyor.
 
Kahvaltı mutlaka yapılmalı
 
Günün en önemli öğününün kahvaltı olduğunu belirten Üsküdar Üniversitesi NPİstanbul Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Köse, kahvaltının mutlaka yapılması gerektiğini ifade etti. Kahvaltı yapan çocuklarda dikkat ve konsantrasyonun artığını belirten Köse, "2016 yılında yayınlanan bazı çalışmalarda kahvaltı yapan 5-18 yaş arası çocuklarda akademik başarının daha yüksek olduğu görülüyor. Çalışmanın detaylarına bakıldığında kahvaltıda 'junk food' olarak adlandırılan pastane ürünleri ve şekerli besinler yerine yumurta, peynir, süt, ekmek ve çiğ sebzeden oluşan kahvaltı tüketen çocukların daha başarılı oldukları gözlenmiş" diye konuştu.
 

 
Kahvaltı obezite riskini azaltıyor
 
Akademik başarının yanında sağlıklı büyüme ve gelişme için de besin öğelerinin dengeli alınmasının önemli olduğuna dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, "Bu da günün ilk öğünü olan kahvaltılının düzenli tüketimi ile başlar. Kahvaltının diğer bir avantajı da okuldayken hazır paketli yiyeceklerin tüketiminin azaltılmasıdır. Kahvaltı yapan çocuklarda okuldan besin tüketiminin azaldığı araştırmalarca kanıtlanmıştır. Böylece kahvaltı tüketimi ile beraber obezite riski de azaltılmış olacaktır" dedi.
 
Yumurta şart!
 
Sabah kahvaltısında mutlaka yumurta tüketilmesi gerektiğini belirten Gizem Köse, "Sabah kahvaltısının vazgeçilmezi hem tok tutan hem de protein içeren yumurtadır. Yumurtanın içerisindeki demirin iyi emilimi için yanında maydanoz ya da yeşilbiber tüketilebilir. B vitamini zengini olan ekmek her hafta çeşit değiştirilerek tüketilmelidir. Çavdar, tam buğday, beyaz, tam tahıl gibi farklı ekmekler denenebilir. Hem yetişkinler hem çocuklar için geçerlidir. Kaliteli bir C vitamini kaynağı olan sebzeler kesilmeden ya da doğranmadan tüketilirse C vitamini ölmeden yararlanılabilir. Ya da kesilecekse tahta bıçak kullanılabilir. Eğer mide bulantısı gibi bir sorunu yoksa sabah kahvaltılarının sonunda 1 bardak süt tüketilmesi tokluk süresini uzatmaya yardımcı olur" tavsiyesinde bulundu.
 

 
Sağlıklı beslenme çantası
 
Çocukların yanlarında götürdükleri beslenme çantalarının içinde de sağlıklı gıda ve atıştırmalıkların bulunması gerektiğini belirten Köse, beslenme çantasında mutlaka bulunması gerekenleri de şöyle sıraladı:
- Her gün mutlaka 2-3 porsiyon meyve tüketmeleri gerektiği için 2 porsiyon meyve
- Kuru meyvelerin tüketimi daha kolay olabilir bu yüzden 20 gram kuru meyve
- Süt ürünleri grubundan süt ya da ayran
- Çiğ sebze vitaminler açısından zengin olduğundan 1 orta boy çiğ sebze
 
Beslenme çantaları her gün yıkanmalı!
 
Gizem Köse, beslenme çantalarının her gün düzenli olarak iyice yıkanmalı ve kuruduktan sonra malzemelerin yerleştirilmesi gerektiğini de hatırlatarak "Sebze ve meyveler çiğ tüketileceğinden iyice yıkanmalı ve kurulanmalıdır. Paketli besinler yerine evde yapılan besinler tercih edilmelidir" tavsiyesinde bulundu.
 

 
Bağışıklık sistemini balıkla güçlendirin
 
İçinde bulunduğumuz sonbaharda grip gibi bulaşıcı hastalıklara karşı da bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi gerektiğini belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Gizem Köse, "Bağışıklık sisteminin gücü vitamin ihtiyaçlarından geliyor. Yapmanız gereken hem çocuklarımız hem de kendimiz için meyve ve sebze tüketimini arttırmak gerekiyor. Sadece günde 3 meyve ve 2 porsiyon tüketerek bağışıklık sistemini korumanız mümkün. Burada dikkat edilmesi gereken meyve ve sebzelerin tüketim şekli. Yani meyveleri meyve suyu ya da meyve nektarı olarak tüketmek hiçbir yarar sağlamıyor. Özellikle de meyve suyunu taze sıkıp bütün vitaminleri aldığınızı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Bağışıklık sistemini güçlendiren şeylerden biri de omega-3'tür. Haftada iki kere balık tüketerek hem kalp ve damar sistemi korunabilir hem de bağışıklık sistemi güçlendirebilir" önerisinde bulundu.
 



59518c74ca004e749a6aba58b3918daf

4 Şubat 2020 Salı

Rahim Kanseri

Rahim kanseri nedir?



Rahim kanseri nedir?
Rahim her ay adet kanaması ile dökülen ve rahim iç tabakası (endometrium) adı verilen bir doku içerir. Bu dokudan gelişen kanser türüne endometrium kanseri adı verilir.
 
Rahim kanseri, üreme organlarının kanserleri içinde en sık görülenidir ve genellikle menopoz sonrası ortaya çıkar.
 
Rahim kanserinin en sık verdiği belirti menopoz döneminde görülen kanamadır ve bu belirti nedeniyle yapılan biyopsi sonucunda tanı konabilir. Menopozda kanamanın çoğu durumda nedeni kanser değil atrofi, yani rahim iç tabakasının incelmesidir. Bazı durumlarda ise biyopsi neticesinde endometrial hiperplazi adı verilen ve bazı durumlarda ileride kansere dönüşebilecek lezyonlar görülebilir
 
Kilolu olmak, diyabet ve hipertansiyon hastası olmak, hiç doğum yapmamış olmak, tedavi edilmemiş polikistik over hastalığı olmak en iyi bilinen risk faktörleridir.
 
Tedavide esas amaç rahim ve yumurtalıkların ameliyatla çıkarılmasıdır ve çoğu durumda erken evrede yakalanan bu kanser türünde ileri bir tedaviye gerek duyulmaz. İleri evrelerde ek olarak radyoterapi tedavisi gerekebilir.
 
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı - Jinekolog Operatör Dr. Kağan Kocatepe



a67c041b1b2d466abc0b8e470d2f5b36

Mutlu bebek büyütmenin 11 yolu

Bebekleri huzurlu büyütmenin daha pek çok altın kuralı var. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hilal Mocan, bebekleri mutlu etmenin yollarını anlattı.

Mümkünse normal doğum

Anne bebeğini sağlığı nedeniyle aksi gerekmediği sürece normal yolla doğurmalı. Normal yolla doğum yapan bir annenin bebeğinde bağışıklık sistemi daha iyi yapılanır. Çünkü bağışıklık sisteminin temel organı olan bağırsakların faydalı bakteriden oluşan flora yapısı hızla doğum sırasında oluşur. Bir diğer durum da bebeğin ciğerindeki sıvının emilmesi... Bebeğin doğum sonunda akciğer fonksiyonları ve solunum bakımından daha iyi bir noktada olmasını sağlıyor.  


Doğumdan sonra ilk 30 dakika

Anne, bebeğini doğurduktan sonra ilk 30 dakika içinde mutlaka göğsüne almalı. Eğer bebek hastanede doğduysa bunu doktor ya da hemşire yapmalı. İlk 30 dakikada bebek çıplak olarak annenin göğsüne konursa annenin sütü daha bol gelir ve anneyle bebek arasındaki iletişim çok erken başlar.  


Anne bebekle baş başa kaldığında ne yapmalı?

Anne bebeğini ne kadar kucaklarsa, ne kadar sık emzirirse o kadar iyi. Bebeğin karnının tok, altının temiz olduğuna dikkat etmek mutlu bebek için atılacak önemli adımlardan. Özellikle ilk 40 gün içinde annenin bebeğiyle ten temasını artırması, onu sık sık beslemesi, okşaması ve ona sevgi sözcükleri söylemesi gerekir.  


Kucak bebeği olsun!

Artık bebeklerin kucak bebeği olmasını, okşanmasını, kucakta dolaştırılmasını ve bebekle annenin mümkün olduğu kadar sık konuşmasını istiyoruz. "Bebek bu, anlamaz" demeyin. Bir bebek için en güzel müzik, annesinin sesinden duyduğu ninnidir.  


Sakin ortam mutlu etmez

Bebeklerin mutlu olmaları için çok sakin bir ortamda büyütülmelerine gerek yok. Bebek normal bir yaşam ortamında olmalı. Bebek anne karnındayken de 'beyaz gürültü' denilen birtakım sesleri duyarak gebelik sürecini tamamladığı için, bu sesleri duymasında bir mahzur yok. Annenin bebeğini sevgi ortamında büyütmesinin dışında bebeğin gaz ve pişik gibi sorunları söz konusu olabileceğinden bunlar da yakından takip edilmeli.  


Göbek bakımı çok mühim

Göbek kordonu düşene kadar ve düştükten sonra belli bir süre, enfeksiyonun giriş kapısı olarak algılanır. Önceden antiseptik solüsyonlar ve alkol, bebeğin göbeğini kurutmak için kullanılıyordu artık bunlara gerek kalmadı. Islatılmadan göbeğin enfekte olmayacağı ve temiz bir şekilde kuruyup düşeceği görüşü hâkim. Bu nedenle artık bebeklerin mümkünse göbek bağını açıkta bırakacak şekilde bir bezle yeni doğan dönemlerini geçirmelerini istiyoruz. Sağlıklı bir şekilde göbek bağı kurusun ve mikrop kapmasın diye... Bezde göbek oyuntusu yoksa göbeğin kuru kalması için bezi kıvırmak zorunda kalırız bu da tercih ettiğimiz bir yol değil.  


22.00-03.00 uykusuna dikkat!

Bebeğin uykusu da mutluluğu için çok önemli. Aslında hem bebeğin hem de annenin uykusu önemli. Yeni doğan bebeklerin uyku süresi oldukça uzun olup 16.5 saat- 18.5 saat arasındadır. Gece uykularının süresi bebek büyüdükçe artar. 22.00-03.00 arasındaki saatlerde büyüme hormonu salgılandığından bu saatlerdeki uyku çok önemli.  


Masaj olmazsa olmaz

Başlangıçta bebeğe masaj olarak yapılan dokunma hareketlerinin daha sonra spor şeklini almasını istiyoruz. Bebeklere masaj yapmak hem onların dolaşımlarını hızlandırıyor, kaslarının, kemiklerinin daha iyi gelişmesini sağlıyor hem de gaz ve kolik sorununun çözülmesine yardımcı olarak bebeği rahatlatıyor. Özellikle 4. aydan sonra basit egzersiz hareketlerinin yapılması bebeğin gelişimi için önemli. 


Sürekli odasını toplamayın

Bebek herhangi bir şeyin yerini değiştirdiği zaman hemen arkasından toplanması doğru değil. Bebeğin çok titiz olmasını büyüme sürecinde de istemiyoruz. Özellikle ilk 6 aylık süreçte bebek anne odasında kalsın ki etkileşimleri daha iyi olsun ve emzirmesi de kolay olsun. Ama daha sonra odasına geçmesini istiyoruz.


Onunla oyun oynayın

Bebek büyüdükçe oyuncakların çeşidi de artar. Çocuğun annesiyle, babasıyla ya da aile büyükleriyle oyun oynaması mutluluğunu ve konuşma performansını artırır, dikkat süresini uzatır. Anne-baba çalışıyor olsa da her gün belirli bir süreyi birlikte geçirmeli ve çocukla birlikte oyunlar oynamalı.  


6. ayın sonuna kadar sadece anne sütü

Bebek, 6. ayın sonuna kadar sadece anne sütü almalı. 6. aydan sonra uygun bir program çerçevesinde tamamlayıcı besinler almalı. Unutulmamalı ki bebek yeterli beslenmezse sarılık riski artar, bağışıklık sistemi yeteri kadar güçlenmez.


c025001f62cb4dcd94cfbecb2edc9193

3 Şubat 2020 Pazartesi

Saç sağlığı için yapılabilecekler nelerdir?

Evde yapabileceğiniz ve dikkat edebileceğiniz bu kurallarla saçlarınızın eski sağlığına kavuşmasını sağlayabilirsiniz.



Evde yapabileceğiniz ve dikkat edebileceğiniz bu kurallarla saçlarınızın eski sağlığına kavuşmasını sağlayabilirsiniz.
Görünüşümüzün en önemli parçalarından olan saçlara gereken değerini veriyor muyuz? Denizden yıpranmış, çok fazla kırığı olan veya yüksek ısıdan hasar gören saçlarınızı canlı ve parlak tutmak çok önemli. Aşağıdaki maddeleri uygulayarak saçlarınızı sağlıklı bir görünüme kavuşturabilirsiniz.
 
Ne yediğiniz önemli
Sağlıklı, yumuşak ve parlayan saçlar için yeterli derecede protein almanız gerekir. Et, yumurta, süt ve balık, proteini bol miktarda barındıran besinlerdir. Saçınızın demir ve bir çeşit mineral kaynağı olan ferritini ihtiyacını karşılaması için haftada en az bir kere kırmızı et tüketmelisiniz. Saçınız için en önemli öğünler kahvaltı ve öğlen yemeğidir. Ayrıca beslenmenizin meyve, sebze ve tahıl açısından da zengin olmasına özen gösterin. Saçlarınız böylelikle yeterli miktarda mineral ve vitamini almış olacak.
 

Saç kremi kullanın
Özellikle soğuk kış aylarında elektriklenme bir problem olabilir. Bunun nedeni havanın kuruluğu ve giydiğimiz yünlü parçalardan kaynaklanıyor. Saçlarınızın daha yumuşak ve elektriklenmeden uzak bir görünüme kavuşması için saç kremi kullanmalısınız. 
 
Saçınızı nemlendirin
Her tür saç tipi için nemlendirici saç maskesi gereklidir. Düz ve hafif dalgalı saçlarınız varsa ayda bir ya da iki kere nemlendirici bakım maskesi uygulamalısınız. Eğer kıvırcık saçlarınız varsa haftada bir kere maske uygulamalısınız.
 
Doğru tarağı seçin
Saçınızın karışık olmasını önlemek saç sağlığınız için önemlidir. Yanlış taranan saçlarda yıpranmalar daha fazla olur. Uzun ve kalın saçlı olanlar büyük geniş aralıklı fırçası olan tarakları tercih etmeliler. Böylece aralıklar ısının daha çabuk dağılmasını sağlar, kurumasını hızlandırır ve saç kurutma makinesinin zararlarına karşı saçınızı korumuş olursunuz. Orta uzunluktaki saçlara sahip olanlar daha dar ve yoğun fırçalı tarakları tercih etmeliler. Uzmanlar gece karışan saçların önüne geçmek için ise geniş fırçalı bir tarağın içine yumuşatıcı krem sıkıp taramanızı tavsiye ediyorlar.
 
Karışan saç uçlarına dikkat
Saç uçlarındaki karışıklığı çözmenin yolu bazen olmayabiliyor. Uçlardaki karışıklıkları kremleyip yumuşatarak ya da istiyorsanız keserek arışıklığın yukarılara çıkıp, saçınızın daha fazla zarar görmesini engelleyebilirsiniz.
 
Koruyucu modeller uygulayın!
"Fransız bukleleri" gibi modeller veya diğer koruyucu şekilleri deneyin. Saçlarınız kısa zamanda uzayacaktır.
 
Saç kurtuma makinesine ara verin
Saçınızı kuruturken makineyi yoğun olarak çalıştırmayın. Aralıklarla kurutun ve saçınızı kurutmadan önce zararını azaltıcı ürünler kullanın.
 
Saç derinizi yok saymayın
Saçınıza olduğu kadar saç derinize de yeterince özen göstermelisiniz. Yüzümüzün canlılığını korumak için nasıl nemlendiriyorsak, saç derimiz için de aynısını yapmalıyız. Sağlıklı bir saça sahip olmanın yolu, saç derinize de saçınıza gösterdiğiniz özeni göstermenizden geçer. Kullandığınız ürünün nem dengesini sağladığından emin olun.
 
Saç fırçanızı temizleyin
Saçlarınızı taradıktan sonra fırçanızda kalan saçlar, mikrop ve bakterilerin çoğalmasına neden olur. Bu mikroplar saçlarınıza geçer ve saçlarınızın sağlığını yitirmesine, yıpranmasına neden olur. Ayda bir kere bile olsa saç tarağınızı temizleyin. Fırçanızda kalan saçları toplayarak bir kaç dakika soğuk suyun altında tutun.
 
Şampuanınıza sadık kalın
Çoğu hikayenin aksine saçınız bir ürüne alışmaz. Şampuan saça alışır ve hep aynı sonucu verir. Şampuan alanlar, şampuanlarına sadık kalmayarak firmanın üründe değişikliğe gitmesine yol açarlar. Çok az insan uzun süre kullandığı üründen memnundur. Bu nedenle birçoğu sürekli değiştirir. Buna rağmen tek bir ürüne sadık kalmak yerine alternatif ürünleriniz olsun.
 
Dikkatli uyuyun
Eğer yatakta sürekli dönen duranlardansanız, bilmeden de olsa saçınıza zarar veriyorsunuz. Yastık kılıfına sürekli sürten saçlarınız kırılıyor ve yıpranıyor. Tabii ki "Put gibi yatın ve kafanızı çevirmeden uyuyun." demeyeceğiz. Bunun için sizlere önerimiz sabah kalktığınızda saçınızı karmakarışık bulmamak için yatmadan önce saçlarınızı iki yandan örün. Bu daha az temas ve daha az yıpranma sağlayacaktır.
 
Sirkeli su 
Banyodan çıkmaya yakın bir zamanda suyun içine atacağınız birkaç damla su ile saçlarınızın parlak ve canlı olmasını sağlayabilirsiniz.
 
Saçlarınızda kullandığınız spreylere dikkat edin
Saçlarınıza şekil vermek için kullandığınız jöle, sprey, köpük gibi maddeleri çok fazla kullanmayın. Bu ürünler saçlarınızın daha çabuk yıpranmasına yol açar. Eğer kullanmaktan vazgeçemiyorsanız, hiç değilse saçlarınızın dibine sürmeyin. Mutlaka uçlarına uygulayın.
 
Su için
Su, vücudunuzun nem dengesini sağlar ve cildinizi nemlendirir. Aynı şey saçlarınız için de geçerlidir. Bol su tüketimi ile sağlıklı saçlara kavuşabilirsiniz.
 
Dinlendirin
Saçlarınızın dinlenmeye ihtiyacı var, kimyasal uygulamaları kesin. Yani açtırma, kalıcı boya, ombre, gölgelendirme her türlü işleme bir son verin. Eğer saçlarınızı boyamak istiyorsanız, yarı kalıcı, bitkisel boyalara yönelin çünkü bunlar hali hazırda yıpranmış saçlarınıza çok daha nazik davranacaklardır.
 
Keratin bakımı
Evde ya da kuaförünüzde ama mutlaka keratin bakımı yapın. Keratin ürünleri formaldehit içerebilirler, bu nedenle alerjik iseniz dikkatli olun. Keratin tedavisi saçınızın sağlığına kavuşabilmesi için gerçekten çok önemlidir.
 
Şekillendiricilerden uzak durun
Saçlarınızı şekillendirmenize yarayan aletlerden bir süre uzak durmalısınız. Fön ya da maşa gibi şekillendiricilerin sebep olduğu ekstra ısı saçlarınızın durumunu daha da kötü hale sokar. Eğer illa kullanacaksanız, öncesinde koruyucu serum sürün.
 
Kırıklardan kurtulun
Saçlarınızı kestirmeniz saçlarınızın daha sağlıklı uzamasına da yardımcı olacaktır. Gür ve sağlıklı saçlara sahip olmak için saçlarınızın uçlarının yıpranmamış olması gerekir.
 
E vitamini takviyesi 
E vitamini içerisindeki mineraller ile saçlarınızın parlak ve sağlıklı olması mümkün. Dilerseniz E vitamini ve yağları karıştırarak maske şeklinde saçınıza uygulayabilirsiniz.
 
Kimyasal ürünlerden uzak durun
Saçlarınızı beslemeye çalışırken kullandığınız ürünlerin içerisine bakmak da oldukça önemli. Paraben içermeyen ürünleri tercih ederek saçlarınızı kimyasallardan koruyabilirsiniz.
 
Yağlar ile bakım
Hindistan cevizi yağı, argan yağı ve zeytinyağı ile saçlarınızda mucizeler yaratabilirsiniz. Yağları karıştırarak da güzel bir karışım elde edebilirsiniz. Hafta bir uygulayacağınız kür ile sonbaharda saçlarınızla göz kamaştırabilirsiniz.
 
Saç sağlığınızı güçlendirecek pratik saç maskesi tarifleri
 
Yumurta maskesi
Duşa girin, çıktıktan sonra saçınızın fazla suyunu havlu ile alın. Saçınız kısaysa 1 uzunsa 2 yumurtayı çukur bir kapta iyice çırpın. Önce saç diplerinize masaj yaparak, ardından uçlara doğru yumurtayı yedirin. Saçlarınızı iki veya dört eşit parçaya ayırırsanız yumurtayı saçınıza daha kolay yedirebilirsiniz. 30 dakika bekledikten sonra tekrar duşa girin. Saçlarınızı soğuğa yakın ılık su ile yıkamanız gerektiğini unutmayın. Aksi taktirde sıcak su ile pişen yumurtayı saçlarınızdan temizlemeniz zorlaşır. Yumurta saçlarınızı parlatır, besler ve kırılmalara karşı saçlarınızı güçlendirir. Haftada bir yumurta maskesini tekrarlayın.
 
Mayonez ve zeytinyağı maskesi  
Saçınız uzunsa 4, kısa ise 2 yemek kaşığı mayoneze aynı miktarda zeytinyağı ilave edip iyice çırpın. Köklerden uçlara kadar masaj yaparak bu karışımı saçlarınıza yedirin. Saçlarınızı toğuz yapar gibi toplayıp üzerine sıcak bir havlu sarın. Vaktiniz varsa 1 saat, darsa 30 dakika bekleyin. Sonra duşa girin ve ılık suyla saçlarınızı yıkayın. İki yiyecek de saçlarınızı besler, güçlendirir ve parlak kılar. Kuru ve boyalı saçları nemlendirecek bu maskeyi 15 günde bir tekrarlayabilirsiniz.
 
Suna Dumankaya'dan saçlara özel karışım
 
Eşit miktarda susam yağı, ceviz yağı ve çörekotunu karıştırın. Bu karışımın içine 1'er kapsül B ve E vitamini kırın. Sonra da 1 kapak çam terebentin ekleyin. Elde ettiğiniz karışımı saç diplerine sürün ve saçınızı streç filmle sararak 2 saat bekleyin. Sürenin sonunda da saçınızı uygun bir şampuanla yıkayın. Bu formülü haftada en az 2 kez uygulayın.
 

 



6fb1fd94627149d3b7a6c9a14d719c8a

Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) nedir?

RSV nedir? RSV Tedavisi nasıldır? RSV'ye dair bilmeniz gereken tüm bilgileri Yrd. Doç. Dr. Şenol Bozdağ açıkladı.



RSV nedir? RSV Tedavisi nasıldır? RSV'ye dair bilmeniz gereken tüm bilgileri Yrd. Doç. Dr. Şenol Bozdağ açıkladı.
Bebeklik ve çocukluk döneminde alt solunum yolları enfeksiyonunun en yaygın sebebi olan RSV, ülkemizde sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülüyor. Bebeklerde bronşiolit, zatürre gibi ciddi hastalıklara neden olan virüs, prematüre bebeklerde, kalp ve akciğer hastalığı olan savunma sistemi zayıf çocuklarda hayati tehlike yaratıyor.
 
Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) nedir?
 
Sonbahar - kış aylarında bebeklerin ve çocukların sıklıkla hasta olmalarına neden olan Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) çocuklarda ve yetişkinlerde solunum yolu enfeksiyonlarına neden olan en yaygın ve bulaşıcı virüslerden biri. Her yerde bulunabilen bu virüs iki yaşına kadar hemen hemen tüm çocukların hastalanmasına neden oluyor. RSV, bebeklerde bronşiolit (küçük hava yolları enfeksiyonu) ve pnömoni (zatürre) gibi yaşamı tehdit eden ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına yol açabiliyor. RSV virüsü hakkında bilgi veren Okan Üniversitesi Hastanesi Yeni Doğan Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Şenol Bozdağ, virüsün özellikle yeni doğan yoğun bakım ünitelerinde ciddi salgınlara neden olabildiğine dikkat çekiyor.
 
Prematüre bebekler, kalbinde, akciğerin sağlık sorunu olan ve savunma sistemi zayıf olan çocuklar yüksek riskli grupta yer alıyor. Yrd. Doç. Dr. Şenol Bozdağ, virüsün bu grupta ciddi hastalıklara hatta ölümlere yol açtığını ifade ediyor. Dr. Bozdağ "Ayrıca bebeklikte geçirilen RSV enfeksiyonları daha sonraki yıllarda reaktif hava yolu hastalığı gelişimine yol açabilir" diyor.
 
Bebeklerin yarısı kış aylarında rsv ile tanışıyor!
 
RSV çok bulaşıcı bir enfeksiyon etkeni olup, insandan insana temasla, eşyalarla veya damlacık yoluyla bulaşıyor. Kuluçka süresinin birkaç gün ile bir hafta arasında değişiklik gösterdiğini belirten Dr. Bozdağ şöyle devam ediyor: "Viral çoğalma bebeklerde ve bağışıklık sitemi (immünitesi) yetersiz kişilerde fazla ve uzun sürelidir. Doğal bağışıklık yetersiz olup tekrarlayan enfeksiyonlar sıktır. Hastalık ülkemizde sıklıkla sonbahar-kış mevsiminde görülür. Bebeklerin yarısı kış aylarında RSV bulaşıcılığı ile karşılaşır. İki yaşına kadar hemen her çocuk enfeksiyona yakalanarak 2 yaşına kadar yüzde 95 kan pozitifliğine ulaşır."
 
Özellikle bir yaşın altındaki küçük çocuklarda RSV çok daha şiddetli olabiliyor, bronşiolit ve pnömoniye yol açabiliyor. Böyle hastaların hastaneye yatırılması gerektiğini vurgulayan, Yrd. Doç. Dr. Bozdağ, "Damardan sıvılar, oksijen ve nemlendirilmiş hava ile tedavi gerekli olabilir ve daha ciddi vakalarda solunum cihazlarıyla solunum destek ihtiyacı oluşabilir" diyor.
 
Bebeklerin yaşı ne kadar küçük ise hastalığa yakalanma riski o kadar artıyor. Altı ayın altındaki prematürede, oksijen ihtiyacı olan kronik akciğer hastalıklı bebekler, bağışıklık sistemi yetersizliği ve doğumsal kalp hastalıklı çocuklar şiddetli enfeksiyon için en riskli grupta yer alıyor.
 

 
Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) belirtileri nelerdir?
 
Virüsün tanısı burun-boğaz salgılarında viral RNA saptanması ile konuyor. RSV enfeksiyonu çocukluk çağında en sık burun akıntısı, öksürük ve ateş ile birlikte üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde görülüyor. Daha sonra, zorlu nefes alma, orta kulak iltihabı, broşiolit ve zatürreye yol açıyor. Küçük yaşlarda geçirilen RSV alt solunum yolu enfeksiyonu ile ileri yaşlarda reaktif hava yolu hastalığı gelişimi arasında bağlantı olduğu bildiriliyor.
 
Çocuklara evde ilaç tedavisi uygulanabileceği gibi bazı durumlarda hastaneye yatırılmaları da gerekebiliyor. Apne (nefes durması), siyanoz (morarma), taşipne (solunum sayısının artışı), oksijen satürasyonun düşük olması, solunum güçlüğüne bağlı beslenme güçlüğü, kardiyak hastalıkların eşlik etmesi hastaneye yatırma kriterleri arasında yer alıyor.
 
Bebeğinizi hastayken öpmeyin, öptürmeyin!
 
Alınacak önlemlerle bebeklerin ve çocukların RSV ile karşılaşma oranları azaltılabiliyor. Dr. Bozdağ, "RSV damlacık yolu ve eşyaları temas aracılığıyla bulaştığından bebeğin, nezle benzeri şikâyetleri olan kişilerle (kardeş, akraba, komşu vb) temasının engellenmesi gerekir" diyor. Yrd.
 
Doç. Dr. Şenol Bozdağ, alınabilecek önlemleri şöyle sıralıyor:
 
Bebeğe dokunmadan önce eller su ve sabunla yıkanmalı,
Bebeğin yanında sigara içilmemeli,
Bebeği kalabalık ve toplu yaşanan yerlere götürülmemeli (toplu taşıma araçları, eğlence merkezleri, kreş, okul vs).
Solunum yolları enfeksiyonu şüphesi veya ateşi olan kişi ve çocukların bebeğe teması önlenmeli; ebeveynlerin benzer şikâyetlerinin olması durumunda maske kullanılmalı.
Bebeğin oyuncakları ve kullandığı malzemeler temiz tutulmalı.
Bebeği öpmekten kaçınmalı.

 
Respiratuar Sinsityal Virüs (RSV) tedavisi nasıldır?
 
RSV'nin tam bir tedavisi olmasa da destekleyici tedavi uygulanabiliyor. Oksijensizliği önlemek, sıvı alımı düzenlemek, bronş kasılmalarını ve alevlenmeleri azaltmak tedavinin ana hatlarını oluşturuyor. Düzenli olarak ilaç kullanımı da hastalığın etkilerini hafifletiyor.
 




863b99e270c44c5bac6a33604245ec85