26 Aralık 2019 Perşembe

Huzursuz Bacak Sendromu nedir?

Huzursuz Bacak Sendromu nasıl tedavi edilir? Hangi pozisyonu deneseniz de yatakta ne kadar dönseniz de uykuya dalmada güçlük çekiyorsanız, huzursuz bacak sendromundan (RLS) muzdarip olabilirsiniz. Her yıl, dünyada milyonlarca insana tedavisi olmayan huzursuz bacak sendromu teşhisi konuyor. Huzursuz Bacak Sendromu hakkında bunları biliyor musunuz? Huzursuz Bacak Sendromu (RLS) nedir? Huzursuz Bacak Sendromu, hastanın bacaklarında hissetiği, ancak tam olarak tarif edemediği, rahatsız edici, garip bir his ve bunun sonucu olarak uykuya dalamama ile şekillenen bir sendromdur. Huzursuz Bacak Sendromu, genel olarak kronik bir şekilde bacaklarda rahatsızlık hissedilmesi olarak tanımlanır. Bu durumla mücadele edenler, farklı semptomlar tecrübe ederler; ancak RLS çoğunlukla bacakları hareket ettirmeye dair oldukça nahoş ve yoğun bir dürtü olarak ortaya çıkar. Gecenin bir yarısı, acı dolu bacak krampları ile uyanmak da yaygın bir şikâyettir. Problem genel olarak bacaklarda görülse de kafayı, kolları, üst bedeni ve vücudun diğer bölgelerini de etkileyebilir. Huzursuz Bacak Sendromu neden olur? RLS, sinir sistemindeki rahatsızlıklardan kaynaklanır ve aksamalar, kişinin bacaklarında ani sarsılmalara ve kontrol edilemeyen hareketlenmelere sebep olabilir. Nörolojik sorun, kişinin ağrı, gerginlik ve acı hissetmesine yol açar. Semptomlar, çoğunlukla insanlar gece uyuduklarında ya da uyumaya çalıştıklarında ortaya çıkar, tüm uyku düzenini bozar. Huzursuz Bacak Sendromu nasıl geçer? Huzursuz Bacak Sendromu'ndan muzdarip olduğunuzu düşünüyorsanız, romatizmal hastalıklar uzmanı ya da bir fizyoterapist ile görüşebilirsiniz. Doğal bir yöntem denemek isteyenler için ise basit bir tarif mevcut: Bir kalıp sabun. RLS için resmen kabul gören tıbbi bir tedavi olmasa "sabun yöntemi", birçok insanın oldukça etkili bulduğu doğal bir tedavi yöntemi bursa escort bayan olarak kabul ediliyor. Mümkünse kokusuz, taze bir kalıp kullanın; yeni olduğu sürece hiçbir sıkıntı yok. Sabunu çarşaflarınızın arasına ya da lastikli çarşafın altına koyun ve orada bırakın. Kimileri çarşaflarını korumak için sabunu önce temiz bir çorap içerisine koymayı tercih ediyor. Her iki türlüsü de iyi; kendiniz için en iyi olan yöntemi seçebilirsiniz. Bir ay geçtikten sonra sabunun nasıl göründüğünü kontrol edin; kurumuş ve pörsümüşse, eskimiştir ve yenisi ile değiştirilmesi gerekiyordur. Ya da en üst tabakayı kazıyarak altta kalan taze tabakayı açığa çıkarabilirsiniz. Önemli olan sabunu daima taze tutmaktır; çünkü bu yöntemin sabunun kururken yaydığı iyonlar sayesinde işe yaradığına inanılıyor. Tamamen kuruduğunda, iyon salmayı bırakır ve dolayısıyla işe yaramaz hale gelir. Sabun terapisini açıklayan, destekleyen ya da çürüten mevcut herhangi bir bilimsel çalışma olmasa da online bir araştırma dünyanın her yerinden sayısız insanın olumlu tanıklığını içeriyor. Bu insanlar, bir kalıp sabunla birlikte uyuduklarında, ağrılı bacak kramplarının ya da diğer RLS semptomlarının tamamen ya da en azından yeniden rahatça uyuyabilecekleri derecede kaybolduğunu iddia ediyor. Yaptıkları tek şey çarşaflarının altına bir kalıp sabun koymak, rahatlamak ve sabunun sihrini göstermesini beklemek. RLS ya da farklı bacak krampı sorunlarınız varsa eğer, bu yöntemi hemen bu gece deneyin; ne de olsa kaybedeceğiniz hiçbir şey yok, ama uykuda kalite ve rahatlık kazanabilirsiniz. Ucuz, basit ve söylenene göre oldukça etkili. Bu tedavi işinize yaramasa da en azından tonla para harcamış olmayacaksınız; yeni bir yatak ya da alternatif tedavi masrafları düşünüldüğünde… GECELERİ BACAKLARA KRAMP GİRMESİ Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL bursa escort Beyin Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Sultan Tarlacı, bireyin yaşam kalitesini bozan Huzursuz Bacak Sendromu'nun (HBS) ilerleyen yıllarda ciddi sorunlara yol açabileceğini söyledi. Huzursuz Bacak Sendromu'nun (HBS), sadece yaşam konforunu bozan bir rahatsızlık değil, ilerleyen yaşlarda karşınıza ciddi sorunlarla çıkacak nörolojik temelli bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, "HBS'nin genel tablosu şu şekildedir: Sıklıkla bazı kişiler geceleri yatağa yatar yatmaz kalkar, ayaklarını ovdurur hatta kalkıp leğenin içine sokar. Ya da gece evde odalar arasında volta atar durur. Genelde bu uykuya yatar yatmaz ya da hareketi sınırlayan uzun otobüs yolculukları sırasında da ortaya çıkabilir. Bazen de sinemada uzun süre sabit otururken ortaya çıkar ve kişi sinemayı bırakıp çıkmak durumunda kalır. Bu gibi kişilerin ayaklarında huzursuzluk, hareket etme isteği, uzatıp-çekme isteği gibi hisler oluşur. Bazen hasta bunu tanımlamakta da zorlanabilir. En belirgin ve baskın his 'karşı konulamaz hareket etme isteğidir.' Bu hareket etme isteği, yoğun olduğu zamanlar uykuya dalmayı ve uyku kalitesini ciddi şekilde etkiler. Uykusuz geceler arka arkaya eklenir" diye konuştu. Uyku kalitesini etkiliyor HBS'nin ilerleyen yaşlarla birlikte etkileri artan nörolojik bir hastalık olarak kişilerin karşısına çıkabileceğini ifade eden Prof. Dr. Sultan Tarlacı, "Kişinin hastalık öyküsü dinlenildiği zaman, genellikle akşam saatlerinde ortaya çıkan ve ilerleyen durumlarda gün içinde uzun süreli hareketsizlikten sonra bu bacak huzursuzlukları kendini gösterir. Bacakları hareket ettirmek rahatsızlığı kısmen geçirir. Bu yüzden HBS hastalarının çoğu uykuya dalmada ve uykuyu devam ettirmede güçlük yaşar. Ayrıca bu kişilerde uyku esnasında belirli aralıklarla görükle escort dans eder gibi bacak hareketleri görülebilir" dedi. Gebelik döneminde sıkça ortaya çıkıyor Prof. Dr. Sultan Tarlacı, hastalığın nedenlerine ilişkin olarak da şu bilgileri verdi: "Nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte beynin bazı bölgelerinde kandan demir alımının azalması ve dopamin adlı sinir ileticisinin etkisinde azalma sonucu HBS'nin geliştiği kabul edilir. Hastalık kadınlarda gebelik döneminde sıkça ortaya çıkmaktadır. Bu genelde demir eksikliğinden kaynaklanır. HBS olan her kadın hastaya kanda demir ölçümü yapılmalı ve demir düşük ise öncelikle yükseltilmelidir. Demir yükselmesi tek başına bile şikâyetleri geçirebilmektedir. Bazen de demir normal olsa bile demiri yüklemek veya daha da yükseltmek şikâyetlerde iyileşme sağlayabilir. Bir de aileden gelen HBS vardır ve bu genelde sürekli, yıllarca devam eden bir şikâyettir." Romatizma ile karıştırılabiliyor Hastalığın tedavi edildiğini belirten Prof. Dr. Sultan Tarlacı, hastalığın romatizma ile karşılaştırıldığını belirterek "Dopamin seviyesini artıran, Parkinson hastalığı tedavisinde kullanılan ilaçlar, HBS hastalığının da tedavisinde etkilidir. Ancak hastalara bu ilaçlar verildiğinde genelde hastalar bu durumu garipsiyor. 'Ben Parkinson hastası mıyım?' diye soruyorlar. Oysa ki HBS'nin dünyada ilk etkili tedavisidir ve İzmirli Doktor Şevket Akpınar tarafından bu ilaçların etki ettiği ilk fark edilmiştir. Akpınar, bilim dünyasına Parkinson hastalığında kullanılan ilaçların HBS'ye çok iyi geldiğini 1985 yılında araştırmaları ile bildirdi. O günden bu yana da dünyadaki nörologlar aynı tedaviyi uyguluyor. Bu tür tedaviye yanıt vermeyen hastalar da olabilmekte ve bu hastalarda başka grup ilaçlar da kullanılıyor ancak hangi ilacın seçileceğine uzmanın karar vermesi şarttır. Genel olarak tedavi ile hem hastaların hem de hekimlerin yüzünün güldüğü bir hastalıktır. Ancak hastalar sıklıkla nöroloğa değil de romatizma sanıp başka hekimlere gittiklerinden yıllarca bu rahatsızlık yaşamak durumunda kalabilmektedirler" diye konuştu. 7d8a03d9df0f4b358801d3da02b8854f

Ünlülerin fotoğraflarda çarpıcı görünmesini sağlayan püf noktalar

Her ünlü, fotoğrafta mükemmel gözükebilmek için kendi numarasını oluşturmuş durumda. Kamera açısına göre ünlülerin de görünümü değişebiliyor. İşte o ünlüler...

Blake Lively

Blake Lively dilini ağzının çatısına yükseltince çift çenesi kayboluyor. Çifte çene konusunda endişelenmemek için Blake bu basit numarayı kullanıyor. Boyun kaslarının istemeden büzülmesini sağlıyor.

Nicole Kidman

Nicole Kidman boynunu zorlayınca yüzü daha iyi görünüyor. Bu aktrisin gururlu duruşunu, çene çizgisini çizmenin başka bir yolu olarak nitelendirebiliriz. Nicole omuzlarını aşağı koyup başını yukarı çekince boynunu germiş oluyor. Bu numara, olası cilt kusurlarını ortadan kaldırıyor.

Taylor Swift

Taylor Swift, elmacık kemiklerini güçlendirmek için yanaklarını biraz ısırıyor. Amerikalı şarkıcının akıllıca kullandığı bu ısırma yöntemi, elmacık kemiklerinin güçlü durmasına yardımcı oluyor. Bu numara, çenenin etrafındaki belirgin kıvrımlar ile anlaşılabilir.

Megan Fox

Megan Fox dilini daha seksi görünmek için gösteriyor. Megan bu basit numara sayesinde cinselliği arttırıyor. Bazen, garip görünse de bu onun karizmasını veya çekiciliğini etkilemiyor.

Julia Roberts

Julia Roberts gözlerini oalbildiğince açıyor. Bu aktrisin ünlü Hollywood gülüşünde bir numara saklı. Geniş bir şekilde gülümserken, gözlerini de açmayı unutmuyor. Bu yöntem onu daha iddialı bir görünüm sahibi yapıyor.  Göz etrafındaki küçük kırışıklıkların oluşmasını da engelliyor.

Jennifer Lawrence

Jennifer Lawrence kaşını kaldırıyor ve gözlerine odaklanmıyor. Bu etkiyi elde etmek için Jennifer, kameranın yönüne bakıyor, aynı zamanda gözlerini başka bir yere odaklayabiliyor. Gizemli, dalgın bir bakış açısı yaratmaya yardımcı oluyor.

Meghan Markle,

Meghan Markle, izleyicisine daha yakın olabilmek için başını büküyor.Meghan programlarda arkadaşça bir görüntüye sahip olabilmek için kafasını eğiyor ve nazik gülüşü onu daha samimi görünen biri haline getiriyor.

Kirsten Dunst

Kirsten Dunst ağzının yarısı ile gülümsüyor. Hemen hemen her fotoğrafta aynı gülümsemeye sahip olan Kristen, bu gülümsemeye bağlanmış durumda.

c005ad1badcf430bbb537698c190e6d0

Bu sezon makyajda minimalizm moda

2018/2019 sonbahar ve kış makyaj trendlerinde bizleri neler bekliyor? QNET Sağlık ve Güzellik Uzmanı Sunny Shaper açıkladı.

2018/2019 sonbahar ve kış makyaj trendlerinde bizleri neler bekliyor? Cesur ve neon tonlara karşı gelen nude tonlar ve doğal görünümlü makyaj stillerinin bu yılın trendlerini etkilediğini belirten Sağlık ve Güzellik Uzmanı Sunny Shaper, no make-up stili ile ön planda olan doğal ve kusursuz makyajın detaylarını 4 başlıkta topluyor;

Kusursuz kontür

Yüz şekillendirme, bu sezonunda trendleri arasında. Elmacık kemiklerinizi şekillendirebilir, yüz hatlarınızı ince kontür uygulamaları ve yumuşak oyunlarla değiştirebilirsiniz. Hafif veya gösterişli bir kontur ile ince yüz hatlarına sahip olmanız mümkün.

Doğal ten görünümü

Bu sonbahar 2018 makyaj trendlerinde doğal ten makyajı ön planda. Doğal bir cilt makyajı için cilt tonunuza en yakın renklerde kullanılan bej tonlardaki fondötenler ile kusursuz görünebilirsiniz. Doğru tonlarda kullanılan fondötenlerle yüzünüzde maske etkisi olmadan kusursuz görünümünüzle dikkat çekmeyi başarabilirsiniz.

Makyajın tamamlayıcısı; allıklar

Kahve, bronz ve şeftali tonlardaki allıklar bu sezonun ön plana çıkan renkleri arasında. Yaz aylarında tercih edilen pembe allık tonlarının yanı sıra şeftali ve bronz tonlar yüzünüzde hafif bir sıcaklık yaratırken, makyajınızı sonbaharın renklerine göre tamamlayacak. Elmacık kemikleri üzerine yapılan allık uygulaması ile sağlıklı ve sıcak bir ten rengine nötr dokunuş sağlayacak.

Minimalist seçimler

Minimalist miktarda ihtiyaç duyulan no make-up makyaj trendi bu sezon göz makyajında da tekrar geri dönüyor. Sonbahar / kış 2018-2019 makyaj trendleri içinde kusursuz ten makyajının yanı sıra siyah eyeliner ön plana çıkıyor. Likit ve jel eyeliner ya da göz kalemi ile derin bakışlar elde etmeniz mümkün. Klasik görünümünüz solmadan, göz makyajınızda siyah ince bir eyeliner ile baştan çıkarıcı bir etkiye sahip olabilirsiniz. Günümüzde makyajsız görünüm, güzellik söz konusu olduğunda oldukça etkili. Sadece duş alın, cildinizi nemlendirin ve doğal makyaj uygulaması ile kapıdan dışarı çıkın, dünyayı güvenle keşfedin. Bu minimalist görünümü, çok şık bir gece elbisesi ya da iş yerinde bir takım elbise ile tamamlayıp, cildinizde doğuştan gelen güzelliği ve rahatınızı sergileyebilirsiniz.

0a39be516642467c97660d07cc906349

23 Aralık 2019 Pazartesi

Koç burcu nasıl anne olur?

Pısırıklığa ve geri planda durmaya tahammülleri olmayabilir.



Pısırıklığa ve geri planda durmaya tahammülleri olmayabilir.
Özgürlüğüne ve kendi hayatına düşkün koç anneleri, özel, içten ve dürüsttürler. Acelecilik, telaş ve sakarlık en dikkat etmesi gereken özelliklerindendir. Hantal, tembel ve yavaş hareket eden kimseye dayanamazlar, kendi çocukları olsa bile… Kafasına bir şeyi koyduğu zaman hemen onu eyleme dökmek isteyen bu anneler, oldukça pratiktir… Öyle saatlerce bir işle uğraşmalarını beklemek saflık olur. Herşeyi hızlıca halletmeyi ve kendilerine daha fazla vakit ayırmayı isterler ve severler...
Çok yumuşak, durgun ve dingin insanların yanında sıkılabilirler, çünkü dizginler daima bu erkeksi kadının elindedir. Spor yapmayı, hobileriyle uğraşmayı seven koç anneleri, çabuk kilo alıp verebilirler…Genelde biçimli ve kaslı vücutları vardır. Çabuk sinirlenirler ama kin tutmazlar. Kararsız insanları sevmezler çünkü onlar küçük yaştan beri ne istediklerini bilen kadınlardır. Duygusal olarak kendilerini çocuklarına açmakta zorlanan bu anneler, diğer taraftan sportif faaliyetler, türlü aktiviteler, kurslar konusunda çocuklarını kolay cesaretlendirerek, küçük yaşta lider özelliklerini çocuklarına kazandırmak isterler. Pısırıklığa ve geri planda durmaya tahammülleri olmayabilir. Bir çocuğun hem annesi, hem babası olabilen bu harika anneler çok dayanıklıdır.
İşte ünlü koç burcu anneleri:
Demet Şener
Jennifer Garner
 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



c9789d580302499891b6eac7a616c1f1

Yağmur ormanlarının bilinmeyen özellikleri

Dünyanın en önemli oksijen kaynaklarından yağmur ormanlarının içinde 30 milyona yakın canlı türünün olduğunu biliyor muydunuz? İşte yağmur ormanlarına dair bilmedikleriniz...

Ağaçlar bütün sene yapraklarını bir taraftan dökerlerken, diğer taraftan yenilerini sürdükleri için, yağmur ormanlarına daimi yeşil ormanlar da denilir.


Tropikal bölgelerde bulunan ve çok yüksek yağış alan ormanlardır.


Latin Amerika, Orta Afrika, ve Güneydoğu Asya'da geniş alan kaplarlar.


Milyonlarca yıl önce ortaya çıkan ve yeryüzünde yaşayan hayvanların yüzde 80'ini barındırır.


Burada hava birdenbire kararır ve gece olunca sürünen ya da tırmanan hayvanlar çığlıklar ve ötüşler arasında deliklerinden çıkar.

 


Bu bölgeye yılda en az 1.500 mm yağmur düşer.


Bu ormanlarda yaşayan canlı türlerinin sayısının 5-30 milyon arasında olduğu sanılmaktadır.


Dünyanın en büyük yağmur ormanı Güney Amerika'daki Amazon'dur.


 

 



 

 





 

 



 

 

 









bf6d28cefdc7465684cc875d637324ac

20 Aralık 2019 Cuma

Erkeklerde kısırlığı önleyen besinler

Doç. Dr. Necmettin Penbegül erkeklerde kısırlık nedenleri, tedavisi ve kısırlığı önleyen besinler hakkında önemli bilgiler verdi.

Kısırlık, tüm dünyada birçok hastalık ve nedenle yaklaşık 60-80 milyon çifti etkileyen bir sağlık sorunudur. Çiftlerin yaklaşık yüzde 40'ında kısırlık nedeni erkek faktörü kaynaklıdır. Hastalıklardan ve başka nedenlerden bağımsız olarak sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve kalitesiz bir yaşam tarzı da kısırlığa yol açan riskler arasındadır. Doç. Dr. Necmettin Penbegül, erkek kısırlığının nedenleri ve tedavide beslenme faktörünün önemi hakkında bilgi verdi.

Erkek kısırlığı pek çok nedene bağlı

Evli çiftlerin herhangi bir korunma yöntemi olmaksızın bir yıllık düzenli ilişkiye rağmen çocuk sahibi olamamaları "kısırlık" olarak değerlendirilir. Kısırlığın halen bilinmeyen nedenleri olmakla birlikte; sperm fonksiyon bozukluğu, varikosel, enfeksiyonlar, sperm kanal darlığı, hormonal bozukluklar ve genetik hastalıklar bu durumdan sorumludur. İleri yaş, sigara alışkanlığı ve alkol bağımlılığı, sağlıksız beslenme ve yaşam koşulları sperm fonksiyon bozukluğuna yol açan faktörlerdir ve kısırlık oluşumunda önemli rol alabilir.

Obezite ve yağlı beslenme sperm yapısını bozuyor

Vücut ve testis metabolizması arasında paralellik olduğu, yapılan bazı deneysel çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Bu nedenle sağlıksız beslenme koşulları nedeniyle vücut metabolizmasının yavaşlaması, sperm kalitesinin de zarar görmesine yol açabilir. Beslenmede ağırlıklı olarak yağlı yiyeceklerin tüketilmesi, trans yağ asitleri ve doymuş yağların tercih edilmesi testisin yağ metabolizmasını olumsuz etkilemektedir. Yine son yıllarda yapılan araştırmalarda olumsuz beslenme şartları ile ortaya çıkan obezitenin, hem spermin moleküler-fiziksel yapısını, hem de doğacak bebeğin gelişimini etkileyerek kısırlığa zemin hazırlamaktadır.

Saraçoğlu'ndan sperm sayısını arttıran keçiboynuzu kürü

Sağlıklı beslenme kısırlık tedavisinin bir parçası

Sağlıksız beslenme tarzıyla oluşan ve serbest oksijen radikalleri olarak adlandırılan zararlı maddeler, sperm DNA'sında hatalı kodlamalara yol açmaktadır. Beslenmenin üreme sağlığı üzerindeki etkilerinin tespitinden bu yana; kısırlığın tedavisi sırasında tüketilen gıdalar da önem kazanmıştır.

İşlenmiş etler yerine balık, taze sebze ve meyve…

Sucuk, salam, sosis gibi işlenmiş ürünler, sperm kalitesini olumsuz etkilemektedir. Yağ içeriği bol olan işlenmiş etlerin, soya ürünlerinin ve tatlılar semen kalitesini düşürücü özelliktedir. İşlenmiş etlerde; doymuş yağ asitleri, koruyucu maddeler ve hormonal artıklar bulunmaktadır. Doymuş yağ asitleri, vücuttaki serbest oksijen radikallerinin artmasına sebep olarak sperm kalitesini düşürür. Bu durumun aksine özellikle soğuk deniz balıklarının tüketilmesi; sperm sayı ve şekline olumlu etki sağlar. Ayrıca sebze ve meyvenin düzenli olarak beslenme programının içinde yer alması, etin yeterli miktarda tüketimi, doymuş yağlar ve işlenmiş gıdalardan uzak durulması sperm kalitesini artırmaktadır.

Bu besinler erkek kısırlığı ile savaşıyor

Coenzyme Q, karnitin içeren bazı besinlerin erkek kısırlığı üzerinde olumlu etkiler sağladığı bilinmektedir. Bunlar;

1. Kuzu eti başta olmak üzere kırmızı et ve et ürünleri
2. Süt ve süt ürünleri
3. Balık ve özellikle de soğuk deniz balıkları
4. Organik kümes hayvanları
5. Antioksidanlardan zengin meyve ve sebzeler
6. Karnitin içeren buğday ve buğday ürünleri
7. Coenzim Q içeren brokoli, karnabahar, susam, yer fıstığı gibi yağlı tohumlar

ff616e51c109422192fa5736987db4a7

Mutluluğun yüzde 90'ı bağırsaklarda üretiliyor

Enerji azlığı, yorgunluk, bitkinlik, depresyon ve anksiyete gibi rahatsızlıkların en önemli kaynağının bağırsaklar olduğunu biliyor muydunuz? Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. İsmet Melek, "Mutluluk veren serotonin üretiminin yüzde 90'ı bağırsaklarda gerçekleşiyor. Serotonini artırmak için yoğurt, kefir, ev yapımı turşu, şalgam tüketin" dedi

İstanbul'da düzenlenen "Mikrofon" adlı toplantıda, bağırsaklar olmak üzere tüm organlarda yaşayan bakteriler ve virüslerin oluşturduğu mikrobiyota tüm yönleriyle ele alındı. Toplantıya katılan çocuk enfeksiyon, kadın doğum, gastroentereloji, acil, yeni doğan, diyetisyen, çocuk gastroenteroloji, nöroloji alanlarından uzmanlar, kendi alanlarında mikrobiyotayı değerlendirip ilişkili olabilecek hastalıkları işaret ederek sağlıklı mikrobiyota için ipuçları verdi.


'Vücudumuzu yöneten maddeler bağırsakta'

Bağırsakların vücudun ikinci beyni olduğunu belirten Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. İsmet Melek, "Mikrobiyota büyük bir yapı. Beynimizin ağırlığı yaklaşık bin 400 gram ama bağırsaklarımızda taşıdığımız mikrobiyotanın ağırlığı 2,5 kilo. Vücudumuzda 23 bin gen var ve bunun 3,3 milyonu misafir. Bu nedenle taşıdığımız mikrobiyotanın hem genetik materyali hem de ağırlığı ve etkileri büyük. Bağırsaklarımız neden ikinci beyin olarak kabul ediliyor. Çünkü beynimizi yöneten kimyasal aracıların bağırsaktaki sayısı beyne eşit. Bağırsaklarımızda 100 milyon nöron var. Bunların salgıladığı sinirsel aracı maddeler dopamin, serotonin gibi vücudumuzu yöneten maddeler bağırsakta" dedi.

Bağırsaklar ve beyin birlikte işliyor

Serotonini 'hayat' olarak tanımlayan Prof.Dr. İsmet Melek, bu maddenin büyük oranda bağırsaklarda olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: "Enerji azlığı, yorgunluk, bitkinlik, depresyon ve anksiyetenin altında serotonin azlığı yatıyor. Peki serotonin nerede? Serotonin yüzde 90 bağırsakta, beyinde değil. Vücudumuz için çok önemli bir madde de dopamin. Dopamin eksikliğinde hareketlerin yavaşladığı, titremenin olduğu Parkinson hastalığı görülüyor. Dopamin nerede dersek? Dopaminin de yüzde 70'i bağırsaklarda.

Bu nedenle bağırsak ve beyin ekseni çok önemli. İşte bu saydığım aracı maddeler, dopamin, serotonin bağırsakta üretiliyor ve bunlar beyne ulaştırılıyor. Vücudumuzu yöneten aracı maddelerin bağırsakta üretilip vücudumuzu yönlendirdiğini biliyoruz. Yani stres, öğrenme, kavrama, günlük yaşam aktiviteleri, hareket hızı bağırsakta ürettiğimiz kapasiteye bağlı."


Antibiyotikler bağırsakları vuruyor

Araştırmalara göre, dünyada en çok antibiyotik kullanan ülkenin Türkiye olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Melek, "Çok sık ve hatalı antibiyotik kullanımı bağırsak ve beyin aksını bozuyor. Asıl bozulan şey ise bağırsakta ürettiğimiz bizim kısa zincirli yağ asitlerimiz. Bu faydalı maddeler faydalı bakterilere yol açıyor ve beyne etki ediyorlar. Bu nedenle yediğimiz gıdalar çok önemli. Ambalajlı gıda tüketimi de maalesef sorun yaratıyor. Akdeniz diyeti yapmayı, doğal ürünleri tercih etmeyi ve bizim prebiyotik dediğimiz yoğurt, kefir, ev yapımı turşu, şalgam gibi şeyleri tercih etmemiz gerekiyor. Diyetimizde bunların tüketimi artmalı. Sebze ve meyve tüketimi artmalı. Paketli gıdalar ne kadar çok tüketilirse bağırsak o kadar zarar görür ve kişi sonuç olarak mutsuz olur" diye konuştu.

Probiyotikler kolon kanserini önleyecek

Hacettepe Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Taylan Kav ise Türkiye'de kanserden ölümlerde ilk sırada bağırsak kanserlerinin yer aldığını belirterek "Çok sık görülüyor ve ne yazık ki sıklığı giderek artacak. Mikrobiyota bağırsak sağlığı için çok önemli. Daha önceden birtakım mutasyonlar sonucunda geliştiğini biliyorduk ama bunları başlatan çok büyük olasılıkla mikrobiyota Özellikle ağız mikropları önemli. Bunların arasında bir bakteri kanser gelişimini tetikliyor. Sonrasında üzerine eklenen diğer mikroplarla birlikte mutasyonlar genetik değişiklikler ortaya çıkıyor ve kanser gelişiyor. En önemli başlatan faktör mikrobiyota. Sadece kolon kanseri değil, diğer kanserlerde de özel birtakım probiyotik uygulamalarıyla tedaviden olumlu etkiler alacağımız zamanlar yakın. Bu nedenle probiyotikler ve mikrobiyota kolon kanserini engelleme ve tedavide faydalı olacak" ifadelerini kullandı.

Mide ilacı kullanırken dikkat!

Bağırsaklardaki yararlı bakterileri artırmak için lifli gıdalar tüketilmesi tavsiyesinde bulunan Prof.Dr. Taylan Kav şöyle devam etti: "Sebze ve meyve tüketiminin artırılması önemli. Bunun yanında ağızdaki bakterilerin bağırsağa geçişi engellenmeli. Bunun için uzun süre mide ilaçlarını kullanmamak gerekiyor. Şu anda onunla ilgili bir etki yok. Fakat bağırsağa geçişini hızlandırdığını biliyoruz. Uzun süre mide ilacı kullandığınız zaman midede asit olmadığında bağırsakta biraz daha yoğun görülüyor.

Mide cerrahisi geçiren kişilerde bağırsak mikrobiyotası kansere doğru gidecek yönde değişiyor. En önemli tavsiyemiz sebze ve meyve tüketiminin artırılması yönünde. Akdeniz diyeti şeklinde beslenmek önemli."


a75c77529b5f43dbbdc1a630fc0dabd1

19 Aralık 2019 Perşembe

Otizm nedenleri nelerdir ve tedavisi nasıldır?

İlk belirtileri bebeklik ya da çocukluk döneminde görülen otizm dikkate alınması gereken önemli bir hastalıktır. Çocuğun günlük yaşantısını yakından etkileyen otizm rahatsızlığında nasıl belirtiler görülür, otizm tedavisi nasıldır?

Erken çocukluk döneminde ortaya çıkan karmaşık bir nörogelişimsel bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı %1'e yakın olup, çocuk ve erişkinlerde benzer oranda görüldüğü bildirilmiştir.

OTİZM ŞİKAYETLERİ NELERDİR?

Konuşamama, sinirlilik, kendini sevdirmeme, dokundurmama, sarılmama, öpmeme, göz teması kurmama, yaşıtları ile oyun oynamama, tekrarlayıcı aynı, amaçsız davranışlar vb.

OTİZM BELİRTİLERİ

-Sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerinde bozulma

-Toplumsal ve duygusal karşılıkta yetersizlik

-İlişki kurma ve sürdürmede yetersizlik

-Basmakalıp ve tekrarlayıcı motor hareketler

-Sınırlı ve yoğun ilgi alanı

-Duyusal az ya da çok uyarılma

OTİZM TANISI NASIL KONULUR?

Erken çocukluk döneminde aile, okul, bakım verenlerin dikkatini çeken bulgular var ise çocuğun gelişimsel özellikleri çocuk psikiyatrisi uzmanı tarafından değerlendirilmelidir. Gerekli psikometrik testler ile birlikte tanısal izlem yapılmalıdır.

OTİZM TEDAVİSİ

Bireylerin düzenli olarak erişkin yaşa kadar , bazı bireylerde erişkin dönemde dahil klinik izleminin devamı gereklidir. Sosyal ve psikolojik beceri alanların desteklenmesi ve geliştirilmesi için özel eğitim ve rehabilitasyon programları planlanmalıdır. Bireysel ve aile terapileri, sanat, spor, müzik terapileri, farmakolojik (ilaç) tedavileri seçilecek alternatif tedaviler arasındadır.

Otizme beraberinde öğrenme güçlüğü ve zeka geriliği eşlik edebilir. Bu konuda izlem yapan ekibin ve aile bireylerinin dikkatli olması önerilir. Kazanılmış toplum becerilerin sürdürülebilmesi için bireyleri toplum içinde etiketlenmemesi, günlük yaşam alanlarında etkin rol alabilmeleri önemlidir.

47b53c74bb87456595bede6b75b92707

Badem yağı nedir, ne işe yarar? Badem yağının saça, cilde yararları ve faydaları nelerdir?

Badem yağı E vitamini, kalsiyum, çinko, demir, fosfor, selenyum, bakır, magnezyum ve niasin açısından oldukça zengin içeriklidir. Kullananlar tavsiye ediyor... Peki badem yağının başka ne faydaları vardır? İşte detayları...

Badem sağlık için birçok faydaya sahip besleyici bir besindir. Bu lezzetli besin saç ve cilt bakımında doğal bileşen olarak kullanılır. Badem yağı toksik olmadığı için güzellik bakımında da kullanılır.

Badem yağı nedir?

Badem, badem ağacı olarak bilinen prunus dulcis ağacının yenilebilir tohumlarıdır. Bademlere sık sık fındık denir, ancak badem şeftalinin içerisinde bulunan tohumlardır. Badem bütün olarak tüketilebileceği gibi, un veya süt haline de getirilebilir. Yağ açısından zengin olması bademi mükemmel bir yağ kaynağı haline getirir. Tatlı badem çeşitleri yiyecek, kozmetik ve yağ olarak kullanılır. Acı badem ise tıbbi özellikleri olduğuna inanılır. Ancak düzgün işlenmezse toksik olabilir.

Rafine ve rafine olmayan badem yağı

Bademin yağını çıkarmadan önce soyulur ve kurutulur. Rafine badem yağı bademlerde yüksek ısı ve işleme tabi tutularak elde edilir. Bu yöntem ham badem yağı içerisinde bulunan besinlerin birçoğunu yüksek sıcaklık veya kimyasal işlemler sırasında tahrip edildiğinden badem yağının besin değerleri olumsuz yönde etkilenir.

Rafine badem yağı yüksek sıcaklıklara dayanabilir ve rafine edilmemiş badem yağına göre daha ucuzdur. Bu da tüketiciler için maliyetli bir seçenek haline gelir. Rafine olmayan badem yağı yüksek ısı ve kimyasal maddeler kullanılmadan ham bademlerin sıkıştırılmasıyla üretilir. Isınma süreci badem yağının besin içeriğinin büyük bir kısmını muhafaza etmesine yardımcı olur ve mutfak kullanımı için iyi bir seçenek haline gelir.

Badem yağı beslenmesi

Badem yağı, bütün badem kadar olmasa da besleyici birçok faydaya sahiptir. Badem yağı, E vitamini için mükemmel bir kaynaktır ve az miktarda K vitamini içerir.

Beslenme dağılımı

1 çorba kaşığı (14 gram) badem yağının besin öğesi dökümü;

Kalori: 119
Toplam yağ: 13,5 gram
Doymuş yağ: 1,1 gram
Tekli doymamış yağ: 9,4 gram
Çoklu doymamış yağ: 2,3 gram
E Vitamini: RDI'nin % 26'sı
Fitosteroller: 35,9 mg

Yağ asitleri

Badem yağında bulunan yağ asitlerinin oranları şunlardır:

Tekli doymamış yağ: % 70
Çoklu doymamış yağ: % 20
Doymuş yağ: % 10

Doymamış yağlar kalp hastalığı ve obezite riskinde azalma da dâhil olmak üzere pek çok sağlık yararına bağlanmıştır.
Tekli doymamış yağlar, kalp rahatsızlığı için risk faktörü olan yüksek tansiyonun düşürülmesine yardımcı olabilir. Tekli doymamış yağlar kilo vermenize de yardımcı olur. Nitekim 1.460 kişinin bulunduğu 24 çalışmanın yakın tarihli bir derlemesinde, tekli doymamış yağların yüksek olduğu bir diyetin kilo kaybı için yüksek karbonhidratlı bir diyetten daha etkili olduğu bulunmuştur.

Badem yağının sağlığa olan faydaları

Kalp sağlığınızı korur

Badem yağı, kalp rahatsızlığı riskini düşürmek ve kan şekeri seviyelerini sabitlemek de dâhil olmak üzere geniş kapsamlı sağlık yararları sağlar. Kan basıncını ve kolesterol düzeylerini düşürmeye yardımcı olur ve kilo vermenizi sağlar. Tekli doymamış yağlar iyi kolesterol düzeylerini arttırır. Hem badem hem de badem yağının kötü kolesterol ve toplam kolesterol düzeylerini düşürür.

Güçlü antioksidanlar içerir

Badem yağı, E vitamin kaynağıdır. 1 çorba kaşığı badem yağı günlük ihtiyacın %26'sını karşılar. E vitamini antioksidan özelliklere sahip çözülebilir bileşiklerden oluşur. Bu bileşikler hücreleri serbest radikal adı verilen zararlı maddelerden korur. Serbest radikaller sağlık için gerekliyken vücutta çok fazla sayıda bulunursa zarar verebilir. Serbest radikallerin aşırı yüklenmesi oksidatif hasara neden olur ve kanser, kalp hastalığı gibi birçok kronik rahatsızlığa sebebiyet verir. E vitaminin fazla alınması yaşlı insanlarda kalp hastalığı, yaşla ilgili maküler dejenerasyın ve bilişsel düşüş riskini düşürmeye yardımcı olur.

Kan şekeri kontrolü için faydalıdır

Diyetinize badem yağı eklemek kan şekerinizi sabit tutmanıza yardımcı olabilir. Bu yağ tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlardan oluşabilir.

Karbonhidratların doymamış yağlarla değiştirilmesi, kan şekeri düzeylerini düşürerek insülin direncini ve uzun süreli kan şekeri kontrolünün bir göstergesi olan HbA1c düzeylerini iyileştirdiği gösterir.

Yapılan bir çalışmada, badem yağı ilave edilerek kahvaltı yapanların hem yemekten sonra hem de gün boyunca badem yağı tüketmeyen katılımcılara kıyasla daha düşük kan şekeri seviyesine sahip olduğu gözlenmiştir.

Badem yağı kilo vermenize yardımcı olur

Birçok kişi kilo vermeye çalıştıklarında yağlardan kaçınır, ancak doğru miktarda yağ tüketmek kilo kaybı için faydalıdır. Badem içeren sağlıklı bir diyet kilo vermenize yardımcı olur. Aynı şekilde, diyetinize badem yağı ekleyerek de kilo verebilirsiniz. Tekli doymamış ve çoklu doymamış yağlar vücut yağını azaltarak kilo kaybına neden olur.

Badem yağının güzelliğe faydaları

Badem yağı, doğal güzellik ürünlerinin popüler bir bileşenidir. Hafif ve yatıştırıcı özelliği hem cilt hem de saç için faydalıdır. Cildin su kaybını önlemeye yardımcı olur. Badem yağı cildi, saçları ve saç derisini yumuşak ve sulu tutmak için mükemmel bir tercihtir.

Badem yağının nemlendirici etkileri, kuru veya hassas cilde sahip insanlar için çok faydalıdır. Badem yağı, cildi güneş ışınlarından ve erken yaşlanmaya karşı koruyabilecek E vitamini ile doludur.

E vitamini hücreleri güneş ışınlarından korumasına yardımcı olabileceğini göstermiştir. Güneş ışınlarının ciltte sebep olduğu kimyasal ve yapısal değişiklikleri azaltır.
Rafine edilmemiş badem yağı cilt bakımında daha önemlidir. Çünkü rafine edilmemiş yağ, E vitamini bakımından daha yüksektir. Bu yatıştırıcı yağ, esneme izlerinin yayılmasını önlemeye bile yardımcı olur. Karın bölgesinde gevşeklik izlerinin yanı sıra kızarıklık ve kaşıntıları da azaltır.

Badem yağı nasıl kullanılır?

Badem yağı hem gıda hem de doğal cilt ve saç bakım ürünü olarak kullanılabilen çok amaçlı bir üründür.

Badem yağının mutfakta kullanımı

Badem yağı hafif tatlandırıcı bir yağdır. Yüksek sıcaklık, besin değerini yok edebilir bu yüzden rafine edilmemiş badem yağını pişirmede kullanmak gerekir. Pişirme işlemi tamamlandıktan sonra da gıdalara ilave edebilirsiniz.

Rafine edilmemiş badem yağını kullanmanın birkaç yolu:

• Rafine edilmemiş badem yağı, elma sirkesi ve doğranmış otlarla lezzetli bir salata elde edebilirsiniz.
• Yemeklerde ekstra bir tat sağlamak amacıyla kullanabilirsiniz.
• Makarnanızın üzerine biraz badem yağı ekleyebilirsiniz.

Güzellik rutininizin bir parçası olsun

Cildiniz ve saçlarınız için doğal bir güzellik yoludur. Badem yağı satılan birçok nemlendiriciden daha ucuzdur ve içerisinde zararlı içerikler bulundurmaz.

Cildinize veya saç bakım rutininize ekleyeceğiniz bazı yollar:

• Nemlendirici olarak kullanabilirsiniz.
• Dirsek, ayak ve ekstra kuru kalmaya eğilimli bölgelere uygulayın.
• Domates, badem yağı ve püre haline getirilmiş avokadoyu karıştırıp nemli saçınıza uygulayarak nemlendirici bir saç maskesi yapabilirsiniz.

Merve Ağdağlı / PembeNar Özel

70c3f09503fc49caafda397b4eccb778

Balık tüketimi kalp hastalığı ve alzheimer riskini düşürüyor

Balık her yaştan insanın rahatlıkla tüketebileceği, en sağlıklı protein kaynakları arasında yer alıyor. Zengin Omega 3 yağ asitleri ile birlikte D vitamini, selenyum ve iyot içeriyor, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyor. Beslenme Danışmanı Dyt. Ceren Çetin Asdemir, balık tüketmenin sağlığa olan faydaları hakkında bilgi verdi.

Haftada en az 2 kez balık tüketin

Balık başta olmak üzere deniz ürünleri sağlıklı bir diyetin vazgeçilmez parçalarından biridir. Kaliteli bir protein kaynağı olmakla birlikte, kalp ve damar hastalıklarına neden olabilen doymuş yağ asitleri bakımından fakirdir. Pek çok araştırma; balık ve özellikle balık yağı tüketmenin kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu olduğunu ortaya koymaktadır. Balık yağında bulunan Omega 3 yağ asitlerinin düzenli tüketimi;

Kardiyak ritim bozukluklarını düzenlemeye yardımcıdır.Kan basıncını düzenler. Damar yapısının korunmasına yardımcı olmaktadır. Omega 3 yağ asitlerinin yüksek dozlarının kontrollü tüketimiyle yüksek kan trigliserid düzeylerinin düştüğü ve inflamasyonun baskılandığı bilinmektedir.


Yapılan çalışmalarda haftalık 2 gr balık kökenli Omega 3 tüketmenin kalp hastalığı riskini 3 kat azalttığı görülmüştür. Haftada en az 2 kez balık tüketmenin; felç, depresyon, Alzheimer ve diğer kronik hastalıkların önlenmesinde etkili olduğu bilinmektedir. Ayrıca hamilelik ve emzirme döneminde bebeğin başta beyin olmak üzere sinir sistemi gelişiminde Omega 3 yağ asitlerinin bir başka deyişle balık tüketiminin oldukça önemli olduğu görülmüştür.


Omega 3- Omega 6 dengesi sağlık için önemli

Çok eski tarihlerde, insanların beslenme alışkanlıklarıyla paralel olarak Omega 3 yağ asitlerinden zengin besinler tüketilmekteydi. Günümüzde beslenme alışkanlıklarının değişip, sebze ve özellikle balık yönünden zayıf beslenilmesi sonucu vücuttaki Omega 3 - Omega 6 oranı ilkel dönemlere oranla bozulmuştur. Omega 6 yağ asidi kaynakları vücutta iltihabı (inflamasyonu) tetiklerken Omega 3 kaynaklarının iltihabı baskıladığı bilinmektedir.

Omega 6 kaynağı besinler günümüzde daha yaygın tüketilmektedir. Beslenme alışkanlıklarındaki bu değişimden kaynaklı Omega 3 - Omega 6 dengesinin bozulması sonucunda ise iltihap kaynaklı ve kronik hastalıklar kaçınılmaz olmaya başlamıştır. Birçok hastalıktan korunmak için düzenli olarak Omega 3 yağ asitleri olan aktif EPA- DHA alınması, Omega 3 - Omega 6 dengesinin tekrar sağlanması gerekmektedir. Bunun için de Omega 6 yağ kaynaklarının azaltılıp, Omega 3 yani başta balık olmak üzere deniz ürünlerinin düzenli tüketimini sağlanmalıdır.


Yüksek metal içeriği olan deniz ürünlerinden kaçının

Tüm bu olumlu etkilerin yanı sıra; deniz kirliliği nedeniyle başta balık olmak üzere tüm deniz ürünlerinin fazla tüketilmesi vücutta ağır metal birikim riskini artırabilmektedir. Bu nedenle; Hamsi, istavrit, uskumru, palamut gibi yüzeye daha yakın bulunan ballıkların ağır metal riski daha düşüktür. Kılıç balığı, kefal, lüfer, kalkan gibi dip balıklarının yüksek ağır metal içeriği bilinmektir ve bu türlerin tüketimini sınırlamak veya tüketmekten kaçınmak gerekir.

Mevsiminde ve bölgemizin denizlerinden yakalanan balığın tüketilmesi daha güvenilirdir. Sağlık üzerindeki tüm olumlu etkileri nedeniyle en azından haftada 2 kez balık tüketilmesi önerilmektedir. Ancak, 3 tarafı denizlerle çevrili ülkemizde dahi bu öneriyi çok az kişi uygulayabilmekte ve balık tüketimimiz çok sınırlı kalmaktadır.


fb86bd15b0c84d5fa2c5667810c030f7